• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 10 °C

Sıra dünyanın direnenlere vereceği yanıtta...

Fehim Işık

Kobani kent merkezi 134. gününde IŞİD’den temizlendi. Büyük coşkuyla karşılanan bu durumu iyi değerlendirmek gerekir.

Kobani’nin Batı cephesi, yani kentin Urfa’nın Birecik ilçesine karşılık gelen, Dicle nehri kenarındaki Cerablus’a bakan tarafı ilk temizlenen bölgelerdendi. Güney cephesi de Mınbic’e bakıyordu ve o bölge de 134. güne gelmeden kontrol altına alınmıştı. Mıştenur Tepesi’nin temizlenmesiyle Güney cephesi de kentin güvenli alanları arasına girdi. Kenti zorlayan en önemli cephe, Doğu cephesiydi. Urfa’nın Akçakale ilçesine karşılık gelen Kürtlerin Girê Sipî dediği Tel Abyad kasabası, kentin Doğu cephesinde bulunuyor. Bu cephe de Kaniya Kurda’nın geri alınmasıyla büyük oranda IŞİD’den temizlendi.

Hatırlanacaktır; IŞİD Kobani’ye 15 Eylül’de saldırdıktan sonra YPG ve YPJ güçleri köylerdeki sivillerin eli kanlı cellâtlar tarafından esir alınmasını, katledilmesini önlemek için Kobani civarındaki sayısı 300’ü aşan köy ve mezrayı kademeli olarak boşalttı. Çok az sayıda köyde, sadece yaşlılar kalmıştı. Bunların akıbetleri ile ilgili hala sağlıklı bilgi alınamıyor.

Onbinlerce Kobanili ilk etapta kademeli olarak kent merkezine geçti. IŞİD’in kente Doğu cephesinden girmesinden sonra yani sokak savaşlarının başlamasıyla birlikte kentteki sivillerin büyük çoğunluğu Suruç’a geçti. 8-10 bine yakın sivil sınır hattının Kobani tarafında kalmayı sürdürdü.

Ağırlıkla 6-8 Ekim tarihlerinde yaşanan geçişin nasıl gerçekleştiğini, hangi koşullarda yaşandığını tekrar anımsamakta yarar var.

5 Ekim gecesi kentin 3 tarafını tamamen kuşatan IŞİD, tüm gücüyle Mürşitpınar sınır kapısına yöneldi. IŞİD, kenti dört taraftan ablukaya almak ve büyük bir katliam ile Kürtleri yoketmek istiyordu.

Yaşananlar sonrasında sokak savaşı kararını yaşama geçiren YPG/YPJ güçleri ile Kobani Kantonu’nun yöneticileri, sivillerin kenti terketmesi çağrısı yaptı. Gazeteciler de dahil kentte hiçbir sivilin kalmamasını istedi. 5 Ekim gecesi yaklaşık 40 bin Kobanili Mürşitpınar sınır kapısına yöneldi.

Kobanililerin Suruç’a geçişi kolay olmadı. IŞİD’in havanları ardı ardına Mürşitpınar sınır kapısına düşüyordu. 40 bine yakın Kobanili ölüm ile karşı karşıyaydı ve Türkiye, geçişler için kapıyı açma işini ağırdan alıyordu. Aynı gece hem Türkiye ve Kürdistan’da, hem dünyanın birçok merkezinde milyonlarca insanın sokağa dökülmesi Türkiye’ye geri adım attırdı ve kapı açıldı. Ayrıca şu da artık çok belirgin; Türkiye o gece Kobani’nin düşmesini bekliyordu. Tüm hazırlığını ona göre yapmıştı. Böylece hem daha birkaç gün önce “Kobani düştü, düşüyor” diyen dönemin Başbakanı Erdoğan haklı çıkacak, hem de Türkiye, bölgeye dönük hesaplarını daha güçlü bir pozisyonda yaşama geçirebilecekti.

Şunu da bir ara anekdot olarak yazalım. Koalisyon güçlerinin etkili hava saldırıları da ancak 5 Ekim sonrasında başladı. Artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Ya onbinlerce insan dünyanın gözü önünde IŞİD canileri tarafından katledilecekti; ya da dünya bu namuslu direnişe destek verecek ve IŞİD’in suç ortağı olmaktan çıkacaktı.

Nihayetinde dünya direnişi gördü ve direnenlere selam durdu.

Kobani direnişçileri dışa açılan tek kapıları olan, Kuzey Kürtlerinin direnişin başından beri nöbet tuttuğu Suruç tarafını IŞİD’e vermedi. IŞİD son kapıyı alabilmek için Türkiye üzerinden, bölgedeki Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ait buğday silolarından bile saldırdı yine de kentin dördüncü cephesini ele geçiremedi.

Ne yazık ki Ekim ayının sonuna doğru gelindiğinde YPG ve YPJ’nin elinde kent merkezinin küçük bir bölümü kalmış, kentin neredeyse yüzde 70’i IŞİD’in kontrolüne geçmişti.

Ekim’in sonunda peşmerge güçlerinin Kobani’ye geçişi başladı.

Bunu da değerlendirmekte yarar var. Türkiye peşmergenin geçişinden kendine pay çıkarıyor ama Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin 26 Eylül’de, daha IŞİD saldırısının 11. gününde yaptığı başvuruya niçin 29 Ekim’e kadar yanıt vermediğini açıklamıyor.

Peşmergenin geçişi hiç kuşku yok direnenler için büyük bir moraldi ve elbet, ağır silahlar da IŞİD’in karadan geriletilmesinde ciddi bir etki yarattı.

Her şey bir yana ama şunu da unutmayalım. Evet, Kobani kent merkezi kurtuldu ama IŞİD hala bölgedeki gücünü koruyor. Doğu’da Tel Abyad, Güney’de Rakka ve Mınbic, Batı’da Cerablus IŞİD’in elinde oldukça tehlikenin bittiğini söyleyemeyiz.

Kürtler Kobani’de, Şengal’de, Haseki’de, Musul, Telafer ve Kerkük civarındaki diğer kasaba ve köylerde IŞİD’e karşı en etkin direnişi gösteriyor; IŞİD’den korkulmayacağını dünyaya ispat ediyor.

Kürtlerin binlerce gencinin canına mal olan bu tarihi direnişine artık dünyada namuslu bir yanıt vermeli. Hala Kürtlere gidecek bir merminin hesabını yapan dünya, bu namuslu yanıtı ne zaman ve nasıl verecek, bekliyoruz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89