• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 8 °C

Sürece ‘yasal güvence’ talebi

Kurtuluş Tayiz

Abdullah Öcalan bir süredir çözüm sürecinin “yasal güvenceye” kavuşturulmasını talep ediyor. BDP heyetiyle yaptığı son görüşmede de bu talebini tekrarlayarak “Mevcut yasalara göre hepimiz suç işliyoruz” dedi. KCK ve BDP de bundan hareketle hükümet üzerindeki baskılarını artırdı.

Sürecin yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmek zor. İmralı ile yapılan görüşmeler MİT düzeyinde ele alınıyor ve sürece yönelik atılan/atılacak adımlar en üst düzeyde devlet organlarında kararlaştırılıyor. Oslo sürecinde karşılaşılan birtakım hukuki problemler daha sonra düzenlenen MİT yasasıyla giderildi. Ancak yine de sürecin tümden ‘yasal güvence’ altında olduğunu belirtmek kolay değil. Öcalan’ın bu yöndeki endişeleri pek haksız sayılmaz.

Hükümet kendisi açısından rahat ama Öcalan ve KCK-BDP cephesi hükümet kadar rahat olamıyor. Bu nedenle Öcalan Kürt tarafı için yasal güvence talebinde bulunuyor. Bu talep Kürt tarafının süreci garantiye alma isteğini yansıtıyor. Hükümetin bir aşamadan sonra “sil baştan” yapmasından çekinen Kürt tarafı, açığa düşmekten korkuyor ve yasal güvence istiyor.

Hatırlanacak olursa PKK, Oslo sürecinde hazırlanan bazı “protokolleri” daha sonra “resmi belge” olarak sunmaya çalıştı. Basına sızan bu protokoller üzerinden hükümet yıpratılmak istendi. Ancak resmiyet özelliği kazanmadığı için bu iddialar pek geçerlilik kazanmadı.

“Yasal güvence” talebinin başka önemli bir boyutu daha var; Öcalan ve PKK “meşrulaşma” ihtiyacı içinde. İmralı, KCK ve BDP süreçle ilgili yasal düzenlemeler sağlandığında ancak Türkiye kamuoyunda meşrulaşabileceğini düşünüyor. Meclis düzeyinde yapılacak bir düzenlemeyle PKK “resmi” nitelik kazanacak. Bu açıdan sürece “yasal güvence” talebi, İmralı için büyük önem taşıyor.

Yasal güvenceyle ilgili Abdullah Öcalan’ın devletten somut talebi kendisinin “baş müzakereci” olarak tanınması. Öcalan, “baş müzakereci” niteliğinin resmi olarak kayda geçmesini ve kabul görmesini istiyor.

Bu talebin hâlâ değerlendirildiğini düşünüyorum. İktidar için sürecin “yasal güvenceye” alınması, örgütün geçmişte olduğu gibi yeniden silaha sarılmayacağını garanti etmesine bağlı. Büyük risk alınarak başlatılan Kürt açılımına PKK’nın Tokat Reşadiye baskını ve Silvan pususuyla yanıt vererek yanıt vermesi, hükümeti çok zor durumda bırakmıştı. Bu somut tecrübeden hareketle hükümet, bugün daha temkinli davranıyor.

Protokoller meselesi de hükümetin canını yakan konulardan biriydi. PKK, üzerinde çalışılan taslakları, resmi belge niteliği taşıdığı iddiasıyla hükümete karşı kullandı. Bu nedenle hükümet bu sürece büyük bir hassasiyet ve dikkatle yaklaşıyor. Sütten ağzı yanmış gibi yoğurdu üfleyerek yiyor.

Ancak yine de sürecin ilerlemesi için İmralı’nın beklentilerinin karşılanması gerektiğinin de farkında. İmralı’yla iletişimin önü açılacak ve Öcalan’ın endişeleri giderilecek. “Normalleşme aşaması” olarak planlanan silahlı unsurların sınır dışına geri çekilmesi, sivil siyasetin önünün açılması ve eve dönüşlerin başlaması süreci başlayacak. Süreç başarıya ulaştığında ise herkes kendini bugün olduğundan daha fazla güvende hissedecek. Bu süreçte kaybeden olmayacak, süreç herkese kazandıracak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89