• BIST 90.149
  • Altın 146,031
  • Dolar 3,6224
  • Euro 3,9331
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 8 °C

Şubattan kalanlar

Hamid Omeri

Dört yıl sonra anabileceğim bir yol alma halinden yeni geldim. Bir odanın içinde neler olması gerektiğini bilirdim de neden bu kadar dolması gerektiğini bilmezdim. Bir Çarşamba sabahından sonra bu odaların neden bu kadar dolu olduğuna bir hayal kırıklığı yaşamadan varmam lazım.   

Şubattı ve soğuktu. Bugünlerde herkesin cebinden bozuk paralarını çıkarıp savurduğu anılara ben de sahibim elbet. İstanbuldaydım o zamanlar. Arkadaşlarım ve onların sevdikleri okullarına giden sokakların başında mahzun mahzun durakalmışlardı birdenbire.

Dönüp çocuklara karışmış ve ev hanımı sıfatı kazanmış o arkadaşlarıma uzaktan bakınca bir kuşağın hayallerini yemenin adıdır Şubat diyorum.

Çünkü ayaza bıraktılar lacivert ve ekose eşarpları. Pileli etekler o zihinlerin Şubat ayazına bırakıldı. O gecelerin sabahında buz tuttu ütüsü bozulmayan pileler. Buz tutan o saç örgülerinin, pilelerin buzu erimedi nice zamandır. Hayran olduğum o etek boyları salınışları ile bir pardesünün düğmelerine uzaktan uzağa öylece bakakaldı. Metalik düğmelerin ardı sıra  kruvaze palto ve ceketlerin astarına yapıştılar.

Boncuk boncuk terlerken toplantılar, o laciverdi renkler ne yapacağını bilemez halde abilerine, ablalarına ve hocalarına bakardı. ‘Ne yapalım?’ sorusu Şubat’ın sert ayazından daha ayaz bir halde bir duvardan bir diğer duvara çarpıyordu. Yüzler kızarık, mahcup. Kimse onlara ne yapacaklarını da söylemedi. Söyleyemezlerdi. Kendilerinde bir dergaha varıp yol bulacakları bir sual bir elcevap alma gücü de bulamadılar. Bu ayaza dair edilecek kelam ciltlenmiş kalın bir ilmihal kitabının sayfaları arasında bulunamıyordu.

Sessiz kaldı herkes. Sabır dendikçe kahır büyüdü. Sabır dendikçe keder büyüdü. Sabır dendikçe ekoseler çiçekli geniş eteklere döndü. Laciverd eşarpları değişti bazılarının, etekleri de pilelerini yitirdikçe o çakmak çakmak gözler küllenmeye yüz tuttu. Boyun altından ekose ve laciverd bir çizgi birbirine yaklaştı. Pasaport peşine düştü kaderine inat keder yaşamak istemeyenler.

Hayallerinde çizgi çizmek olanlar, hayallerinde bir vizörden dünyaya bakmak olanlar kapılara vardılar. Direndiler ve az da olsa bir kısmı geleceklerini tasarlayan bakışlardan kaçtıkça kaçtılar.

O Şubat günlerinde bugünlerde ‘kızların geleceğini düşünüyoruz’ diyenler kutupların erimeyen yüzüydüler. Bu kuşağa ne olacak diye bir söz dahi etmediler. 

O kuşağın büyük bir kısmı laciverd bir perdenin arkasından bohçasına kaldırdığı eşarp ve etekleriyle kendilerine pileli bir keder çizenlere inat yaşamaya devam ettiler. Sokağın başında görünen servislere bir el dahi sallayamadılar hüzünlerinden.

Bugünlerde onlarla karşılaştığımda garip bir kederle yürüdüklerini görüyorum. Bir kısmı kızlarına pileli ekose etekler alıyor bir kısmı bohçalarından laciverd eşarplarını çıkarıyor. Yine bir Şubat’ın ertesi olunca ben o arkadaşlarımın gözlerinden yeryüzü Onundur’un ışıltısını görüyorum.

‘Hani kıyamazdı kimse kimseye’ diyorum Birhan’a bakarak ve bir Şubat ertesinde ‘insan olan yerlerimin neden çok ağrıdığına’ akıl erdirmeye çalışıyorum. Evet, ansızın bir çığlığa dönüşen bir kederdi Şubat ve ben bir Çarşamba sabahı ağlayarak evden ayrıldım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89