• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 7 °C

Soykırım

Ahmet Altan

Herkes televizyonlarının başında oturmuş milli maç seyreder gibi heyecanla seyrediyor.Ne oluyor?Amerikan Kongresi’nin bir komisyonu “Ermeni soykırım” tasarısını oyluyor. Kongre kulislerinde yapılan karşılıklı hamlelerin sonucunda “maçı” 23-22 kaybettik.

Ve, kıyamet koptu.

Yorumlar, tartışmalar, Amerika’ya ateş püskürmeler, Dışişlerine Bakanı’na “İncirlik üssünü kapatacak mısınız” soruları. Bütün bu gürültü patırtı arasında benim en çok sevdiğim yorum, bu kararı kınayan bir konuşmacının “Türkiye artık kolayca aşağılanabilecek bir ülke değildir” demesi oldu.

Amerikan Kongresi’nin bir komisyonu “soykırımı” kabul edince biz “aşağılanmış” oluyoruz. Aşağılanma nedir biliyor musunuz? Aşağılanma, elâlemin parlamentosunun bir komisyonunda verilecek iki üç oyun nasıl olacağını milyonlarca insanın heyecan içinde beklemek zorunda kalmasıdır. Aşağılanma budur.

O komisyon sonucunu “kendisi için hayati” bulmaktır aşağılanma, bir adamın bir oyu yüzünden kendini yenilmiş hissetmektir aşağılanma, bütün ulusal kimliğinin bir komisyon kararıyla belirleneceğine inanmaktır aşağılanma, başkasının parlamentosundan çıkacak kararı tırnaklarını yiyerek beklemek zorunda kalmaktır aşağılanma.

Türkiye, o komisyon bir oy farkla o kararı aldığı için aşağılanmıyor. Kendi tarihini kendisi aydınlığa kavuşturamadığı, bu işi başkalarına bırakmak zorunda kaldığı, kendi geçmişinden ödü patladığı, gerçeklerin üstünü örtmek için deli gibi kıvrandığı için aşağılanıyor.

Esas soru şudur.

Neden “Ermeni soykırımı” Amerikan, Fransız, İsviçre parlamentolarında görüşülüyor da Türkiye Cumhuriyeti Parlamento’sunda görüşülmüyor? Bir oy yüzünden aşağılanacağımıza inanacak kadar “hayati” gördüğümüz bir konuyu neden kendimiz tartışamıyoruz?

Kendi sorununu kendin konuşamazsan aşağılanırsın. Böylesine önem verdiğin bir meselede susarsan aşağılanırsın. Başkalarını da susturmaya çalışırsan daha da fena aşağılanırsın. Bütün dünya, sayısını bile tam bilemediğimiz kadar çok Ermeni’nin öldürülmesini “soykırım” olarak değerlendiriyor.

Soykırım, hukuki bir terim. İttihatçıların gerçekleştirdiği katliam büyük ölçüde bu hukuki kavramın tariflerine uyuyor. Türklerde de Ermenilerde de “soykırım” kelimesi bir takıntı halinde, Türkler “asla değildir” diye tutturuyorlar, Ermeniler “soykırım değildir diyenler yalancıdır” diyorlar.

İki taraf da kendi söylediklerini dünyaya kabul ettirebilmek için milyonlarca dolar harcıyorlar, neredeyse ortaklaşa çabayla bir “soykırım sektörü” yaratılmış vaziyette. Peki, biz neden bu olayı bütün ayrıntılarıyla konuşamıyoruz?

İttihatçılar kaç yüz bin Ermeni öldürdüler? Niye öldürdüler? “Ermeniler de bize saldırmıştı onun için öldürdük” diyoruz, iyi de “saldıran” Ermeni çeteleri Doğu sınırında, Anadolu’nun diğer bölgelerindeki yüzbinlerce Ermeni’nin, Ermeni olmaktan başka ne suçu vardı?

Bir insan sadece ırkından dolayı cezalandırılabilir mi?

Bir insanı, “suç işlediği” için değil, “suç işlediğini söylediğiniz biriyle aynı ırktan olduğu” için cezalandırmanın adı nedir?

Bu cinayettir. Aynı ırkı hedef alan yüzbinlerce cinayet de doğrusu “soykırım” tarifine girer. İttihatçılar korkunç cinayetler işlediler, Ermenilere yaptıkları zulmü insan havsalası almaz. Bu korkunç suçu neden saklamaya uğraşıyoruz, neden o katilleri savunmaya, onların suçlarını gizlemeye çabalıyoruz, neden gerçekler ortaya çıkmasın diye aşağılanmayı da göze alarak kıvranıp duruyoruz?

Her toplumun, her devletin geçmişinde suç ve kan var, geçmişi değiştiremeyiz ama gerçeklerle yüzleşecek, gerçekleri tartışacak cesareti gösterebiliriz, “aman cumhuriyeti kuranlara suç bulaşır” endişesiyle dünyayı susturmaya uğraşmaktan vazgeçebiliriz.

Sorular sorabiliriz.

İlk soru da, “yüzbinlerce insanın öldüğü bir olayı biz neden tarih derslerinde okumadık” olur. Sadece bu gerçek bile durumu “kuşkulu” kılmaya yeter. Doksan beş yıl önceki bir gerçekle bile yüzleşecek cesareti gösteremezseniz aşağılanırsınız, taa geçen yüzyıldaki bir olayı saklayabilme çabasıyla yetmiş milyon insanın dünyayla ilişkisini bir “yalana” bağlamaya uğraşırsanız aşağılanırsınız.

Gerçeklerden korkmayan cesur insanları aşağılamak kimsenin haddi değildir, öyle insanları kimse aşağılayamaz. Kendinizi aşağılanmış hissediyorsanız, dönüp kendinize ve sakladıklarınıza bakmalısınız.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89