• BIST 109.166
  • Altın 153,787
  • Dolar 3,8247
  • Euro 4,5082
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 3 °C

Süreci uzatan propaganda

Serpil Çevikcan

Türkiye, geçtiğimiz çarşamba gününden bu yana Musul’la rehine krizine kilitlenmiş durumda. Musul’u ele geçiren IŞİD militanlarının Türkiye’nin buradaki başkonsolosluğuna baskın yaptığı ve Başkonsolos Öztürk Yılmaz’ın da aralarında olduğu 49 Türk vatandaşını rehin aldığının teyit edildiği andan itibaren devletin bütün birimleri teyakkuzda.

ABD, NATO, BM ve batılı başkentler nezdinde yürütülen temaslar, muhalefet partileriyle yapılan görüş alışverişi, gerçekleştirilen zirveler sürerken, ilk dakikadan itibaren aslında arka kapıdan farklı bir diplomasi yürütülüyor. Muhalefetten gelen tek tük itirazlar dışında ABD, NATO ve BM’nin de desteklediği “arka kapı diplomasisi”, IŞİD’in üzerinde etkili olabilecek bütün kanal, yapı ve örgütlerin kullanılması olarak özetlenebilir. Baskından hemen sonra başlayan bu görüşmeler sonunda kısa sürede hızlı bir yol da alındı. Ankara’da önceki günden itibaren, IŞİD’in her an rehineleri serbest bırakabileceği havası hakim. Gazetemiz baskıya girerken, bu beklenti Ankara’da güçlü bir biçimde sürüyordu.

19.00 dediler olmadı

Müzakere yönteminde ısrar edilmesi ve askeri seçeneğin masaya bile getirilmemesinin temel nedeni de IŞİD’ten başkentteki bu havaya paralel gönderilen mesajlar.

A, B, C, D planları

Konsolosluk baskını sonrası beraberlerinde güvenli bir yere götürdüklerini bildirdikleri 49 kişinin “rehine” olmadığı, Türk vatandaşlarını misafir ettikleri ve Türkiye’ye ulaşmalarının sağlanacağı yönündeki güçlü mesajlar, Ankara’nın ilk andan itibaren uyguladığı ve desteklenen yöntemini sabırla sürdürmesine yol açtı. Bu doğrultuda rehinelerin nasıl ve nerede serbest bırakılacakları, hangi yolla Türkiye’ye getirileceklerine yönelik onlarca senaryo hazırlandı, alternatif oluşturuldu. Senaryo ve alternatifler bazen Türkiye’nin sakıncalı bulduğu şartlardan değişti, bazen Türkiye’nin ilettiği yer ve zaman konusunda IŞİD’ten gelen itirazlardan.

Dün sabah saatlerinden itibaren rehinelerin her an bırakılacağı havası başkent koridorlarına iyice hakim oldu. Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve güvenlik bürokrasisine bölgeden gelen sıcak mesajlar IŞİD’in, dün saat 19.00’da rehineleri kesin olarak serbest bırakacağı yönündeydi. Ancak rehineleri teslim saati yaklaştıkça IŞİD’ten çelişkili bilgiler gelmeye başladı ve beklenen olmadı. Ancak Ankara buna da hazırlıklıydı. Zira çarşamba gününden bu yana IŞİD’in benzer kararsızlıkları göstermesi nedeniyle bu saatin ve yapılan planının değişebileceği de başkentte hesaplanıyordu. Bu nedenle, 19.00’da beklenen gelişmenin yaşanmaması umutların azalmasına yol açmadı. Başkentte hala her an olumlu gelişmenin yaşanabileceği havası var. Bu havayı, “O saatte olmadıysa bir sonrakinde, dün gece olmadıysa bugün” şeklinde özetlemek de mümkün.

Musul’dan Erbil’e

IŞİD’in etkinlik alanını bırakmayacağı için planlar rehinelerin Musul’da teslim alınması yönünde yapıldı. Bu durumda güvenlik ve istihbarat birimlerinin bölgedeki uzman ve donanımlı ekiplerinin rehinelerle Musul’dan Erbil’e geçeceği ve buradan 49 vatandaşı Türkiye’ye getirecekleri belirtiliyor. Bütün ihtimallere yönelik planları hazır bekleyen Ankara “ne zaman?” sorusuna odaklanmış durumda.

IŞİD propagandayı sevdi

Güvenlik ve istihbarat kaynakları, IŞİD’in gösterdiği ikircikli tavrın “beklenmedik” olmadığı görüşünde. Ankara, bunun iki gerekçeye dayandığını belirtiyor:

1- IŞİD tarzı cihadi akımlar propaganda yoluyla militan toplayabiliyor. Suriye ve Irak gibi çok sayıda terör örgütü ve birbirine benzer yapıların yaşam olanağı bulduğu coğrafyalarda en çok propagandayı yapan ve en güçlü gözüken, daha fazla sayıda militan devşirebiliyor ve etki alanını artırabiliyor. Konsolosluk baskını ve rehine krizi, IŞİD’in başta Türkiye medyası olmak üzere, uluslararası medyada ve sosyal medyada hiç olmadığı kadar gözükmesine, BM, NATO ve batılı başkentlerin gündeminde etkili biçimde yer almasına imkan sağladı. Örgüt, bir aşamadan sonra bu imkanı, PR çalışmasına dönüştürdüğünden, süreci mümkün olduğu kadar zamana yayma gayretinde. Güç ve iktidar savaşında bunun kendilerine önemli bir alan sağladığını düşünüyorlar.

2- IŞİD tarzı örgütlerde merkezi komuta, taşeronlar, uyuyan hücreler, alanda aktif savaşanlar gibi birçok unsur yer alıyor. Kaçırma eylemini yapanlarla, örgütü yönetenler arasında her zaman sağlıklı bir iletişim kurulması ve ortak kararların anlık alınabilmesi de mümkün olamayabiliyor. IŞİD’in tavrının gerekçelerinden birinin bu kopukluk olabileceği belirtiliyor.

Fidye de yok, vaat de yok

Geride bırakılan saatlerde başta başkonsolos olmak üzere sınırlı sayıda rehine Türkiye ile sınırlı ölçüde de olsa temas kurması aslında gelinen noktayı da özetliyor.

İlk şoku atlatan Ankara, kendinden emin.

Herhangi bir fidye talebi olmayan IŞİD’e para önerilmediği ve hiçbir vaatte de bulunulmadığının altı kalın biçimde çiziliyor. Türkiye’nin tek talebini kararlı biçimde ilettiği vurgulanıyor:

“Sağlıklı ve güvenli biçimde teslim edin.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89