• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 18 °C

Suriye’ye girmek

Gökhan Bacık

Bir süredir Ankara’da “kulaktan kulağa yayılan bir dedikodu” var. Buna göre Türkiye bir şekilde Suriye’ye askeri olarak girmeye hazırlanıyor.

Türkiye tuhaf bir yerdir. Politik dedikodulara bazen itibar etmek gerekiyor. Siyasette yoğun bir entrika ve şeffaflık sorunu olduğu için “dedikodudur geçin” demek her zaman pek kolay olmuyor.

Kritik olan son bir iki gün içinde hem CHP’li hem MHP’li bazı önemli isimler, Türkiye’nin Suriye’ye asker kullanarak gireceği yönündeki dedikoduları dillendirdiler.
 
Müdahale isteği
 
Ancak dedikoduların ötesinde, uzun bir süredir Türkiye’de bazı önemli siyasilerin açıklamalarını deşifre ederek okuyunca Suriye’ye girme konusuna gönüllü olunduğunu görmek mümkün.

Nitekim hiçbir zaman kabul edilmese bile Türkiye başlangıcından beri Suriye’de sahada savaşın içinde.

Bir kere şunu görmek lazım: Suriye meselesi Türk dış politikasında “devrimsel bir öneme” sahip.

Çünkü ilk defa Türkiye açık biçimde bir komşu ülkede rejimin yıkılması için uğraşıyor. Bunun için muhalifleri eğitiyor, Esed rejimine karşıt olan gruplara silah yardımı dahil her ileri düzey yardımı yapıyor.
 
Suriye’ye orduyu göndermek
 
Ancak Türkiye’nin yaptığı hiçbir faaliyet bir askeri güç ile Suriye’de sahaya inmek anlamına gelmiyor. Suriye’de “dengeyi değiştirmek için bu ülkeye asker yollamak” siyaseti bambaşka bir aşamaya götürmek anlamına geliyor.

Burada bazı noktaların altını çizmek gerekiyor.

Birincisi, Suriye’de Türk ordusunun amacı ne olacaktır? Bazı güvenli alanlar oluşturmak mı? Doğrudan muhaliflerle beraber rejime karşı savaşmak mı? Bu ihtimallerden hiçbiri kolay iş değildir.

Suriye denilince, keskin ve acımasız bir saha savaşının yapıldığı yerden bahsediyoruz. Ankara’da yapılan bazı planlar, iki yıldır bir iç savaşın yaşandığı Suriye’deki gerçeklere uymayabilir.

İkincisi, Suriye’de sembolik bir harekat başarılı olabilir. Ancak dengeleri kökten değiştirecek bir işe girişilirse buna İran ve Rusya ne diyecektir?

Geçen gün Hizbullah, Suriye’de Nusra Cephesi’ne artık açıkça savaş ilan etti. Mesela Suriye’ye gönderilen Türk askerleri ile Nusra Cephesi “dolaylı bir ortaklığa” girerse Hizbullah (ve İran) ne yapacaktır?

Üçüncü nokta, bölgede gelişen Sünni-Şii ayrımıdır. Türkiye’nin askeri olarak Suriye’ye girmesi -Yemen’deki son gelişmelerle ilgili bölge ülkelerinin tepkisi de düşünülürse- Ortadoğu’da Sünni-Şii gerilimini bir ileri safhaya taşıyacaktır.

Suriye’de yani sahada stratejik kayıplar yaşayan İran, Türkiye’ye karşılık verecektir. Bu karşılık “mutlaka askeri olarak olacak” anlamına gelmez.

Kısacası, Türkiye’nin Suriye içine askeri olarak girmesi bölgesel stratejiler açısından kaçınılmaz olarak kısa veya uzun vadeli bazı karşı stratejiler geliştirecektir.
 
Savaş propagandası
 
Peki, “Ankara dedikodularının” dediği gibi seçim propagandası bağlamında Suriye’ye girilir mi?

Küçük, ölçülü bir askeri manevra yapılarak bunun medya aracılığı ile Türk iç kamuoyuna bir “destan gibi” yansıtılması mümkün olur mu?

Aklı başında bir kişinin “olur” demeyeceği şeyleri Türkiye’nin geldiği noktayı düşününce maalesef hesaba katmak gerekiyor. Ancak burada şunu sormak lazım: “Suriye’ye asker sokmak” Türkiye’de seçmen nezdinde pazarlanabilir bir strateji midir?

Ne olursa olsun şunu unutmamak lazım: Suriye öngörülebilir bir çatışma değildir. Küçük ve yönetilebilir amaçlar için başlayan bir macera zincirleme büyük reaksiyonlara yol açabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89