• BIST 107.206
  • Altın 142,796
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 30 °C
  • Berlin 16 °C

Süreci provokasyonlardan kurtarmak...

Fehim Işık

HDP Heyeti üzerinden yapılan açıklamalar, Devlet Heyeti ile PKK lideri Abdullah Öcalan arasında ayrıntılı bir “Müzakere Taslağı” hazırlandığı yönünde.

Açıklamalarda, Devlet Heyeti vurgusu özellikle yapılıyor.

Aslında yürütülmesine karar verilen müzakere sürecinin teknik ve siyasi yönü de bir yönüyle birbirinden ayrılıyor. Devlet adına sürece dâhil olan heyet sürecin teknik çalışmalarını yürüten, AKP hükümeti ise siyasi boyutunu belirleyen kesim olarak öne çıkıyor.

Bu bağlamda Öcalan’ın konumunu bir kez daha hatırlamakta yarar var.

En başta söylenmesi gereken şu: Devlet Heyeti ile teknik çalışmaları Başmüzakereci sıfatıyla, bizzat PKK lideri yürütüyor. Ama şunu da biliyoruz; O yalnız bir Başmüzakereci değil aynı zamanda siyasi merciin de en etkin belirleyeni. Yani Devlet Heyeti belki sadece teknik çalışma yürütür ama Öcalan’ın teknik çalışmalarla sınırlanacak bir rolünün olmadığını görmek/bilmek gerekir.

Elbet Kürt hareketi adına sürecin en etkin aktörü olan Öcalan, işin başında olmasına rağmen yalnız değil. Görüşmeler, mektuplaşmalar, karşılıklı gidiş gelişler KCK’den DTK’ye, HDP’den DBP’ye, Kadın Hareketi’nden Öcalan’ın liderliğini/felsefik yaklaşımını tartışmasız kabul eden geniş bir kesime kadar Kürt hareketinin birçok bileşeninin süreçte etkin rol aldığını gösteriyor. Hatta direkt olmasa bile dolaylı yollardan HDP ve HDK içinde yer alan farklı siyasal çevreler de sürecin birer bileşeni kabul edilebilir.

Yılların deneyimini, neredeyse 1993’ten bu yana devam eden görüşmeler zincirini göz önüne getirdiğimizde Kürt hareketinin bu anlamda epey deneyimli olduğunu söyleyebiliriz.

Bu deneyime rağmen, ayrıntılı bir demokrasi manifestosundan söz edilen bu dönemde süreci tıkayacak noktaların, muhtemel provokasyonların olabileceğini unutmamalıyız.

Örneğin hükümetin taslağı cesaretle sahiplenme durumunda olmaması, yani şimdiye kadar olduğu gibi kendini siyaseten soyutlayıp işi Devlet Heyeti’ne havale etme niyetiyle öne çıkması, tıkanmanın, hatta süreci bitirmenin somut noktalarından biri olacaktır.

Taslak, Öcalan’ın etkin rolüne ve belirleyiciliğine rağmen şu anda hala teknik bir metindir, dedik. Bu teknik metin sürecin önde gelen siyasi taraflarının, özellikle de AKP ve KCK’nin açık beyanıyla kabullenilip topluma sunulmadığı zaman teknik bir metin olmayı aşamayacaktır.

Henüz taslağın ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz ama başlıklardan görünen şu; taslak aynı zamanda demokratik bir çözüm de içeriyor. HDP Heyeti’nin beyanına göre metin, sorunu sadece Kürt sorunu bağlamında ele almayıp demokratik değişimin manifestosu olma konusunda da iddialı.

Hal böyle iken başta tartışılması gereken sürecin taraflarını genişletecek adımlar atılmasını sağlamaktır.

Madem demokratik bir manifestodan söz ediliyor, o zaman sürece beyanlarıyla destek verecek, çatışmasızlıktan silahsızlanmaya gideceği belirtilen çözüm sürecini destekleyecek, demokratik açılımlara karşı çıkmayacak, fikirleriyle bu açılımları geliştirecek ve tabi Kürt sorununun adil, demokratik ve barışçıl çözümünden yana olacak herkesi ve her kesimi sürece dâhil edecek yol ve yöntemler de bulunmalı...

Daha somut demek gerekirse Kürt siyasal hareketinin farklı bileşenleri, HDP/HDK dışında kalan Türkiye sosyalist hareketinin diğer siyasal örgütleri ve elbet ana muhalefet partisi olan CHP’nin de müzakere sürecinde ellerini taşın altına koyacakları öznel sorumluluklar üstlenmeleri sağlanmalı.

Niye mi?

Çünkü her şeye rağmen provokasyonlarını adım adım yaşama geçirmek için çaba harcayanlar hala var ve etkililer.

Örneğin IŞİD’in son Mürşitpınar saldırısı...

Bu eylem sıradan değil.

Peşmergenin geçişine onay veren, IŞİD karşıtı koalisyonda yer alan güçlerle yeniden stratejik işbirliğini geliştiren, deyim yerindeyse Ortadoğu politikasında çarptığı duvardan sonra köşeye sıkışan bir hükümet, IŞİD’i Mürşitpınar üzerinden Kobani’ye geçirebilecek cesarete sahip olamaz.

Böyle bir cesaret denemesine girişecek hükümete deli bile denemez.

Bu yaşananlara dönük tespitimiz bu ise şunu da bilmeliyiz: Hem hükümet içinde, hem de ordu mensupları ve diğer güvenlik güçleri arasında böyle bir provokasyonu yapacak kesimler var; hem de tonla...

Bu nedenle şunu bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

Süreç müzakereye evrilse de provokasyonlardan kurtulmayacaktır. Bu nedenle sürecin yandaşlarını artırmak ve bununla bağlantılı provokasyonları engellemek de öncelikle süreçte rol alanların görevidir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89