• BIST 106.926
  • Altın 151,366
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3291
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 18 °C

'Sınırötesi operasyon' algısı

Oral Çalışlar

İktidar ve Genelkurmay bölgedeki psikolojik atmosferin farkındalar ki, aynı gün sınırötesi bir harekât yapılmadığını açıkladılar. 

Sabahleyin bir arkadaşım, “Sınırötesi operasyon ne durumda, sen bir şeyler biliyorsundur” dedi. Arkasından gazeteye geldim, yöreyi iyi bilen arkadaşlarımdan birisi de yapıldığı düşünülen “sınırötesi kara operasyonu” üzerine yorumlar yaptı. Bir gün önce mail adresime yollanan KCK bildirisinde yer alan “Henüz operasyon yapılmadı” cümlesini de göz önünde bulundurarak açıklamaları izlemeye başladım.

KCK’nın son bildirisinde (ki 24 Ekim 2011 tarihini taşıyor) şunlar söyleniyor: “(TSK) şu ana kadar Güney Kürdistan sınırlarından içeri girmemiştir. Gerillalarımız teyakkuz halinde olup olası bir saldırı karşısında hazır bir halde beklemektedir. Sınırötesine yönelik herhangi bir operasyon olmadığı ortadayken bu yönlü haberlerin yayılması…”

Bu açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla, en azından 24 Ekim 2011 tarihine kadar TSK, sınırötesi bir kara harekâtı yapmadı.

Her şey TSK açıklamasıyla başladı

20 Ekim 2011 tarihli gazetelerde Genelkurmay Başkanlığı’nın bir açıklaması yayımlandı. Gazeteler açıklamayı şöyle verdiler: “Genelkurmay Başkanlığı, Çukurca ve çevresinde sekiz askeri tesise düzenlenen PKK saldırılarının ardından 22 tabur ve çok sayıda savaş uçağı ve helikopterin katılımıyla sınır ötesi operasyon başlatıldığını açıkladı.

TSK’nın internet sitesinde Hakkâri saldırılarının ayrıntılı raporu yayımlandı. Açıklamanın 12. maddesi şöyle:

Meydana gelen bu olaylar üzerine hain eylemi gerçekleştiren terör örgütü üyelerini bularak etkisiz hale getirmek maksadıyla yurtiçinde ve sınır ötesinde (Irak’ın kuzeyinde) toplam beş ayrı bölgede komando, Jandarma Özel Harekât (JÖH) ve Özel Kuvvetler’den oluşan toplam 22 tabur ile geniş kapsamlı hava destekli kara operasyonlarının icrasına başlanmıştır.”

Genelkurmay’ın bu açıklaması, “yurtdışı”nı da içeren bir operasyona işaret eden nitelikte... 23 Ekim tarihinde Türkiye Van-Erciş depremi acısıyla sarsılırken, kamuoyunda operasyonun devam ettiği düşüncesi egemendi. Hatta 25 Ekim’de, Taraf, “Depreme rağmen savaş” manşetini attı: “Van depremi sınırötesi operasyonu durdurmadı. TSK’ya ait tank ve zırhlı birlikler dün akşam sınırı geçti. Hedefte ise PKK’nın Haftanin kampı var.”

“Sınır harekatı haberi asılsız”

Halbuki, aynı gün Genelkurmay Başkanlığı, sınırötesi bir kara harekâtının olmadığını yabancı ajanslara açıkladı: “Uluslararası haber ajansı Reuters, bugün geçtiği haberde, askeri yetkililerden aldığı bilgilere dayanarak Türk askerlerinin zırhlı araçlar eşliğinde sınırı geçtiğini duyurmuştu. Birkaç saat sonra Genelkurmay’ın web sitesinden yapılan açıklamada haberin asılsız olduğu bildirildi. Genelkurmay yaptığı açıklamada bu haberin doğru olmadığını belirtti. Açıklamada söz konusu hareketlilikle ilgili olarak da ‘Tank birliklerimiz, Silopi doğusunda, sınırlarımızın içerisinde ve sınıra yakın bölgelerde eğitim ve tatbikat icra etmişlerdir’ denildi.”

Aynı gün, Başbakan Erdoğan da, “Tankların sınırı geçtiği iddiası doğru değil” açıklamasında bulundu.

Bu bildirileri ve bilgileri alt alta koyduğumuz zaman, kamuoyundaki “TSK’nın sınırötesi kara harekâtı yaptığı” yönündeki enformasyonun gerçeği yansıtmadığını görebiliyoruz. Ancak kamuoyundaki algı nedense hâlâ farklı.

Sınırötesi harekât yapıldığı yönündeki “algı”nın özellikle deprem bölgesindeki psikolojik etkisini küçümsememek gerekiyor. Konuştuğum Ercişli tanıdıklar, biraz sitem, biraz öfke içinde, “Bu acılar yaşanırken, yeni ölüm haberleri almak istemiyoruz” diyorlar.

Anlaşılabildiği kadarıyla, siyasi iktidar ve TSK da bölgedeki psikolojik atmosferin farkındalar ki, bir kara harekâtına girişilmediğini belirten açıklamalar yapma gereğini duyuyorlar. KCK bildirisi de paralel yönde mesajlar içeriyor.

Hem bu gelişmelerden hem de ülkedeki genel tablodan, depremin ilk gününden beri “Bu acı, sorunların barışçı çözümü için bir imkâna ve güce dönüşsün” beklentisinin “temeli çürük” bir beklenti olmadığı sonucunu çıkartmak, herhalde aşırı iyimserlik olmaz. “Acıyı çözüme dönüştürme” umudumuz canlılığını koruyor…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89