• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • İstanbul 32 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 35 °C
  • Berlin 23 °C

Sosyalist harekette can alıcı sorun: Teşkilatlanma ve takım çalışması

Sinan Çiftyürek

Komünist hareketin ideolojik, politik, örgütsel alanda birden fazla sorunu bulunuyor ki bu sorunlar dün olduğu gibi yarın da olacak. Değişen iç ve dış gelişmelere paralel, bazen sorunların anasını diğer sorunlara oranla bir adım önde ideolojik-teorik üretim oluştururken, bazen de sorunların anasını bir hatta iki adım önde siyasal sorunlar oluşturabilir. Fakat söz konusu olan siyasal parti/örgüt ise her daim teşkilatlanma ve takım oluşturma önemini korur.

Siyaset ve örgüt, partiyi oluşturan ayrılmaz ikilidir. Öyle ki Parti; teori-siyaset-teşkilat bütünlüğü olmadan tarif edilemez, çünkü partiyi parti yapan, ruh ve içerik katan esas siyaset ve örgüttür. Bu nedenle teorisiz/siyasetsiz örgüt kadar, örgütsüz siyasetin de bir yanı daima topal kalmıştır.

İnsan organizmasında kan ve kan dolaşımının rolü neyse ideoloji ve siyasetin partide ki işlevi de odur. Diğer açıdan, insan organizmasında iskelet ile temel organlarının uyumlu ilişkisi neyse, parti organlarının ve organların toplamında oluşan organizasyon olarak teşkilatın partideki rolü de aynıdır. Siyasal partide, teşkilatlanma böylesine kilit yer işgal eder. Ara not olarak şunu düşeyim; Kürdistanlı ve Türkiyeli tüm parti ile örgütler, ideolojik sorunlardan da öte, genelde örgüt olamadıkları için özelde de Marksizm, sosyalizm içi farklılıklarıyla birlikte yürüyen, yürüyebilen kalıcı TAKIM oluşturamadıkları için dağıldılar!

Yine aynı yere geliyoruz: parti üye ve kadro yapısının bilgisayarlı tomografisini çeken, çekebilen bir teşkilatlanma bürosu! Bunu gerçekleştirmeden ne genel görev dağılımı ne de üye ve kadroların aslına uygun görevlendirilmesi yapılamaz. Daha somut ele aldığımızda: 

I- Teknolojinin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşama uyarlaması sonucunda; vatandaşların kişisel ve siyasal bilgilerinin ayrıntılı tomografisini çeken rejimin, hatta sermayenin bile aynı işlevi yapan birden fazla kurumu bulunuyor. Parti üyelerinin hatta vatandaşların bile siyasal, kişisel özelliklerini depolayan bilgi bankaları oluşturan rejimin istihbarat örgütlerinin yanı sıra, devlet ve özel bankalar, sigorta şirketleri, öyle ki belli başlı büyük marketler bile artık hepimiz hakkında belli bir bilgi hafızasına sahipse; parti Teşkilatlanma Bürosu da kendi üye ve kadro yapısını farklı açılardan tanımak için bir çalışma yapmalıdır. Unutmayalım ki derinlikli tanımadığın üye ve kadrolarını teşkilatlanmada aslına yanı sahip olduğu birikim ve potansiyele uygun görevlendirme yapamazsın.

Geçmişten farklı olarak partinin üye ve kadrolarını tanımaya doğru yapacağı çalışmada, yazılı belge ve raporlar “polisin eline geçerse ne olur” sorusunun da artık hükmü kalmadı. “Yazılı bilgiler, belgeler, örgüt üyeliğinin ya da yöneticiliğin kanıtı olur” türünden gerekçeler iki nedenle ortadan kalkmış durumda. Birincisi, dünya komünist hareketi zaten artık meşru, yasal örgütleniyor dolaysıyla üye ve kadrolar hakkında bilgiler devletin savcılarında zaten var. İkincisi, birden fazla devlet ve özel kurum zaten hakkımızda bilgi depolayıp onu sürekli yeniliyor. O halde biz komünistler de sağlıklı bir görevlendirme için neden Teşkilatlanma Bürosu denetimi altında üye ve kadromuzun siyasal, kültürel değerleri hakkında bilgi hafızasını oluşturmayalım? 

II- Üye ve kadronun “sağlıklı bir görevlendirmesi” deyip geçemeyiz! Üye ya da kadronun doğal ya da sonradan edinilen yetenekleriyle örtüşmeyen parti içi politik, örgütsel görevlendirmelerin yol açtığı ağır siyasal, örgütsel tahribatları hepimiz yaşadık halen yaşıyoruz. Kendini sürekli yenileyen kalıcı örgüt yaratamadıksa, bir biçimiyle hepimiz örgütlerimizi dağıttıysak bunun üç temel nedeninden söz edebiliriz: a- İdeolojik-felsefi doku zayıflığı; b- Partide kendini sürekli üreterek yenileyen sağlam bir Teşkilatlanma Bürosu’nun yaratılamaması; c– Her biri kendi alanında güçlü olan kadroların farklılıklarıyla birlikte dinamik yürüyebilen bir takımı oluşturamamaları.

Komünistler olarak; teşkilatlanmada işleyen bir sisteme, yerelden en tepedeki merkezi birime kadar örgütün her kademesinde sistem yaratıcıları olarak teşkilatçılara (teşkilatın mimar,  mühendislerine) dayanan bir teşkilatlanma bürosuna dün ulaşabilseydik bugün farklı konumda olurduk, olabilirdik!

Partinin üye ve kadro yapısının teşkilatlandırılmasında aslına uygun görevlendirilmeye mi gitmek istiyoruz? O zaman öncelikle:

*Alan açan, ilişki yaratan ajitatör- propagandist ile düğüm atan yani örgütleyici olanı;

*İdeolojik-teorik duyarlılığı ön planda olan ile pratik-örgütsel duyarlılığı ön planda olanı; ya da analitik kimliği önde olanla siyasetçi kimliği önde olanı;

*Politik, örgütsel sorunları duygu ağırlıklı ele alanla mantık ağırlıklı ele alanı;

*Doğal yapısı gereği ağır davrananla, dinamik olanı;

*Paylaşılması gereken politik-örgütsel yükün ağırlığını sürekli birlikte yürüdüğü yoldaşının sırtına daha fazla yükleme eğiliminde olan ile ağırlığı kendi omzuna alma eğiliminde olanı;

*Sorunlara, olgulara mekanik ya da tek boyutlu yaklaşan ile olasılıkçı yaklaşanı yani birden fazla seçeneği dikkate alanı;

*Doğal yapısı gereği örgütte sürekli sorun üreten ile sorun çözümleyeni;

*Zaaflarının, hatalarının sürgit esiri olarak yaşayanla, arkalanmış pratik süreçte yürüdüğü yolu eleştirel irdeleyen ve durmaksızın açığa vuran hata ve zaaflarını aşan, aşmaya çalışanı:

*Eylemci yönü ağır basan ile planlayıcı yönü ağır basanı;

*Olur-olmaz her konuda kişiliğini tümüyle açığa vuran ile kendini saklama eğiliminde olanı;

*İdeolojik, siyasal ve örgütsel aidiyetinden bağımsız yani doğal kişiliği demokrat olan ile otoriter olanı vb. tüm bunları dikkate almanın ötesinde ayırt edebilen ve parti örgütlenmesinde veri alan/alabilen bir teşkilatlanma bürosuna ulaşmalıyız.

Somutumuzda birden fazla yeteneği (değeri) temsil eden kadro sayısı sınırlı olup bu tür kadroların partinin her alanında genişletilmesi için çaba harcamalıyız. Kim çaba harcayacak? Parti Teşkilatlanma Bürosu! Örneğin; teşkilatlanmada ilişki yaratan olduğu kadar örgütleyici de olan yani birden fazla yeteneği kendinde taşıyan Sverdlovlara; ideolojik duyarlılıkların yanı sıra örgütsel duyarlık ve yetenekleri de olan kadrolara özel olarak ulaşma çabası olmalı. Bir iki makale yazan ya kendi kendini ya da birileri onu Ortadoğu’nun Lenin’i ilan etmekte gecikmez ama kimse teşkilatlanmanın beyni Sverdlov olmak istemez ki sorun tam da burada!

Başka açıdan bakarsak:

Partide; kadro var açık denizde hırçın dalgalar gibi, kadro var dingin liman misalidir; kadro var ağırlıkla iyi söz söyler, kadro var ağırlıkla iyi düşünür; kadro var ağırlıkla iyi iş yapar ve kadro var bunların tümünün ortalamasını temsil ediyor olabilir. Bu bilinçle davranabilen bir Teşkilatlanma Bürosu!

Partinin üye ve kadro yapısındaki bu zengin farklılık her zaman var olacak, olmalı çünkü partideki zengin insan farklılığının kaynağı halklardır. Zengin farklılık, halklardan insana dolaysıyla insan eseri olan sendika, parti, dernek gibi sıkı ya da esnek örülmüş tüm örgütlü yapılara az ya da çok ama mutlaka yansır. Demek ki yukarıda belirttiğimiz ve yer yer karşıtlıkları da içeren zengin farklılıklar az ya da çok ama daima partide var olacaktır, olmalıdır da. Bütün mesele bu farklılıkları temsil eden dinamik takım çalışması yaratabilmek.

Tüm bu farklılıkları, örneğin duyguları baskın olanla, mantığı baskın olanı; dingin ve toparlayıcı olan ile dinamik olanı; örgütlenmede sistem yaratıcısı olanla sisteme salt dâhil olabileni; mekanik bakanla olasılıkçı bakanı, ideolojik duyarlılıkları baskın olanla, siyasal refleksleri ön planda olanı mümkünse daha küçük ya da rüşeym halindeyken gören, algılayan, ayırt eden hatta gerektiğinde ayıklayan bir Teşkilatlanma Bürosunun yaratılması! Belirttiğimiz zengin farklılık üzerinden organik işleyen bir görevlendirmeyi Lenin’in “orkestra şefliği” dediği türden bir misyonu ancak Teşkilatlanma Bürosu yapabilir! 

III- Partideki insan kaynaklarına mekanik değil analitik bakabilen, analitik bakışını mekân-zaman akışı içerisinde sürekli yenileyerek geliştiren; yanı sıra üye ve kadro yapısını esas kendi pratiği üzerinden değerlendiren-eğiten-geliştiren bir Teşkilatlanma Bürosu!

En büyük eğiticinin hayatın içerisindeki pratiğin kendisi olduğunu unutmadan; propagandisti, örgütleyiciyi, eylemciyi ve planlamacıyı kendi alanında eğitecek, yönlendirecek; partinin organ ve birimlerini yaz-boz tahtası olmaktan çıkaracak bir Teşkilatlanma Bürosu! Kimi kadrolar var, zaman-mekân ve ilgili insanın özgün yanlarını hiç kale almadan önüne gelene aynı frekansla, aynı vücut diliyle, aynı içerikle propaganda geliştirir. Karşısındaki ilgili mi değil mi dolaysıyla alıcı mı değil mi bunları dikkate almadan doğrularını tekrarlar.

Burada dikkat edilecek birden fazla sorun vardır: Eğiteni eğitirken, donuklaşmış paket bilgilerden kaçınmak kadar, örgütleyeni örgütlerken de kadronun özgür yaratıcılığının parti tarafından esir alınmasına yol verecek yönelimlerden kaçınacak bir Teşkilatlanma Bürosu! Vurgulamak istediğim, parti somutta teşkilatlanma bürosu, sistem yaratma adına kadrolarını (örgütleyicilerini) esir alarak özgür yaratıcılıklarını öldürecek yönelimlerden kaçınmalıdır.

Tıpkı, doğadan yararlanmak için ona dostça müdahale ile “kullanmak” amacıyla yapılan düşmanca müdahalenin içerdiği temeldeki farklılık benzeri, parti teşkilatlanma bürosu da partideki farklı ve zengin insan kumaşını hatta aynı kumaşın farklı desenlerini aslına uygun görevlendirme adına ona zarar vermemeli. 

IV- Partide ister yerel ister merkezi düzeyde teşkilatlanmaya soyunacak olan kadrolar, yukarıda belirttiğimiz üye ve kadronun zengin farklılığının üzerinde zihinsel olarak yoğunlaşarak çözüm aramalı. Partinin bu önemli sorununda görev almak isteyenler, siyaset ve örgütlenmenin vitrininde değil en meşakkatli alanı olan mutfağında yani örgütlenmenin inşa ve planlayıcı kadroları olarak yoğunlaşmak zorundadırlar. Tam da bu yoğunlaşmanın gereği olarak, yapay beyin bilgisayarla tomografi çekme misali; parti Teşkilatlanma Bürosu da tüm üye ve kadro yapısı hakkında ayrıntılı bir kavrayış geliştirmeli. 

V- Takım Çalışması

Bu söylenenlerin toplamında takım çalışması özel önem kazanır!  Partideki Marksizm, sosyalizm içi farklılıkları barındırabilen, yüzleşilen yeni sorunlarda farklı yanıtlar üretse bile bunu partiye dinamizm katan farklılıklara dönüştüren; hatta en köklü meseleler üzerinde yoğun tartışan, eleştiren ama asla yeni ayrışmalara yönelmeden birlikte yürüyebilen bir takım! Tıpkı uyumlu ve dinamik oynayan 11 kişilik futbol takımı misali her biri kendi alanında bir adım önde olan uzmanlığı temsil eden siyasi bir takım yaratabilmek! Nasıl ki 11 kişilik futbol takımının tamamı stoper ya da golcüden oluşmuyorsa aynı özelliklere sahip kadrolarla da partinin kolektif takımı oluşturulamaz!

Parti organlarında özellikle il ve merkez organlarındaki kadroların tamamı aynı yeteneklere sahip olursa o organda farklı yeteneklerin kolektif birliği olamaz. “Hali hazırda komite kuracak kadrodan yoksunuz, böyle bir seçeneğimiz zaten yok” denilebilir!  Bugün tablomuz bu olabilir ama önemli olan meseleye nasıl bakıp nereden başladığımızdır. Halk boşuna “nasıl başlarsan öyle devam eder” dememiştir.

Farklılıklarıyla birlikte yürüyen takımlar oluşturabilen ve her biri kendi stratejik hedefinde başarılı olan iki hareketi örnek verebiliriz: birincisi Rusya’da Lenin liderliğindeki Bolşevik Parti, ikincisi ise Türkiye’de Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Görüş hareketidir ki ikisi de kendi koşullarında başarılı oldular. İkisi de farklılıkları temsil eden ve uzun yıllar birlikte yürüyebilen güçlü kadrolara dayalı takımlar oluşturabilmişti. 

Kısacası, üye, kadro, yönetici kadro yapısının yetenekleri ve istikrar çizgisi hakkında parti hafızasını oluşturan ve bunu belli aralıklarla yenileyen teşkilatlanma bürosu (parti teşkilatlanma sekretaryası) gibi başta merkez de olmak üzere her kademede farklılıklarıyla birlikte yürüyebilen kalıcı takımlar yaratma üzerinde düşünmeliyiz!

Sonuç olarak: Örgütlenmede küçük olanı adım adım ama istikrarlı büyütmeyi; önce parti, sonra devlet (elbette komünistler yönünde devlet olmayan devlet) olmayı mı hedefliyoruz? Şoven rejim ve sermaye düzeninin egemenliğine son verecek bir siyasal örgütlenmeyi mi hedefliyoruz? Tıpkı canlı hücre-organ-organizasyon misali kendini sürekli yenileyerek bürokratikleşmeye yol açmayacak teşkilatlanmaya mı ulaşmak istiyoruz? Parti de güçlü ve özgür komünist bireye dayalı kolektif teşkilatlanmayı mı geliştirmeyi hedefliyoruz? Bütün bu görev ve sorumluluklar bizi, teşkilatlanma bürosu ve takım çalışmasına götürür.

Partinin her kademesinde teşkilatlanma mühendisliğine, özelde de partinin kolektif beyni olacak takımı yaratmaya soyunacak kadrolara, yaşamsal ağırlıkları ve bağımlılıkları olmayan kadrolara, genç kadrolara Kürdistan komünist hareketi olarak ÖSP’nin daveti var!

Bu davete icabet edecek olanların basit bir kuralı dikkate almaları gerekir: düzeni olanlar düzen değiştiremezler!

Teşkilat yaratmanın dinamiği olmak isteyenler, dünyanın özelde de Ortadoğu ve Kürdistan’ın geçmiş tüm örgüt, örgütlenme deneylerini irdelemeli ama kendisi olabilmeye odaklanmalı!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89