• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 20 °C

Sonuçtan ders alınır mı?

Yalçın Akdoğan

30 Mart seçimlerinden sonra siyasi parti gruplarında yapılan konuşmalar, bir yönüyle seçim sonuçlarından ne derece ders alındığının ve ne tür mesajlar çıkarıldığının bir göstergesiydi. Muhalefetin sonuçları yeterince analiz etmediği ve seçmenin mesajını anlamaya çalışmadığı açık bir şekilde görüldü.

Seçimin mutlak galibi ve en yüksek oyu alan partisi bardağın boş tarafına bakmaya çalışırken, belediye sayısı açısından büyük gerileme yaşayan muhalefetin ‘ne kadar başarılı’ olduğunu izaha soyunması çarpıklığın açık göstergesiydi.

AK Parti oyların yüzde 46’sını, belediyelerin yüzde 59’unu alarak her yönden çıtayı daha yukarıya çıkardı. Ege’deki kafa kafaya durum hariç tüm bölgelerde birinci parti olmayı başardı.

CHP’nin 26, MHP’nin 19 şehirde yüzde 10’un altında kalması kendileri açısından vahim bir durumdur.

Bahçeli Türkiye’nin iki partili bir sisteme götürülmek istendiğinden ve bu arada MHP’nin eritilmeye çalışıldığından şikayet ediyor. Oysa Türkiye genelinde görülen MHP-CHP dayanışması bu erimenin baş sebebidir. MHP, büyükşehirlerde CHP’ye kayan oyları sebebiyle büyük bir düşüş yaşarken, diğer şehirlerdeki CHP takviyesiyle oyunu artırmış göründü. Geçici ve kısmi fayda sebebiyle yaşanan bu fiili işbirliğinden sonra Bahçeli’nin şikayet etmesi çok anlamlı görünmüyor. Eğer MHP liderinde böyle bir hassasiyet varsa, bunu ispat etme zemini Cumhurbaşkanlığı seçimidir. MHP bu seçimde de CHP lehine bir pasiflik içine girerse, şikayet ettiği iki partili yapının değirmenine su taşımış olur.

***

Başbakan Erdoğan seçim sonrasındaki ilk grup konuşmasında önemli vurgularda bulundu.

Bunlardan birincisi seçimin ana gündem maddelerinden biri olan paralel yapıyla ilişkiliydi. ‘Bu millet bizden bu yapıyı tasfiye etmemizi istiyor’ sözü sandığın en önemli mesajının bu olduğunu gösteriyordu.

İkinci vurgu ‘yanlış yapanın gözünün yaşına bakmayız’ ifadesiyle özetlenebilecek yolsuzlukla mücadele kararlılığıydı. “Samimi her iddiayı ciddiye alırız ve ciddi her iddianın üzerine kararlılıkla gideriz. Yetimin hakkına el uzatana asla müsamaha göstermeyiz, o eli kırmakta asla tereddüt etmeyiz” cümlesi bunu yansıtıyordu. AK Parti yolsuzlukla ilgili ‘algı operasyonu’na prim vermedi, ancak bu konudaki hassasiyetini de net olarak ortaya koymuş oldu.

Başbakanın üçüncü vurgusu ‘çözüm süreci’yle ilgiliydi. “Halkımız çözüm sürecine destek vermiş, onaylamış ve bu barış, huzur ortamının devam ettirilmesi için herkese talimat vermişler, biz de bu bahar ortamını muhafaza etmeyi sürdüreceğiz. Kardeşliğimizi inşallah daha da yüceltecek, yeni adımlarla, yeni reformlarla Türkiye’nin meselelerini tek tek çözüme kavuşturacağız” ifadesi bu vurguyu yansıtıyordu.

Son dönemde yaşanan büyük kavganın bir sebebi de AK Parti’nin bu meseleyi çözme iradesiydi. AK Parti’nin seçimden sendelemeden çıkması, süreçten rahatsız olan kesimlerin emellerini de kursağında bıraktı. Halktan güvenoyu alan hükümetin eli, bu konudaki toplumsal destekle daha da rahatlamış oldu.

Vatandaş, AK Parti’de eleştirilecek yönler bulsa da Etyen Mahçupyan’ın dünkü yazısında söylediği gibi, “hükümet karşıtlarının daha vahim ve tehlikeli bir yanlış içinde olduklarına hükmetti”. Mahçupyan’ın bir halk hareketi ve ‘halk ihtilali’ dediği olayı herkesin doğru anlaması gerekiyor.

Sözün özü, AK Parti sonuçları iyi analiz ederek kendisine oy veren ve vermeyen seçmenin mesajını en doğru şekilde anlamaya ve bundan sonraki siyasetine yansıtmaya çalışıyor. Dersini çalışmayan muhalefet ise burnunun dikine gitmeye devam ediyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89