• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 8 °C

Suriye politikasında yeni bir sayfa

Gülay Göktürk

Son günlerde Suriye Kürdistanı konusunda peş peşe yazdığım yazılarda hep aynı şeyi söyledim: "Irak'ta yapılan hatayı tekrarlamamak, PYD'ye karşı düşmanca bir tutum almak yerine iletişime girmek gerekiyor. Türkiye'nin izlemesi gereken siyaset, yine bölünme fobisinin esiri olup bütün bu oluşumları tehdit olarak değerlendirmek değil; dost bir tutumla süreci etkilemeye çalışmak olmalıdır.

Ankara'nın önümüzdeki günlerde PYD başta olmak üzere Kürt partileriyle bir araya gelip, Suriye Kürdistanı ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açması neden olmasın? Bu hamle aynı zamanda Esed'in oyununu boşa çıkarmak demek değil midir? Her üç parçada Kürtler'in desteğini kazanan bir Türkiye'nin bölgede ve dünyada çok daha önemli bir güce sahip olacağını görmek için dış politika uzmanı olmak gerekmiyor. Takıntılardan biraz kurtulmak yeterli" dedim.

PYD Eş Başkanı Salih Müslim'in Davutoğlu'nun davetiyle Türkiye'ye gelmesi ve görüşmelerin ardından yapılan açıklamalar, hükümetin kısa bir yalpalama döneminin ardından Suriye Kürt bölgesine ilişkin politikasında doğru bir hatta girdiğini gösteriyor.

Gerçi Başbakan Erdoğan Müslim'in "uyarmak" için çağırıldığını söyledi ama bu ifadelerin MHP başta olmak üzere şoven milliyetçilerin giriştikleri yoğun salvoya karşı "iç politika gereği" söylenmiş sözler olduğunu tahmin etmek zor değil.

Konuşmaların asıl muhtevasını Müslim'in görüşme sonrası yaptığı açıklamalardan öğreniyoruz. "Görüşmelerden hem Türkiye hem de Kürtler adına önemli ve olumlu sonuçların ortaya çıktığını; Türkiye'nin PYD'ye karşı tavrının değiştiğini" söyleyen Müslim, Suriye Kürdistanı'nda geçici yönetim konusunun tartışıldığını ve bu konuda yetkililerin "Bu sizin hakkınızdır" dediğini aktarıyor.

Hem siyaseten hem ahlaken doğru

İşte olması gereken budur. Bu iletişim sayesinde Türkiye hem Esed'in oyununu boşa çıkarmış olacak hem de PYD'yi ve Suriye Kürdistanı'ndaki gelişmeleri daha fazla etkileme imkanına kavuşacak. Ayrıca açılan bu yeni sayfanın Türkiye'nin Suriye politikasının bütünü açısından da yeni açılımlar, yeni imkanlar sağlaması mümkün olacak.

Ve Türkiye bu iletişim imkanını elbette yarın öbür gün Suriye Kürdistanı'ndaki siyasi güçlerden biri -örneğin PYD- kendi dışındaki diğer güçler üzerinde baskı uyguladığı, demokratik meşruiyet çizgisinin dışına çıktığı, şiddete başvurmaya kalktığı takdirde uyarmak için de kullanacak.

AK Parti'nin bu politika değişikliği sadece Esed'in oyununu boşa çıkardığı için ya da Türkiye'de çözüm sürecinin büyük bir darbe almasını engellediği için doğru değil; aynı zamanda -ve daha önemli olarak- yıllardır döne döne savunduğu "ahlaki dış politika"nın gereği olduğu için doğru.

Aksi olsaydı, yani Filistin'de işgalci İsrail'e karşı Filistinliler'in meşru haklarını savunurken, Mısır'da darbecilere karşı Mısır halkının iradesini temsil eden Mursi'nin yanında saf tutarken, Suriye'de zalim bir diktatöre karşı mücadele edenleri desteklerken, "şu ya da bu çıkarı değil, adaleti savunduğunu ve haklı olanın yanında yer aldığını" söyleyen Türkiye, sıra Suriye Kürdistanı'na gelince orada yaşayan Kürtler'in özerklik iradesine karşı çıkıp "ulusal çıkarlarım gereği izin vermem" deseydi, "ahlaki politika" ilkesi çökmüş olmaz mıydı?

"İç politika gereği"

Peki AK Parti iktidarı doğru olanı yaparken, neden bunu göğsünü gere gere bütün kamuoyuna açıklamıyor da bazı aktörler farklı, bazıları farklı konuşuyor?

Ben siyasetçilerin zaman zaman "iç politika gereği" farklı, dış politika gereği farklı konuşmalarını zaten hiçbir zaman anlamamış ve doğru bulmamışımdır.
Bu defa da anlamıyorum ve yadırgıyorum.

MHP'nin "Bir dakika beklemeyelim, bodoslama müdahale edelim" tutumunun, biraz iz'anı olan insanlar üzerinde herhangi bir etki yapma ihtimali var mı ki AK Parti Suriye Kürdistanı'yla dostluk politikasını açık açık savunmuyor?

Doğru politikaları sadece siyasi partilerin ya da siyasi liderlerin anlaması yetmez. Bu politikalar geniş kitleler tarafından da kavranmalıdır ki, toplumlarda kalıcı bir bilinç sıçraması yaşanabilsin; demokratik siyasetin ilkeleri içselleşebilsin.

AK Parti'nin muhafazakâr kitlelerde hâlâ önemli bir etkiye sahip olan bölünme fobisini etkisiz hale getirmeden; "Bağımsız Kürdistan" fobisiyle mücadele etmeden; özerklik, federasyon gibi ihtimalleri muhafazakâr kitlelerin "korkulu rüyası" olmaktan çıkarmadan çözüm sürecini ilerletmesi de oldukça güç görünüyor.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89