• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 11 °C

Talabani’yle Erdoğan’ın bildikleri...

Hasan Cemal

YENİ BİR ‘UMUT YOLCULUĞU’ MU?
Celal Talabani geçen kasım ayı ortasında Süleymaniye’de bana bir ‘yol haritası’ açıklamıştı PKK’nın silah bırakması için: (1) Öcalan’ın hapishane koşullarını iyileştirmek... (2) Ateşkes... (3) PKK’lı militanların sınır dışına çıkması... (4) Yeni vatandaşlık tanımı... (5) Genel af... Gündemde şimdi böyle bir yol haritası olabilir mi? 

Umut otobüsü, umut yolculuğu... Bu deyimler, Ecevit’in Karaoğlan olarak CHP’nin başında olduğu 1970’lerde çok tutmuştu.

Umudumuz Ecevit sloganlarıyla inlerdi ortalık. Ecevit, meydanlardaki büyük karizmasıyla kitleleri dolduruşa getirir, ‘umut otobüsü’ne bindirir, her seferinde ‘umut yolculuğu’na çıkarırdı.

Ama ne yazık ki yolculuk hep hayal kırıklığıyla biter, beklenen olmazdı.

Galiba Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorunu ve PKK ile ilgili girişimleri de biraz buna benzemeye başladı.

Bir açılım başlıyor.

Ama arkası gelmiyor.

Umut otobüsü bir yerde devriliyor. Ve taraflar kesilen süreç dolayısıyla suçu birbirlerine atarken, kan ve gözyaşı yeniden akmaya başlıyor.

Kaç kez yaşandı bu hayal kırıklığı...

Yine mi yaşanacak?

Keşke yaşanmasa...

Keşke PKK dağdan inse, silah bıraksa ve artık şiddet yerine siyaset konuşmaya başlasa...

Kaç yıldır bunu yazıyorum.

Eski deyişle, silahın miadını artık doldurduğunu, kullanım süresinin bittiğini söylüyorum.

Ama bunu söylemek yetmiyor.

Çünkü, sadece iyi niyetli temennilerle bir yere varılamayacak kadar karmaşık, derine giden, çok boyutlu ve 1990’lardan itibaren iç içe geçmeye başlamış Kürt ve PKK sorunlarıyla karşı karşıyayız.

Murat Karayılan’ın bir sözünü anımsıyorum. İlk ‘açılım’ın kapalı kapılar arkasında pişirildiği 2009 yılının Mayıs ayında bana Kandil’de söylediği bir cümle Milliyet’in manşetine oturmuştu:

“Dağa piknik yapmak için çıkmadık!”

Şimdi lafı uzatmak istemiyorum.

Başbakan Erdoğan’la sözcülerinin Öcalan’la yeni bir ‘İmralı süreci’nin başladığını açıklamaları elbette umut verici.

Keşke sonuç alınsa...

Ve PKK silah bıraksa...

Ama demin belirttiğim gibi keşkeler yetmiyor bu yakıcı meselede...

Ayrıca şimdilik sadece iktidar tarafının bize söylediklerini biliyoruz. Perde arkasında ne olup bittiği konusunda herhangi bir bilgimiz yok.

O yüzden bugün için temennilerle yetinmekten başka çare gözükmüyor.

PKK’nın dağdan inme konusunu ben son olarak, bu dosyayı çok uzun yıllardır tüm dengeleriyle birinci elden bilen Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’yle konuşmuştum.

Halen Berlin’de sağlığına kavuşmak için tedavi görmekte olan Mam Celal’in, 15 Kasım 2012’de Süleymaniye’ye tepelerden bakan Debaşan’daki evinde söylediklerini ertesi gün Milliyet’te özetlemiştim. 

* * * 

Celal Talabani, bir bölümü yazılmaması kaydıyla yaptığımız konuşmada bir ara şunu çıtlattı:

“Geçen yıl eylül ayındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Tayyip Erdoğan’la buluştuk. Kendisine dedim ki:

‘PKK bana geldi. Silah bırakmaya hazır olduğunu söyledi, (Bunu söylerken, bana doğru eğildi, ‘silah bırakmak’tan söz ediyorum, ‘ateşkes’ten değil dedi). Bunun için iki koşulu vardı. Biri genel af, öteki anayasadaki vatandaşlık tarifinin yeniden yapılması ve Türk sözcüğünün çıkarılması...’

Erdoğan genel affın kolay olmadığını, kamuoyunun buna hazır olmadığını söyledi. Bu arada bir noktaya değindi. Kendisinin milliyetçi değil Müslüman olduğunu belirtti ve ‘Herkes benim kardeşim’ dedi.

Ben de o zaman Hazreti Muhammed’i örnek alabileceğini söyledim. Mekke’yi zapt ettiği zaman herkesi nasıl serbest bıraktığını anlattım Hazreti Peygamber’in...

Genel af olmayacaksa, dağdakiler ineceklerse, nereye inecekler, hapishaneye mi diye sordum ve bunun gerçekçi olamayacağını söyledim

Celal Talabani de, iki gün önce görüştüğüm Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani gibi aynı çağrıyı yaptı PKK’ya:

“Silahlı mücadelenin süresi dolmuştur, artık dağdan iniş zamanıdır. Che’ler, Ho Şi Min’ler çoktan tarih olmuştur.”

Bunun altını çizdikten sonra Talabani’nin ağzından bir cümle daha çıktı:

“PKK’ya bunu her seferinde söylüyorum ama hâlâ ikna olmuş değiller.”

Talabani, PKK ile diyalog kapısını yeniden açmak gerektiğini belirttikten sonra Mesut Barzani’nin Erbil’de bana söylediğinin altını kalın olarak çizdi:

“Diyalog kapısını bir tek adam açabilir, Öcalan... Ve ancak hapishanedeki o adam, Abdullah Öcalan dağdakileri indirebilir.”

Celal Talabani özetle şöyle bir yol haritası çıkardı, PKK’nın dağdan iniş süreci için:

(1) Öcalan’ın hapishane koşullarının iyileştirilmesi... (Bu konuda birinci aşamada iyileştirme, ikincide ev hapsi, üçüncüde af diyor ve bu aşamaların yol haritası sürecinde zaman içinde geçileceğini söylüyor)
(2) Gerçek ateşkes...
(3) PKK’lı militanların Türkiye sınırları dışına çıkmaları...
(4) Yeni vatandaşlık tanımı...
(5) Genel af...

Talabani’nin ‘yol haritası’nın özeti böyle.”

* * *

Celal Talabani’yle yukarıdaki röportajım 16 Kasım 2012’de çıktı Milliyet’te. Talabani’nin bu ‘yol haritası’nı açıklarken Kandil’in bakış açısını bildiğini de düşünebiliriz.

Talabani’nin bildiklerini acaba Tayyip Erdoğan da biliyor mu?..

Gündemde şimdi böyle bir yol haritası olabilir mi?

Bu konu daha çok yazılacak.

Bu pilav daha çok su kaldırır çünkü...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89