• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 12 °C

Sosyal Mü’min Politik Zalim

Yavuz Delal

Anıl Çeçen’in sözleri konuşulmuştu bir müddet! Nihayet unutuldu gitti! Cemal Uşşak da öyle! 

“Biz, Kürtleri anlamadık” gibi sempatik görünmenin zorundan başka aslında hiçbir şey ifade etmeyen bir şeydi Cemal Uşşak’ın beyanatları! Bir itiraf bile değildi aslında! “Kürtlere haksızlık yaptık?” diyordu kısaca Uşşak, ama “Kürtçe konuşmalarında ne mahsur vardı ki”, diyerek “haksızlığa” neyi bağladığını belirtiyordu! 

“Kürt sorunu”nda Fars ve özellikle Türk ıtlak olunan sosyopolitik iradeye, müslümanını ayırmadan, güvenmemek konusunda herhangi bir ikilem yaşamadığımdan, bu cenahtan gelen bu tarz beyanatların beraberinde felaketler getireceğinden şüphe etmediğimi biliyorum. Keşke yanılsaydım Kürt halkı adına! Keşke yanılsaydım da, Roboskî’yi ve alçakça sürdürülen sürek avını yaşamasaydık! 

Haksızlığın ne olduğu asla açığa çıkmamalıydı; bu yüzden Kürtlere haksızlık yapıldığı söylenmeliydi ki, haksızlığın ne olduğu dikkatlerden uzak olsun! Cemal Uşşak’ın ve taşıdığı geleneksel zihniyetin; Anıl Çeçen’den ve taşıdığı geleneksel zihniyetten daha tehlikeli olduğunu kavrayabilmiş olsaydık, yukarıdaki ifadenin bir paradoks olmadığını anlayabilir ve başımıza gelecekler konusunda öngörülerimizde daha tutarlı olabilirdik. 

Cemal Uşşak’ın, meselenin özünde Anıl Çeçen’den hiçbir farkı yoktur! Her ikisi de haksızlığın ne olduğu konusuna “Kürtlerin egemenlik hakkının gasp edilmesi” diyerek, asla açıklık getirmezler. Ne birinin imanı, ne bir diğerinin felsefesi bu hakikati beyan etmeye güç yetirir. 

Türk ıtlak olunan sosyal varlığın, bütün bu faaliyetinin, “gerçeği karartmak” ile ilgili bir politik tutum olduğu ve “yeni nesil inkârın” Türk halkının iradesini yönlendiren ve ona bir eğilim veren cemaatler eliyle sağlandığı kuşkusuzdur. 

Sosyal yaşamın mü’minleri olduğuna kuşku duymamızı gerektirmeyen olgusallığın kendisi, siyasal yaşamın zalimleri olduğuna da kuşkusuz delildir. Çünkü siyasal zulmün sosyal mü’minlerden bağımsız gerçekleştiğine inanmak ile ahmak olmak arasında ince bir çizgi dahi bırakmadılar! 

“Kürt sorunu”nda cemaatler köhne zihniyetlidir! Çünkü, köhne olmayan bir zihniyetle cemaat olunamaz! Köhne dincilikle yaşam imkânını oluşturan cemaatlerin değişik sığınaklarından biri de medyadır. Medya’nın işi de, gücüne hizmet etmeyen “gerçeği karartmaktır”. Ve öğretide bulunan “cemaatte rahmet vardır” postülasıyla, Türk ıtlak olunan sosyal mü’min kitlesinde yaygın olan politik anlayışa karşı gelmek vahşetle bastırılır. 

“Allah”, dendiğinde tâ yürek kıllarının diken diken olduğunu gözlemlediğimiz Samanyolu Grubunun, sonuçlarında ölümün de olacağı veya olduğu pervasız bu kadar çok yalan habere imza atması ve koca koca sakallarını bir yerimize sokup Kürt halkından gizleyemeyeceğimiz ölçüde dinci bilinen köhne Akit Gazetesinin Roboskî fuhşiyatı; sosyal bir mü’min kitlenin, aynı zaman da siyasal bir mü’min kitle olmak anlamına gelmediğini göstermesi bakımından önemlidir. 

Yüce Allah’tan; Kürdistan’daki cemaatlerin, kendi gerçekliklerine ilişkin olarak,“gerçeği karartan” Türkiye’deki cemaatlerde rahmet değil de gazap olduğunu yaşayarak öğrenmemelerini dilerim 

Cemal Uşşak ve geleneksel zihniyeti merhametle bizi açık alana çekti ve Anıl Çeçen ve geleneksel zihniyeti için uygun av haline getirdi. İşin temizliği de gönüllüce ve gönlünce Akit Gazetesine düştü! Roboskî vahşeti, bunun dışındaki bir ittifakın sonucu değildi, yani!

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89