• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 1 °C

Suriye krizi ve artan maliyetleri

Şahin Alpay

Geçen yazın Gezi Parkı kitle protestolarından, özellikle de 17 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasından bu yana yazılarımda neredeyse tamamen iç siyasete kapandığımın farkındayım.

Ne var ki şimdilerde dünyada, hele çevremizde olup bitenler Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor. Bunların başında, artık iyice bir iç sorun haline gelmiş olan Suriye krizi var.

Hatırlayalım: Üç yıl önce Suriye halkı 1970’ten beri devam eden Esad ailesi diktatörlüğüne karşı barışçı gösterilerle ayaklandı. Beşar Esad gösterileri kanla bastırdı, ama muhalefetin silaha sarılması üzerine birinci yılın sonunda iktidarı kaybetmeye yakınlaştı. Ne var ki Esad, Rusya’nın verdiği silahların, İran’ın ve Lübnan’daki Hizbullah’ın sağladığı savaşçıların desteğiyle ayakta kalmayı başardı. Batı’nın, muhalifleri hemen tamamen yalnız bırakması sonucunda muhalefet saflarında radikal Sünni İslamcılar ağır basmaya başladı. İslamcıların yükselişi içeride ve dışarıda muhalefete verilen desteği zayıflatınca Esad inisiyatifi ele geçirdi.

Ne var ki, Tahran’ın rehinesi durumunda olan Beşar Esad yarın oynayacağı seçim komedisinden (tıpkı Mısır’daki darbeci general Sisi gibi) büyük zaferle çıkıp kendini bir yedi yıl daha başkan ilan etse de sonunda kaybetmeye mahkum. Muhalefet yenilmiş değil, 100 bin militanla savaşmaya devam ediyor. Batı ile İran arasında ikincinin nükleer programı ile ilgili bir uzlaşmaya varılmasının sonucu Tahran’ın Esad’ı yalnız başına bırakması artan bir olasılık.

Bu arada, iktidarda kalma ısrarıyla Esad ülkesini perişan etti. İç savaşta bugüne kadar tahminen 160 bin kişi çatışmalarda, 200 bin kişi de sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle can verdi. 25 milyonun 10 milyonu evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bunlardan 2,5 milyonu, başta Türkiye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere komşu ülkelere sığındı. Ülkenin yeniden inşasının en az 250 milyar dolar gerektireceği tahmin ediliyor. (Financial Times, 1 Haziran)

Türkiye’de AKP hükümeti, diktatörlüğün öteki Arap baharı ülkelerinde olduğu gibi halk ayaklanması karşısında dayanamayacağı; olmazsa başını ABD’nin çektiği bir uluslararası koalisyon tarafından devrileceği hesabını yaptı. Rejimi gayri – meşru ilan edip, vicdanî ve ahlakî bir kararla Suriyeli sığınmacılara kapılarını giderek ardına kadar açtı. Ne var ki iki hesap da yanlış çıkınca radikal İslamcı militanların Türkiye üzerinden Suriye’ye girişine göz yumdu. Sonra kendisi için bir tehdit haline geldiklerini görünce, bunlara kapıları kapattı. Ankara, Suriye’de normalleşme umudunu artık İran’ın Beşar’a desteğini kesmesine bağlamış görünüyor.

Uluslararası Kriz Grubu ICG, yakınlarda “Türkiye’nin Suriye bataklığının artan maliyetleri” başlıklı raporunda (30 Nisan 2014) Suriye’de iç savaşın Türkiye için sonuçlarını mercek altına aldı. Bugüne kadar, resmî rakamlara göre Türkiye’ye 720 bin Suriyeli sığındı. Bunların sadece 220 bini kamplarda barınıyor. 500 bin olarak verilen diğerlerinin sayısının gerçekte iki katı olabileceğinden ve artabileceğinden söz ediliyor. Bugüne kadar Suriye kaynaklı terör eylemleri 75 yurttaşın canını aldı. Suriyeli sığınmacılar için 3 milyar dolara yakın para harcandı. Sığınmacı akını, toplumsal gerilimler doğurmakta. Büyük şehirlerde dilenmek zorunda kalan Suriyelilerin hali içler acısı. ICG, haklı olarak, Ankara’nın Suriyelilere yönelik kapsamlı bir yerleşim stratejisine ihtiyacı olduğunun altını çiziyor. Beşar yarın devrilse de, Suriyelilerin önemli bir kısmının kalıcı olduğu muhakkak. ICG’nin tavsiyelerine kulak vermek lazım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89