• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 19 °C

Tahribat değil tamirat

Yalçın Akdoğan

Son dönemde AK Parti iktidarına yönelen haksız ve insafsız suçlamaları görünce insan üzülüyor. Aslında AK Parti kurulduğu günden bu yana karalama kampanyalarına maruz kaldığı için bu alışık olduğumuz bir durum. Alışık olmadığımız ise hiç beklemediğimiz kişilerin buna alet olması ve muhtevanın da muhafazakar camiayla ilgili olması. Özellikle “Cemaatleri tasfiye ediyor, 28 Şubat’ın yapmadığını yapıyor, muhafazakar bir iktidar eliyle dini gruplar devre dışı bırakılıyor veya sisteme eklemleniyor”türü yorumlar açık bir haksızlık içeriyor.

Türkiye’deki dini/muhafazakar grupların hükümete ve uygulamalarına yönelik olumsuz bir kanaate sahip olmadığı malum. Yapılan tezviratın bu kesimlerce paylaşılmadığı da çok açık. Üstelik muhafazakar kesim bu karalama kampanyasından ve üretilen gerilimden son derece rahatsız...

Bu kargaşa karşısında insanın içinden Bediüzzaman Hazretleri gibi haykırmak geliyor: “Medar-ı iftiharım olan mehasinim, şimdi günah sayılıyor! Artık nasıl itizar edeyim, mütehayyirim!”

İstihbarat oyunları, her dönemde muhafazakar camia için bir sıkıntı oluşturmuştur. Manipülasyonlar, yönlendirmeler, haksız ithamlar her devirde türlü yöntemlerle sahnelenmiştir, ancak çok şükür insanımızın sağduyusu ve basireti bu hilelere galip gelmiştir.

Farklı zaman ve zeminlerdeki meseleleri bağlamından kopararak bambaşka bir şekilde bugüne taşımak, hakikati çarpıtmak ve büyük bir haksızlığa kapı açmak olur.

Üstad hazretlerinin dediği gibi “cerbezenin tavr-ı acîbi, zaman ve mekânda müteferrik şeyleri toplar, bir yapar. O siyah perde ile her şeyi temaşa eder”.

Her konudan eleştirilecek bir şey çıkarılabilir, bunları allayıp pullayıp farklı bir ambalajla sunmaya çalışmak ehl-i hakikate ve insafa yakışmaz: “Müteferrik büyük işlerde yalnız kusurları görmek cerbezeliktir; aldanır ve aldatır. Cerbezenin şe’ni, bir seyyieyi sümbülendirerek hasenata galip etmektir”.

Bediüzzaman’ın şu dersini çok iyi idrak etmeliyiz:

“Bazı kabahatli adam; kabahatini setr için, başkasını jurnal veya buranın hâli gibi müdahane eder. Şimdiki hafiyeler, eskisinden beterdirler. Bunların sadakatine nasıl itimat olunur? Adalet, onların sözüne nasıl bina olunur? Hem de cerbeze ile, insan adalet yaparken zulme düşüyor. Zira; insan kusursuz olmaz; fakat, zaman-ı medid ve efrad-ı kesire içinde ve tahallül-ü mehasinle tadil olunan müteferrika kusurlar cerbeze ile cem’, bir zaman-ı vahidde, bir şahs-ı vahidde sudurunu tevehhüm ederek, şedit cezaya müstahak görür. Halbuki, zulm-ü şediddir”.

***

AK Parti iktidarı görevi gereği tüm toplum kesimlerinin gelişimine imkan sağlamış, herkesin teneffüs ettiği demokratik atmosferi geliştirmiştir. Bireyler tek tek sahip oldukları nimetler kadar umumi refah ve huzurdan da geçmişle kıyaslanmayacak derecede istifade etmiştir. Takdir duygusu herkeste olmayabilir, ancak tahkir ve tezyif duygusu özel çaba gerektirir. Bediüzzaman, Cenab-ı Hakkın inansın inanmasın herkes için sunduğu nimetlere karşı şükran duyulması gerektiğini anlatırken şöyle der: “O gibi umumî nimetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek, en büyük küfran-ı nimet sayılır. Hal bu merkezde iken, bazı insanlar şahıslarına âit hususî nimetlere karşı Allah’a şükrederlerse de, şu umumî nimetler onlara şümulü yokmuş gibi, fikirlerine bile gelmiyor. Halbuki, en büyük nimet, âmm ve dâimî olan nimetlerdir”. Benzer şekilde iktidarın tesis ettiği güven ve istikrar ortamı herkes için büyük bir kazanç olmuştur. Adaletin, hukukun, özgürlüğün, demokrasinin gelişimi herkes için büyük bir kazanım olmuştur. Gelinen noktada AK Parti’yi tam tersi bir konuma oturtmaya çalışmak insaf düsturlarıyla bağdaşmaz.

Meseleleri kişiselleştirip fitnenin değirmenine su taşıyanlar hakikate değil nefislerine tutunmuş olurlar. Gurur, inad, benlik, üste çıkma gayreti sadece ihtilaf ve iftiraka kapı açar.

Bazıları kardeşlik vurgusundan rahatsız olsa da biz kardeşlik demeye, ittifak ve ittihad vurgusu yapmaya mecburuz. Siyasi polemikler su üzerine yazı yazmak gibidir, dindarlar arası ilişkilere yönelik konular ise tarihin sayfalarına silinmeyecek şekilde kazınır ve asırları aşan tahribat meydana getirir. Bizim görevimiz tahribat değil tamirattır, husumet değil muhabbettir...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89