• BIST 81.865
  • Altın 148,409
  • Dolar 3,7910
  • Euro 4,0491
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -3 °C

Siyasi körlük mü aldatılmışlık mı?

Doğu Ergil

Ne tuhaf değil mi? Bir parti, seçim söyleminde “kardeşlerimiz” dediği bir halkın içinden çıkmış başka bir parti ile “Hiçbir şart altıda yan yana gelmem veya işbirliği yapmam” diyor. Ama o halk ile aynı vatanı paylaşıyor; aynı devletin uyrukluğunu yapıyor. O halktan vergi vermesini ve vatan savunmasına katılmasını bekliyor. O halde bu işte bir yanlış var.

Yanlış şurada; Osmanlı tebaasından bir ulus yaratma sürecinde Türk ve Müslüman (tercihan Sünni) olmayanların ya bu kimlikleri kabule zorlanması ya da ülkeyi terk etmesi kararının acımasızlıkla uygulanması. Kabullenmekte zorlansak da Osmanlı’nın son 10 yılından başlayarak bugüne kadar geçen 100 yıl, kan-ateş-sürgün ve yok etme-yok sayma öyküsüdür.

Devlet bütün ideolojik araçlarıyla bunun tam aksini halka anlatmak ve inandırmakta çok etkili olmuştur. Tüm eğitim sistemi, hukuk, basın yayın, sivil toplum örgütü görünümündeki hükümetin uzantısı dernekler-vakıflar ve kendi içinde bir toplumsallaştırma kurumu olan askerlik bu konuda çok başarılı olmuştur.

Yapılanlar milli birlik ve güvenlik adına meşrulaştırılmış ve tüm hesap sorma, hak arama çabaları acımasızca bastırılmıştır. Bu süreçte ülke nüfusunun dörtte veya beşte birini oluşturan Hıristiyan azınlıklar ya yok edilerek ya sürülüp kaçırtılarak ya da din değiştirilerek eritilmiş, Kürtler de uzun baskılardan sonra isyan etmiştir.

Böylesi bir tarihi bilmeden, öğrenildiğinde inkâr ederek (Ben bunlara inanmıyorum diyenlere çok rastlamışsınızdır) Ermeniler’in, Süryaniler’in, Ezidiler’in ve Kürtler’in maruz kaldıkları haksızlıklara kör ve duyarsız kalma, bu ülkeye huzur ve barış getirmez.

Devletin süren haksızlıklara hiç aldırmadan doğan tepkileri esas alıp sürdürdüğü baskı, kırım ve zulümde ısrarı, Türk gençlerinin Kürt gençlerinin üzerine gönderilip, neredeyse üç kuşak boyunca bir iç savaş yaşanmasına neden oldu. Tabii ölüme gönderilen gençlere ve ailelerine onların hainlere, bölücülere, dış ülke ajanlarına karşı savaştığı söylendi. Yoksa hangi aile çocuklarını kendi ülkesinde hakları esirgenen bir yurttaş kümesini susturmak için ölüme göndermeyi kabul ederdi ki? Özetle bu ülkenin yöneticileri, hayatlarından ve iyiliklerinden sorumlu oldukları insanlara yalan söylediler.

Şimdi o insanların ülkeden ayrılmak, ayrı bir devlet kurmak gibi bir iddiaları olmadığı (ama çoğumuzun hâlâ inanmadığı) anlaşıldı. Silahları susturdular, seçimlere girdiler.
Başka partilerin içine almakta zorlandıkları birçok kimlik grubunu da yanlarına alarak Halkların Demokrasi Partisi adına uygun renkli bir birliktelik oluşturdular. Partideki kadın oranının, emsallerinden daha fazla olması bile olumlu bir fark. Belli ki eğer siyaset dışı odakların baskısına tabi olmazlarsa ve kendilerinden olmayanlara kapılarını açık tutarlarsa Türkiye’nin büyümeye en müsait partisi olacak HDP. Bu sayede yüzde 13 oy aldı ve AKP’nin önünü kesti.

Durum böyleyken, sürekli olarak egemenliğini, milli birliğini ve ülkesini kaybedeceği endişesiyle ürkütülmüş Türk’ün bu korkusunu milliyetçilik olarak benimseyen bir parti, seçim sonuçlarına, toplumun çoğul yapısına, rejimin restorasyon ihtiyacına aldırmadan “Ben o parti ile zinhar bir araya gelmem” diye diretiyor.

Sorarlar adama: “Sen onlarla bu ülkeyi paylaşmıyor musun? Sen seçilmişsen, onlar seçilmiş değil mi?” Bu soruların yanıtı “Evet” ise neden direniyorsun? Bu soruların yanıtını parti yönetimi vermezse seçmen istemeden zorlandığı erken seçimde verecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89