• BIST 90.061
  • Altın 144,927
  • Dolar 3,6135
  • Euro 3,9003
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 6 °C

Süreç anadilinde eğitimi dayatıyor

Zana Farqînî

Amed’de 12 ve 13 Nisan 2014 tarihlerinde “Uluslararası Anadilde Eğitim Sempozyumu” yapıldı. Avrupa Birliği tarafından desteklenen sempozyumu Kurd-Der organize etti, Siyasal ve Sosyal Araştırma Merkezi (SAMER) de bu önemli etkinliğe katkıda bulundu.

İlk günkü oturumları takip etme imkanına sahip oldum. Açıkçası Kürtler anadilinde eğitimin gerekliliğini belirten araştırmaları, görüş ve düşünceleri çoktan geride bıraktılar. Aralarda bu görüşü paylaşan hem dinleyiciler hem de sempozyum konuşmacıları da oldu. Çünkü buna benzer çokça panel ve konferanslar yapıldı. O yüzden halk artık anadilinde eğitimle ilgili nelerin söylenebileceğini aşağı yukarı biliyor.

Oysa istenilen bir an önce anadilinde eğitime yönelik adımların atılmasıdır. Bu beklentiyi yükselten bir diğer etken de yerel seçimler esnasında BDP’nin verdiği sözlerdi. Zira BDP, onun belediye eşbaşkan adayları anadilinde eğitim ve anadilinde hizmet konularında çokça vaatte bulundular.

İnsanlar başka bir duruma da parmak basıyor. Mücadele sayesinde yeterli olmasa da bazı şeyler aşılabiliyor. Zira fiiliyatta atılan adımlar var olan yasal engelleri etkisiz hale getirirken, devlet de yasalarını değiştirmek zorunda kalıyor. Talepleri karşılamaktan uzak da olsa böyle bir gerçeklik söz konusu.

Buna karşın, anadilinde eğitime geçmeden önce bazı konularda Kürtlerin netleşmesi ve ortak bir politikada buluşması gerekiyor. Örneğin uygulanacak eğitim modeli ve dil politikası konusunda böyle bir duruma ihtiyaç var. Tabii dil politikası derken Kürtçe’nin hangi lehçelerinin (mesela burada Kurmancî ile Kirmanckî) kullanılacağı ile Türkçe ve yabancı dille ilgili hangi tutuma sahip olunacağı bilinmelidir.

Bir diğer konu da öğretmenler ile eğitimde kullanılacak materyallerdir. Bundan kasıt Kürtçe’yi öğretecek öğretmen ve materyaller değil. Dersleri Kürtçe olarak verecek öğretmenlerden, Kürtçe olarak hazırlanmış kitaplardan bahsediyorum.

Kürtçe’nin lehçeleri konusunda sağlıklı bir dil politikasına ihtiyaç var. Özellikle disiplinlerle ilgili her lehçenin bazı gereksinimlerin olduğunu unutmamalıyız. Eğer yeni terim ve kavramlar türetilirken veya başka dillerden alınırken ortak bir şekilde hareket edildiği taktirde lehçeleri birbirine daha da yakınlaştırmış oluruz. Bunun için de mutlaka Sorani lehçesine başvurmamız icap ediyor. Başur’daki deneyimleri, eğitim materyallerini ve terminolojiyi hep hesapta tutmak lehimize olacaktır.

Eğer kervan yolda düzülür denmek istenmiyorsa, mutlaka anadilinde eğitimden önce yapılması gerekenler şimdiden yapılmalıdır. Okullarda öğretmenlik yapacak insanları, eğitim ve öğretimde kullanılacak ders kitapları da vakit kaybetmeden ortak terminolojiyle hazırlanması gerekiyor.

Durumları biraz bize benzeyen halklar var, onların tecrübeleri var. Örneğin Basklar. Bahsettiğimiz sempozyumda da konuşmacı olan Dr. Paul Bilbao Sarria, etkinlikten bir gün önce Mezopotamya Vakfı Dil Komisyonu’na kendi deneyimleriyle ilgili önemli bir sunum yaptı.

Bask okullarında, eğitim kademesi yükseldikçe bilhassa üniversitelerde Baskça eğitim verecek kadro sıkıntısından söz ediyordu. İspanya hükümetin engelleri dışında istedikleri halde bazı bölümlerde (felsefe, iktisat, matematik, fizik, kimya gibi) kendi anadilinde eğitim veremiyorlar. Çünkü o alanlarda ne materyal ne de eğitimci varmış.

Bu durumu yaşamamak için veya böylesi durumları hızlı aşabilmek için gerçek anlamda bir kurumlaşmaya gitmek gerekiyor. Eğitimden önce öğretmen ve ders kitapları hazırlamak ve dilsel sorunlarımıza çözüm bulmak için kolları sıvamak durumundayız.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89