• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 9 °C

Sürecin tek güvencesi demokrasi rotası

Gülay Göktürk

Bu sürecin zor olacağını baştan biliyorduk.
O yüzden, şimdi PKK'lıların büyük çoğunluğunun henüz sınır dışına çıkmadığı haberlerinin ya da Cizre'de, Lice'de gördüğümüz manzaraların moralimizi bozmasına izin vermemeliyiz. 30 yıllık bir terör örgütünün bir hamlede ve yekvücut bir biçimde zihniyet değiştireceğini sanmak fazla iyimserlik olmaz mıydı?

MHP kanadından gelen "Biz dememiş miydik" atağına karşı da sağlam durmanın zamanı.
Hayır, siz bunu dememiştiniz. Siz, devletin geleneksel inkâr ve asimilasyon politikasından bir milim ayrılmayalım, demiştiniz ve sizin dediğiniz şeyin sonucu kanın oluk oluk akmaya devam etmesinden başka bir şey değildi.

Kemalist-sosyalist blokun şimdi birdenbire "Kürt dostu" kesilip Lice benzeri eylemlere selam yollaması da beklenen bir durum. Kürt sorunu biterse ülkeyi destabilize etmek için kaşıyacakları en derin yaranın kapanacağından ödlerinin kopmasını anlamak pek zor olmasa gerek... Ordusuz darbe girişimleri hüsrana uğrayan Taksim direnişçileriyle çözümü provoke etmeye çalışan PKK'lıların tarihi ittifakını daha epey bir süre izleyeceğiz.

Komploları reform hamleleriyle boşa çıkarmak

Peki bu arada bizler, yani çözümden vazgeçmeye niyeti olmayanlar ne yapacağız?
Sakin olacak, demokrasi rotasında bir milim ayrılmayacak ve milyonlarca Kürt'ün sağduyusuna güveneceğiz. Bütün oyunları bozacak, bütün şer ittifaklarını boşa çıkartacak tek yol, tek güvence bu...

Ve gördüğüm kadarıyla, hükümet de zaten bunu yapıyor. Kendisine karşı kurulan komplolara yeni reform hamleleriyle cevap veriyor.

Sadece şu son birkaç haftada gündeme gelen reform adımlarına bir göz atın:
Yapılan açıklamalardan uzun süredir askıya alınan Alevi açılımında çok önemli bir adımın atılmak üzere olduğunu öğreniyoruz. Cami-cemevi, sosyal tesislerin de yer alacağı külliyelerin yeniden hayat bulması; külliye kültürünün canlandırılması için hazırlıklar yapılıyor.

Bu amaçla tekke ve zaviyeleri yasaklayan yasanın değiştirilmesi gündeme geliyor. Cemevlerinin ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanması, üniversitelerde Alevilik kürsülerinin açılması gibi reformlar; Sabiha Gökçen Havaalanı'nın isminin değiştirilmesi, iki aynı üniversiteye Hacı Bektaş-ı Veli ve Pir Sultan Abdal isimlerinin verilmesi gibi sembolik jestler planlanıyor.

Kürt sorununun en çetin meselelerinden olan anadilde eğitim konusunda yeni formüller çıkıyor ortaya. Devlet okullarında seçmeli Kürtçe'den sonra, belki de bir geçiş formülü olarak, özel okullarda Kürtçe eğitim yapılabilmesinin önü açılmaya çalışılıyor.

Bu amaçla Anayasa'nın 42. maddesindeki "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" ifadesine 'Özel okullarda anadil dışında eğitim yapılabilir' hükmünün eklenmesi düşünülüyor. Ayrıca, Kürtçe eğitim verecek olan özel okulların devlet tarafından mali olarak desteklenmesi de gündemde.

Bu önemli projelere ek olarak, hükümetin AK Parti Büyük Kongresi'nde kamuoyuna deklare edilen 63 maddelik "yol temizliği" üzerinde de çalışmalarını hızlandığını öğreniyoruz.

Barajın yüzde 7'ye indirilmesi, terör örgütü üyeliğinde "silah" koşulunun getirilerek, şiddete bulaşmamış kişilerin bu suçtan cezalandırılmasının engellenmesi, Bağımsız Kolluk Denetim Mekanizması'nın kurulması, kişisel verilerin korunması, darbe mevzuatının ayıklanması, darbecilerin isimlerinin sokaklardan ve okullardan kaldırılması, etnik ayrımcılık algısı yaratan ifadelerin mevzuattan ayıklanması gibi değişiklikler masada. Daha uzun vadede birçok yasada değişiklik gerektiren, kamuda Kürtçe'nin kullanılması, gerekirse kamu hizmetlerinde tercümanlardan yararlanılması gibi çalışmalar da var.

En kötü senaryo

Bütün bu reform hazırlıkları bize hükümetin önündeki tek seçeneğin demokratik reformları sürdürerek yoluna devam etmek olduğunun bilincinde olduğunu gösteriyor.

Ben bu bilinç sağlamlaştığı sürece çözüm sürecinin geri dönme ihtimali olmadığını, yapılan her reformla birlikte süreci provoke edenlerin zemininin kalmayacağını, hükümetin haklı zemininin daha da pekişeceğini ve barış yolunun geri dönüşü olmayan bir yol haline geleceğini düşünüyorum.

Reformlar sürdürdüğü sürece, karşımıza çıkabilecek en kötü tablo, PKK'nın parçalanması, şiddete devam etmek isteyen grupların marjinalleşmesidir.

Ne yapalım, o zaman bu marjinal gruplara karşı, yine onların anladıkları dille, yani askeri mücadele diliyle devam etmek kaçınılmaz olur.
Ama inanın, o zaman bu iş çok daha kolay olur.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89