• BIST 106.991
  • Altın 151,930
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 15 °C

Sorumlu ve keyfi iradenin ayrışması

Doğu Ergil

Yazar-konuşur takımından kimileri dünyada yalnızlaştığımızı ileri sürüyorlar. İktidara yakın olanlar da bunun “değerli” bir yalnızlık olduğunu belirtip “önemli değil, şan olsun” diyorlar. Acaba öyle mi?

Yalnızlık, eğer emperyal bir devletseniz; ekonomik, politik-askeri gücünüzü hiçbir ittifaka veya bağa ihtiyaç duymadan sürdürebiliyorsanız bir anlam ifade edebilir. Ama siz orta boy bir ülkeyseniz ve politikalarınız size zarar veriyorsa, durumunuz değerli değil, tehlikelidir. Yalnızlığınız sürdürülebilir cinsten değildir.

İsterseniz buna gerçeklerden uzaklaşma hali diyelim çünkü bu durum sadece dışarıda değil içeride de yaşanıyor.

İki örnek

Bir ülkenin en güçlü iki kurumu ile yönetim, daha doğrusu yönetim üzerinde egemen olan kişisel irade, arasında duruş ve anlayış farklılıkları uç vermeye başladı. Bu kurumlardan ilki MİT yani Milli İstihbarat Teşkilatı’dır.

Son yıllarda iktidar, devlet kurumlarını kendi iç ve dış politika tercihlerine göre yeniden şekillendirerek MİT’e özel görevler vermiştir. Bu görevlerin bir bölümü siyasaldır. PKK ile görüşmeler, Suriye’de rejim değişikliği için muhalif güçleri desteklemek bunların başlıcalarıdır.

Suriye konusundaki değerlendirmelerin isabetsizliği nedeniyle tüm bölgeden soyutlanmamızı bir yana koyalım. Kobane’nin IŞİD tarafından kuşatılması karşısında gösterilen resmi duyarsızlığa gösterilen tepkinin boyutu, içeride bile barışçı bir birlikteliği (çözüm sürecini) tehdit eder boyuta vardı.

Suriye’de muhalif güçlere Türkiye’den gönderilen silahların, Niğde’de IŞİD militanlarınca gerçekleştirilen baskında kullanıldığı bilgisi doğruysa MİT aracılığıyla gerçekleştirilen siyasal kararların ülkeye zararı dokunmaya başlamıştır.

Acaba MİT Müsteşarı Hakan Fidan biriken bu sorunlar nedeniyle mi onu atayan üst iradeden izin almadan istifa etti? Bilmiyoruz ama bir sorun olduğu, birkaç gün önce İçişleri Bakanı’nın apansız biçimde PKK ile Oslo’da yürütülen gizli toplantı tutanaklarının MİT aracılığıyla sızdırıldığını söylemesiyle açığa çıktı.

Ekonomide çatlak

Bir süredir yürütülen inşaat ağırlıklı ekonominin yerini yüksek teknolojili, ihracata dönük imalat sektörünün alması gerektiğini savunan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve ona bağlı Merkez Bankası (MB) Başkanı ile “üst irade” arasında faiz hadleri konusunda adeta bir savaş var. Ekonomi ekibi, bir krize yol açmamak için ekonominin yasalarına göre davranmak istiyor. Ama seçime, daha canlı bir ekonomi görüntüsüyle girmek isteyen üst irade, her çıkışıyla kur fiyatını allak bullak ederek Türkiye’yi fakirleştiren bir tavır sergiliyor. Ekonomi ekibinin istifası seçime kadar “kol kırılır yen içinde kalır” misali şimdilik durduruldu.

Faiz indiriminde ihtiyatlı davrandıkları için “vatana ihanetle” suçlanan ekonomi ekibi, gerekçe olarak enflasyonun yükselme ihtimalini öne sürüyor. Siyasal baskıların dar çıkarlara hizmet edeceği gerekçesiyle asıl yapılması gerekenin yapısal reformlar olduğuna dikkat çekiyor.

Neye mal olursa olsun seçime kadar büyüme görüntüsünün korunması harcamaları, tasarruf açığını ve borçlanma hacmini artıracak, risk primini büyütecek. Yani, mali disiplini bozarak ekonomide büyük hasarlar oluşturacak.

Ekonomi ekibi, siyaseti önde tutan iradeye “ihtirasının faturasını tüm millete ödetmeye ortak olamam” mesajı veriyor.

Açık ki yönetim, ülke gerçeklerinden uzaklaşma eğiliminde olanlar ile buna direnenler arasında bir ayrışmaya sahne oluyor. İşte bu sürdürülebilir bir durum değil.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89