• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 23 °C

Sürecin önünü açmak için...

Cafer Solgun

Tıkanan Çözüm Süreci ile ilgili önce bugüne değin neler olduğunu kısaca hatırlayalım.

Geçen aralık ayında başlayan sürecin ilk somut sonucu, 2013 Newroz’unda Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır’da okunan deklarasyonu idi. Öcalan silahlı mücadele döneminin bittiğini ilan etti, PKK’nin silahlı güçlerini sınır dışına çekmesini istedi ve bundan sonra “fikir ve siyaset” ile mücadelenin sürdürüleceğini söyledi. KCK/PKK bu “çizgi”yi kabul etti. Mayıs ayı içinde de güçlerini sınır dışına çekmeye başladı. Hükümet bir “âkil insanlar komisyonu” oluşturdu ve bu komisyon iki ay boyunca ülke çapında toplantılar düzenledi, insanlara süreci anlattı ve çözüm önerilerini de içeren raporlar hazırlayarak hükümete sundu. Sonrasında KCK, somut adımlar atılmadığı gerekçesiyle çekilmeyi durduğunu açıkladı. Hükümetin “demokratikleşme paketi” de “boş” olarak nitelendirildi. Bu gelişmeye Öcalan’ın yaklaşımı, ateşkes durumunun sürmesini “önemsediğini” söylemek oldu. İktidara yönelik olarak da kendi pozisyonunun “araçsal” değil “stratejik” ele alınması gerektiğini belirtti. Bunun için de gazetecilerle görüşmeliydi, bir gözlemci komisyon oluşturulmalı ve gerillanın dağdan inmesi için “yasal hazırlıklar” yapılmalıydı.

Ana hatlarıyla böyle ve geldiğimiz nokta şu: İmralı’ya giden son BDP heyetinden Selahattin Demirtaş’ın çıkarılmasına Kürt tarafından gelen tepkilere Başbakan Erdoğan, “haddinizi bilin” dedi ve bu tavra KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın verdiği cevap, “Çözüm sürecini AKP bitirme hesapları yapıyor. AKP, ‘Süreci bitiren altında kalır’ diyor. O zaman AKP bu süreci bitiriyor ve bedelini de kendisi öder” şeklinde oldu (24 Ekim 2013, Azadiya Welat).

Diyalog veya görüşmelerden “müzakere” aşamasına geçilmesi beklentisinin tıkanan sürecin yeniden canlanmasının “koşulu” gibi bir anlam kazanmış olması dikkate alınacak olursa, gelinen noktanın Çözüm Süreci’nin devamı açısından hiç de parlak olmadığı gözler önünde.

Oysa Öcalan’ın İmralı’da medya mensuplarıyla görüşmesi gibi malum çevreler dışında kimsenin yadırgamayacağı bir adım atılması, Öcalan’ın kamuoyuna daha doğrudan hitap etmesinin sağlanması ve beraberinde avukatlarıyla yeniden düzenli görüşmeler yapabilmesi, en azından bugün için psikolojisi bozulan ve ortaya bırakılmış görünen sürecin yeniden canlanmasına hizmet eder. Geri çekilme döneminde Kandil’e gitmeyen gazeteci kalmadı neredeyse. Kamuoyuna “barış” mesajları verileceği belli bir cezaevi görüşmesi neden bu kadar tereddütle karşılanıyor peki?

Bu tereddüdün kaynağında anladığım kadarıyla Öcalan’ın “normal bir aktör” hâline gelmesinin, verdiği resimlerle merak edilen bir kişi olmaktan çıkmasının yol açacağı sonuçları hesaplayamamak kaygısı var. Eğer “mesele” bu ise, bunun çok da dertlenecek bir şey olduğunu sanmıyorum. Çünkü bütün kamuoyu Öcalan’ın rolünün zaten gayet farkında. Ayrıca da bence bunun tam tersi doğru. Öcalan’ın pozisyonunun “normalleşmesi”, yaşadığı yer, günleri nasıl geçiyor, hangi kitapları okuyor, ziyaretlerini nerede yapıyor, cezaevi karavanasından memnun mu, bazen krizlere neden olan sağlığıyla ilgili şikâyetleri neler, yaşlanmış mı gibi yönleriyle Öcalan’ın İmralı mahpusluğunun “görünür” kılınması, ona atfedilen rolün ete kemiğe bürünmesine katkı sağlar.

Bir de sürecin gidişatını gözlemlemekle yükümlü bir komisyon oluşturulması önerisi var. Âkil insanlar komisyonu oluşturulacağı zaman yazmıştım aslında; bunun bir “ihtiyaç” olduğunun anlaşılması için sürecin “tıkanması” gerekti maalesef. Bu konu üzerinde ayrıca duracağım.

Süreci desteklemek artık anlamsız polemiklerin konusu olmaktan çıkmalı, somut önerilerle birlikte tartışılmalıdır. Bazılarının karnından konuştuğunu duyar gibiyim, “ama önümüzde seçimler var”... Önümüzde seçimler var, evet, bu görünen köy. Kılavuzluk merakı olanlar asıl seçimlere hangi durumda nasıl gitmekte olduğumuzu söylesinler. Yoksa hâlâ aynı terane mi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89