• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -2 °C

Suriye'ye girelim gerisi Allah kerim saplantısı

Yavuz Baydar

Türkiye'nin 'sıfır sorunlu komşuluk' politikasının çökmüş olduğu artık genel kabul gören bir gerçek.  

Bir zamanlar 'yüksek ahlaki zemin' fikrinden türeyerek, 'yumuşak güç', 'karşılıklı ekonomik bağımlılık' ve 'barışçı kültürel bakış takası' gibi çoklu bir sacayağı üzerine oturtulmuş bulunan 'doktrin'den bugünlerde söz etmek, acı bir şaka gibi algılanıyor.

Yakın cenahta beş ülke ile diplomatik ilişkilerin ya namevcut veya asgaride olması, açıktır ki başarı olarak görülemez. 

Neden böyle oldu? 

Çok basit: Sorunları sıfırlamak veya sıfırlama esnasında zincirleme tepki ile ortaya çıkabilecek başka sorunları önlemek çok ciddi, kararlı ve akıllı bir 'çatışma çözümü' stratejisi gerektiriyordu.  

İsmi ne çatışma çözümü ne de uzlaşma ile bir araya gelebilmiş bir AKP lideri/Cumhurbaşkanı ile bu siyasetin iflasa mahkûm olduğu, çok geçmeden ortaya çıkan birbirinden beter kilitlenme ve husumetler sayesinde anlaşıldı. 

Sanki Türkiye'nin bölgesel özgül ağırlığını sıfırlayan bu başarısız tecrübe yetmezmiş gibi, şimdi de savaş fikriyle oynama noktasına gelip dayandık. Tedirginlik artıyor; emareler öyle ki, Suriye'ye ha girdik ha gireceğiz. 

Tedirginlik deyip geçmeyelim. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in gerçekten hangi nedenle geçici olarak aktif görevden çekildiğini bilemiyoruz.  

Spekülasyonlar had safhada; bunların başında da Suriye'yle girişilecek doğrudan bir savaşın siyasete alet edilme riskinden duyulan rahatsızlık geliyor. 

Muktedirin, temel kararların kaynağını tekleştirme, ortak devlet aklı ve kurumsal hafızayı hiçe sayma, kimseyi dinlememe adeti, tüm devlet organlarının yapısını, sınırlarını, geleneklerini, işleyişini ve güvenilirliğini zorluyor.  

Bunu AYM, YSK, HSYK gibi örneklerde izliyoruz, TSK'da da aynı iç sıkıntının yayılmakta olduğu görülüyor. 

Suriye politikası, saplantının esiri 

Kendisinden geriye Tunus dışında anlamlı bir şey kalmayan Arap Uyanışı'nın Suriye'ye sirayet ettiği ilk zamanlarda, hak arayan Sünni ağırlıklı kesimin Şam'ı uzlaşmaya, dönüşüme doğru zorlayacağı, Baas rejiminin yıkılacağı gibi bir düşünce yeşermişti, ama bunun bir yanılsama olduğu çok geçmeden anlaşıldı.  

Suriye sorununun yıllara yayılacağını anlayan anladı, ama AKP anlamamakta direniyor.  

Tek bir kişinin meseleyi şahsileştirmesi, çekiştirip durması nedeniyle Türkiye'nin Suriye politikası bir saplantıya dönüştü.  

Hayalperestlikle maceraperestlik kol kola girdi. 

Suudlar’la piyonlaşma süreci

Bu saplantının çekirdeğine şimdi bir de, ülkeyi çoklu mezhep savaşının içine elektrikli süpürge gibi çekecek bir Suud-Türkiye ittifakı da yerleşmiş durumda.

Sadece NATO'yu ve ABD'yi değil, İran, Rusya ve hatta Çin'i de karşısına almaya aday, akla fikre zarar, -içinde tabii AKP lehine de buram buram popülizm ve 'mali kaynak' kokan- bir 'yeni durum' kapımızı çalmakta. 

Suriye, hiç mi hiç küçümsenmeyecek bir güçtür. Haydi iyi eğitim görmüş ordusunu bir yana bırakalım; elinde daha ne kadar kimyasal silahı saklı tuttuğunu bilmiyoruz.

Ama, yok olmayla karşı karşıya kaldığında her şeyi göze almış bir rejimden de söz ediyoruz.  

Dahası, Suriye'nin Türkiye içinde nasıl bir tahribat network'ü olduğunu da bilmiyoruz. 

Sözü Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış'a bırakarak bitireyim.  

Today's Zaman'a mülakatında, dün şunları söylüyordu Yaşar Bey: 

“Suriye rejimin ne zaman çökeceğini kestirmek, deprem tahmini yapmak kadar zordur. Üç gün sonra da olur, üç sene sonra da... Evvelce böbürlenerek deniyordu ki, Şam'a üç saatte gireriz. Ama sınırdan sadece 40 km ötedeki Süleyman Şah Türbesi'ne giderken son derece dikkatli olmak gerekti. Unutmayın, bölgedeki aktörlerden, mesela Kürtler’den de yardım alındı. Şam ise 400-500 km uzakta!” 

“Türkiye'nin Suriye'ye girmesi çok kolaydır, ama çıkması hemen hemen imkânsızdır.” 

“Eğer komşu ülkedeki rejimi devirme uygulaması adet halini alırsa, başka bölgesel güçler de aynısını Türkiye'ye yapmaya kalkabilir.” 

Hülasa, ucuz siyasi hesaplar uğruna ateşle oynuyorlar.  

Allah akıl fikir versin demekten başka çare yok.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89