• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

Sonbahar çok hareketli geçecek

Muzaffer Ayata

KCK yöneticileri AKP Hükümetini sık sık uyardı. Eylül ayının çok önemli olduğunu vurguladılar. Ancak hükümet ve yandaşı medya uyarıları anlamak ve ona göre adımlarını hızlandırmak yerine bilinen tutumlarını sürdürdüler. Mevcut haliyle yapılacak bir şey yok ya da sorun çözülmüş havasındalar. Gündemlerini tarihi Kürt sorununu çözmek yerine güncel iktidar hesapları üzerine sürdürmeyi tercih ediyorlar.

Eylül ayına girdik ve hükümetten ele gelir hiçbir çalışma ve girişim göremiyoruz. Şimdi de Suriye’deki gelişmelerin öne çıkmasıyla oyalanmaya ve esas sorunu geri plana atmaya çalışmaktalar. Başından beri Suriye’de iç savaşın gelişmesine ve muhalefetin silaha sarılmasında Türkiye aktif rol oynadı. Kendileri içerideki muhalefet hareketlerini ezmeye veya baskılamaya çalışırken “biz sabrettik, başka yollara başvurmadık. Siz de uslu durun” diyen Erdoğan aynı şeyi Suriye için söylemedi. Kanlı bir sürecin başlaması için tüm imkanlarını sundu.

Genel beklenti yaz aylarında gerilla geri çekilirken ve silahlar susmuşken hükümet de güven arttırıcı adımları atar ve gerekli düzenlemeleri yapar biçimindeydi. Ancak herhangi bir gelişme olmadı. Akil İnsanlar grup olarak raporlarını Erdoğan’a sundular. Bunları da dikkate alarak Erdoğan kamuouyuna bir çözüm perspektifi sunar, beklentisi vardı. Bunların da hiçbiri olmadı. Sorun, deyim yerindeyse soğutulmaya ve gündemden çıkarılmaya çalışıldı.

Bütün bunların yanında çözümde stratejik rol oynayan, süreci ağırlıklı olarak sırtlayan Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmadı. Hala avukatlarının kendisini ziyaret etmelerine izin verilmiş değil. Hükümetin izin verdiği BDP dışında kimse adaya götürülmedi. BDP heyetleri de periyodik ve sık gidemiyor. Ne zaman isteseler o zaman götürüyorlar. Stratejik rol oynayan bir önderliğe yaklaşımları hala bir halkın temsilcisi biçiminde değil, elindeki bir rehine veya mahkum biçimindedir.

Önder Apo’ya yaklaşımları işin ciddiyetini ve niyetlerini açığa vuran en belirgin alandır. Bu önderlik halka ulaşamaz ve kamuoyunu bilgilendiremezse barış süreci nasıl ilerler. Hükümet de bunu yeterince yapmamaktadır. Karşı tarafı da sınırlandırmaktadır. Buradan yüzyıllık çatışmalı bir sorunun çözümü nasıl çıkacak? Oyalama ve zamana yayma çatışmalı bir sorunda riskleri doğal olarak artırır. Provokasyonlar ve karşı faaliyetler için ortam ve zaman sunmuş oluyor.

Anlaşılan hükümet İmralı’yı elinde bir tutsaklık alanı olarak görmeyi sürdürüyor. Yüzyıllık sorunu orada kapalı bir alanda gönderdiği bir heyetle çözeceğini hesaplıyor. Kürtleri bir halk ve taraf olarak görme yerine işi ucuza getirme ve yine bilinen devlet alışkanlıklarıyla kotarmaya çalışmaktalar. Geçmişten yeterince ders çıkarılmadığı açık. Halbuki sorun ne kadar halka mal edilir ve şeffaf yürütülürse ikna ve katılım da o kadar güçlü olur. Çözüm de o kadar toplum tarafından sindirilir ve kalıcı hal alır. Ancak hükümet iktidar hesapları ve devlet alışkanlıklarından bir türlü kendisini kurtaramamaktadır.

Sayın Öcalan açık ve anlaşılır uyarılar yaptı. Rolünün startejik olduğunu ve ona göre yaklaşmaları gerektiğini açıkladı. Mevcut şartlarda süreci ilerletmelerinin ve kamuoyunu katmalarının zor olduğunu belirtti. Bütün uyarılar hükümetin bilinen egemen ve hükümran pozlarına ve kibirine takıldı. Herhangi bir karşılığı olmadı.

Yasal ve anayasal değişimler olmadı. AKP grubunun angaje olduğu ve üzerinde çalıştığı bir hazırlık da yok. Erdoğan açıklamalarıyla partisini ve kamuoyunu hazırlamıyor. Açık açık anadille eğitim olmaz, diyor. Seçim barajı düşmez, şu olmaz bu olmaz demeçleri veriyor. Bu durumda süreç ne üzerine ilerleyecek?

En kolay ve olabilir şey tutukluların salıverilmeleridir. Haklarında daha hüküm de yok. Uzun tutukluluk yılları dikkate alındığında binlerce insanın daha fazla özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarının ne anlamı olabilir ki. Ayrıca çoğu alacağı cezayı da yatmış durumda. Düşmanlık bitecek ve dağlar boşaltılacaksa insanları hala hapislerde tutmanın bir mantığı olmasa gerek. Ancak bu konular ciddi biçimde konuşulmuyor, sorgulanmıyor.

Suriye’de hükümet hala Kürtlerin herhangi bir statüye sahip olmalarına karşıtlık yapıyorlar. Uzun süre açık düşmanlık yaptılar. El Kaide uzantısı gruplara sınırlarını açtılar. Bu gruplar istedikleri gibi sınırlarından girip çıktılar. Destek gördüler. Kürtlerin üzerine salındılar. En istikrarlı ve güvenli olan Kürt bölgelerinde de kanlı saldırılar düzenlediler. Çok sayıda insanın yaşamına mal oldular. Kan dökülmesi hala sürüyor. Bütün bunlar yan yana geldiğinde doğal olarak halk AKP’ye güven duymuyor ve süreç konusunda kaygılı.

Suriye’ye müdahale gündemdeyken hükümetin Rojava’da Kürtlere karşı tutumunun ne olacağı daha çok sorgulanır oluyor. Güvensizlik aşılmadığı gibi giderek derinleşiyor. Bunların yanında yerel seçimler de yaklaşıyor. Hükümet bir süre sonra gündemini seçime endekslediğinde sürecin akibeti daha fazla belirsizliğe girecek. Kürt halkı ve siyasi yapıları herhalde her şeyini hükümetin hesaplarına ve keyfiyetine bırakamaz.

Çok kritik bir dönem. Suriye’ye müdahale ihtimali, yaklaşan seçimler ve sürecin hükümet tarafından ciddi biçimde ele alınmaması Kürt halkının daha fazla uyanık olmasını ve örgütlü mücadelesini yükseltmesini zorunlu kılmaktadır.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89