• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • İstanbul 30 °C
  • Diyarbakır 34 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 31 °C
  • Berlin 21 °C

Süreç nereye?

Gülay Göktürk

BDP Milletvekili Altan Tan ve AK Parti Milletvekili Galip Ensarioğlu çarşamba akşamı bir kanalda karşılıklı konuştular.

Altan Tan, konuşmasında altını çize çize "Hükümet hiçbir adım atmasa da, hatta geri adım atsa da PKK bundan böyle silaha başvurmayacaktır; Nevruz'da Türkiye'ye bunun sözünü vermiştir" derken, Ensarioğlu da yine altını çize çize "PKK ülkeyi terk etmese de, yeniden silaha dönse de, hükümet boynunun borcu olan temel demokratik reformları yapmak zorundadır ve bunları yapacaktır" şeklinde konuştu.

Aslında benzeri ifadeleri her iki tarafın önemli sözcüleri daha önce de kullanmışlardı. Hükümet kanadından reformların PKK'ya endeksli olmadığı defalarca belirtilmiş; PKK-BDP kanadından sözcüler de silahların bir daha ele alınmamak üzere bırakıldığını açıklamışlardı.

Ama verilen bu karşılıklı teminatlara rağmen, manzara hiç de öyle görünmüyor.

Ya Demirtaş, Kalkan ve Karayılan'ın sözleri?

Önce PKK-BDP cephesine bakalım:

Eğer durum buysa, yani tarafların davranışı birbirlerine endeksli değilse, o zaman nasıl oluyor da Demirtaş aynı gün yaptığı basın açıklamasında yol kesmelerle ilgili olarak sorulan soruya şöyle cevap verebiliyor:

"Zaman zaman bu tür şeyler ortaya çıkıyor. 'Bunlar süreci bitirir, sürecin ruhuna aykırı' deniyorsa, hükümet öncelikle bu tür durumların ortaya çıkmaması için gereğini yapsın; karakol yapmaktan vazgeçsin; askeri amaçlı HES'leri yapmaktan vazgeçsin. Bunlar yapılınca ortaya bu tür yol kesme ve benzeri durumlar çıkıyor."

Sadece bu cümle bile, PKK'nın davranışını hükümetin davranışına endekslemenin daniskası değil midir? Demirtaş artık silahlı direniş söz konusu değilse, yeni karakol yapılmasından ya da "askeri amaçlı" dediği HES'lerden neden rahatsız oluyor, izah edebilir mi?

Eğer PKK hiçbir şekilde silaha dönmeyecekse, yine aynı gün Duran Kalkan'ın "Bu olmazsa (süreç ilerlemezse G.G.) hiç kimse PKK'yı/Kürtler'i alternatifsiz sanmasın. Bu tür olasılığa da hazır olmadığımızı sanmasın" sözlerini nereye koyacağız? Yine Kalkan'ın PKK'nın yüzü maskeli 'asayiş' grupları" için söylediği "Kürt kendini savunmayacak mı?

Süreç ilerlerse Kürtler'in asayişleri de, polisleri de, savunma kuvvetleri de olacak"
laflarını nasıl yorumlayacağız? Kürtler'in TC içindeki statükosunun ne olacağı siyaset yapma sürecinde belirlenecekse, Kalkan daha şimdiden hangi polisten, hangi savunma kuvvetlerinden söz ediyor? Federatif devlet kararını nasıl verdi de "Türkler'in polisi, ordusu varsa, bizim de olacak" diyebiliyor?

Yine aynı gün, Karayılan yeni görevinde örgüte yaptığı ilk telsiz konuşmasında paralel bir devlet örgütlenmesinden söz ederken ne demek istiyor? "Elbette katılımlar olacaktır, biz katılanları eğitiyoruz" derken ne tür bir eğitimi kastediyor acaba? Dağda siyaset okulu kurdular da biz mi duymadık? Eğer Altan Tan'ın dediği gibi, silah geri dönüşü olmayan bir şekilde bırakıldı ise, aynı konuşma içinde yer alan "Gerilla Kürt halkının varlığının teminatıdır. Gerilla giderse o zaman hiçbir şey kalmaz" cümlesi ne anlam taşıyor?

Sebep uluslararası konjonktür

Sadece tek bir günde yapılan açıklamalar bile, meselenin Altan Tan'ın dediği kadar basit olmadığını; PKK cephesinin silahlara veda etme konusunda kesin karar verme noktasından epey uzak olduğunu ortaya koyuyor.

Ama bunun esas sebebi, iddia ettikleri gibi "hükümetin adım atmaması" değil; uluslararası konjonktür... Mısır'da yaşanan darbeyle birlikte Türkiye'nin bölgede yalnızlaşması, Erbil'deki iktidara karşı duyulan hoşnutsuzluğu da kullanarak Irak Kürdistan'ında Erbil yönetimine alternatif olma şansı, özellikle de Suriye'de ortaya çıkan özerk bölge kurma ihtimali...

PKK'nın bir kanadının, daha sürecin ilk günlerinden beri, Suriye'deki gibi bir "tarihi fırsat" önlerinde dururken silah bırakmanın hiç de zamanı olmadığını düşündüğünü ve bu kararı içine sindiremediğini biliyoruz. Bugün bu görüş bölgede hızla değişen dengeler nedeniyle etki alanını artırmış görünüyor.

Ortadoğu'daki yeni durumun kendisine yeni fırsat kapıları açabileceğini düşünen PKK, Türkiye'ye yönelik siyasi hedeflerini de büyütebileceği hayaline kapılmış gibi. Bu yüzden de hükümetin adım atmaması bahanesini öne sürerek güçlerini diri tutmaya ve Suriye'de karşısına çıkabilecek imkanlara göre durumu tekrar değerlendirme opsiyonunu açık tutmaya çalışıyor. Ama bunu yaparken, süreci çökertmemeye, ipleri koparmamaya da özen gösteriyor.

Konunun hükümet cephesinden verdiği manzaraya da yarın göz atalım.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89