• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 24 °C

Sol ve din

Murat Belge

Solun dinle ilişkisi ne olmalıdır?” Böyle bir soru var dünyada. Dinin daha fazla ağırlık taşıdığı toplumlarda bu soru da daha fazla ciddiyet kazanıyor.

Hatırlıyorum, bir tarihte Fransız Komünist Partisi tüzüğünde değişiklik yapmıştı. Mealen, “Diyalektik materyalizmi kabul etmeyenler de parti üyesi olabilir” demeye gelen bir değişiklikti bu. Ama bu da “kriptik” bir laf; bu ne anlama geliyor? “Ateist olmayan insanlar da KP üyesi olabilir” anlamına geliyor.

Özellikle Komünist Partiler bu gibi konularda oldukça “katı” denebilecek tavırlarla yola çıkmış, bazıları zamanla ve önceden varsayamadıkları somut durumlarla karşılaştıkça bu tavırlarını yumuşatmışlardı. Diyelim mahallede bir adam var, bir sürü konuda anlaşıyoruz; çalışkan ve becerikli biri. Partide birlikte çalışabiliriz diye düşünüyoruz; onun da buna itirazı yok. Ama ateist değil! Onun için üye olamıyor. İşte böyle olaylar çoğalınca parti de tüzüğünü değiştirme gereği duyar.

İtalyan Komünist Partisi’nde belki böyle bir tüzük maddesi hiç olmamıştı. Ama vardıysa da, herhalde Mussolini’ye, onun öldürülmesinden sonra da ülkedeki Alman Nazi varlığına karşı Komünistler ve Hıristiyan Demokratlar birlikte çarpıştıklarına göre, o sıralarda tarihe karışmış olmalı.

Bir tarihte Atina’daydım. ELAM’ın bir anma gününe rastlamışım. Venizelos üstünde, üniversitenin önündeki meydanda toplanıyorlar. Bazı yaşlı militanlar da geliyor, saçları, bıyıkları ağarmış, bembeyaz. Bazıları bayraklarla geliyor. İç savaştan kalma adamlar. Bayrakların alemi haç biçiminde! Orak morak koymamışlar!

Bir de tepki örneği: Tiflis’teyim, tarihî binaları geziyoruz. Tabii başta kiliseler. Birinde vaftiz töreni var. Kucağında bebeğiyle bir kadın, yanında çeşitli yaşlardan adamlar dizilmiş, ellisinde, altmışında adamlar. “Vaftiz töreni böyle ma-aile mi yapılır?” diye sordumdu. Meğer bunlar aile falan değilmiş. Komünist rejimde vaftiz olmamış, yaşını başını almış adamlar şimdi kiliselere gelip vaftiz oluyorlarmış. Demek ki bu konularda bir baskı kurduğunda sonuç alamıyorsun. Adamın inanacağı varsa inanmaya devam ediyor.

Bu saydıklarım, pratik durumlar. Herkesin kendi özgül tarihi içinde ürettiği pratik biçimler. “Teorik” soru gene öyle duruyor: “Solun dinle ilişkisi ne olmalıdır?

Belki de tek bir cevabı olmayan bir soru bu. Türkiye’de bu sorulduğunda hepimiz “Müslümanlık”la ilişkinin ne olacağını düşünüyoruz. Japonya’da sorulsa Zen-Budizm akla gelecek. Müslümanlık’la Zen-Budizm de hiç benzeşmiyor.

Ama herhalde, nerede olursak olalım, “ucu açık” bir ilişki olmalı bu. “Gücüm yettiği anda seni yasak ederim” ilişkisi olmamalı.

Türkiye’de bu, “olmamalı” dediğim biçimi alır. İki temel nedeni olduğunu düşünüyorum. Bir kere, tarih boyunca İslâmiyet bu toplumun tek ideolojisi olmuş, kültürünün, sanatının, yanısıra hukukunu, ahlâkını da oradan çıkarmış. “Solcu” olan kişi, bu ideolojiyi terkederek solcu oluyor. Onun için de rakip ve “kurtulunması gerekli yanlış ideoloji” olarak onu belliyor. İkinci etken ise burada Batılılaşma’nın adlığı biçimle ilgili. Batıcı bir ideolojiyi benimseyenler, toplumun Batılı olmamasını İslâmiyet’le açıklıyorlar. Batıcı ideolojinin nihaî biçimi olan Kemalizm de önünde en büyük engel olarak İslâm’ı gördüğü için bu iki kesim arasındaki gerilim bir kan davasına dönüştü.

Kemalizm, “sol” bir ideoloji değildir. Kalkınmacı bir milliyetçiliktir. Ama Türkiye’nin tarihî koşullarında çok sayıda etken Sosyalizm ile Kemalizm arasında birtakım bağlar kurulmasına yol açmıştır. Birçok durumda bu ilişkiler bir “iç içe geçme” durumuna girmiştir.

2015, 1 Kasım’ıyla geldiğimiz şu noktada herkesin ve bu arada olduğu kadar “sol”un toplumun bütünüyle birlikte kendini bir kere daha düşünüp tanımlaması gerekiyor. Bu CHP için geçerli olduğu kadar HDP ya da onun bileşenlerinden bir olan YSGP için de geçerli. Bu örgütlerden herhangi birine kayıtlı olmaksızın kendini “sol”da duran biri olarak görenler için de geçerli. Ama aynı zamanda sağ için, özellikle de AKP tabanını oluşturan yurttaşlar için geçerli: İslâmcı politika, yılbaşı sepetine ne konacağı, ne konmayacağı üstüne ferman çıkarmak anlamına mı gelir? Ve benzerleri…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89