• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 6 °C

Şimdi titiz davranma dönemidir

Ömer Ağın

Kürtler özgürlük mücadelesinde tarihleri boyunca ilk kez önemli bir dönemece girmiş ya da yeni bir süreçle karşı karşıya kalmıştır denilebilinir. Yeni olan, özgürlüğün niteliğinin değişmesi, zenginleşmesi, çağa uygun yeni yol ve yönteme bürünmüş olmasıdır. Bu karmaşık ve çok yönlü durumun tüm özelliğini bir yazıya sığdırmanın olanaksız olduğunu biliyorum. Olanaklar ölçüsünde “çağımız özgürlüğünün” kimi yanlarının ne anlam taşıdığına kısa da olsa değinmek gerekiyor. Bunlardan en önemlisi hükümranlık ilkesinin günümüzde ne anlam taşıdığı ve tedricen gerçekleşen mücadelenin hangi yollardan geçtiğine bakmak ve yeni dersler çıkarmak için “acil görev ne” sorusu olacaktır. Tedrici olarak da özgürlüğe giden mücadele yolunun serhildan ruhuna dayanmış olması hiçbir zaman unutulmamalıdır. Mücadele yöntemi ne olursa olsun ister barışçıl-demokratik, ister klasik yöntem olsun, sözünü ettiğimiz mücadelenin içeriği değişmez. Öncelikle “kendi kendini yönetmek” bir sürece yayılmış coğrafik, ekonomik ve psikolojik temel koşullardan oluşmaktadır. Özgür olması istenilen coğrafyanın tümünü bir kerede “kendisi için vatan” haline getiren güç oluşmuş değilse tedrici hükümranlık kurma zorunluluğu vardır. Bu ne anlama geliyor? Parça parça, diğer bir ifadeyle alan alan yerel yönetimlerde iktidara gelmek ve çağın hükümranlık yöntemlerine göre yönetmek zorundasınız. İşte dünden farklı olan yerel yönetimlerin önemi burada yatmaktadır.

Bu ise, iki önemli ana görevi içermektedir. Birincisi; halkın her türlü kentsel ihtiyacını karşılamaya çalışan, şeffaf bir çalışma tarzına sahip, ihtiyaca cevap verecek yetenekli kadroları seçmeye özen gösteren, altan yukarıya, yukarıdan aşağıya doğru demokratik çalışma tarzını ilke edinen, her türlü kayırmacılıktan, grupsal ve fraksiyoncu anlayıştan uzak, ekonominin ve politikanın bütün bileşenlerine eşit mesafede duran bir yönteme ihtiyaç vardır. Kısacası herkesi yeteneğine göre istihdam eden nesnel bir davranış sergilemek zorunluluktur. Peki, biz Kürtler gönül rahatlığıyla bu imtihandan geçiyoruz diyebilir miyiz?

İkincisi; kendi kendini yönetmenin temel özelliğinden birisi de halka mal olmuş demokratik bir yönetimin tüm yönleriyle hayata geçmesinden geçer. Başka bir ifadeyle söylersek, ekonomik yöntem, ortalama toplumsal bilinç ve politik yöntem kimler için yol alıyor? Sömürüyü tamamen ortadan kaldıran bir ekonomik yapının kurulmasının zaman alacağı bir dönemde durup beklemek yerine sömürüyü adım adım daraltan, halk için gerekli olan ekonomik sistemi demokratik bir yönetimle yaratmak ve harcanan emeğe göre üretimden pay alan yöntemin oluşması için çalışan bir anlayışa gereksinim var. Klasik söylemle ifade edersek, kapitalist moderniteyi reddeden, demokratik moderniteyi örerek haksızlığa karşı çıkmak günün somut görevi olur. Bunu derinliğine tahlil eden Sayın Öcalan, demokratik bir federasyonu ancak kendi elimizle kurabiliriz, demektedir. Bu ise ancak ve ancak yeni tip bir insanı yetiştirmekle olasıdır. Halkın içinde kök salmış demokratik bir örgüt çalışmasıyla yol alınır. Unutmayalım, her mücadele tarzı kendisine gerekli olan yapılanmayı yaratmak zorundadır. En çok da yasal mücadele alanı kendisine gerekli olan “yeni tip” yapılanmayı yaratmak zorundadır. Yeni tip bir yapılanma, yeni tip bir insanla toplumda karşılığını bulabilir. Yeni tip insanla kastedilen şey; eğitim düzeyi yüksek, kültürel derinliği ve birey olma özelliği ile toplumsal görevi iç içe girmiş, kolektif üretimi ilke edinmiş ve toplumsal varlık olma yolunda son sarmallara doğru yol almış insan tipidir.

Bu insan tipi kendiliğinde yetişmez, her şeyden önce bunun için de emek gerekir. İşte tam da insanın örgütlülük düzeyi bu aşamada devreye girer. Bir örgütün nitel düzeyi “yeni tip insan” yaratmada önemli bir rol oynadığı gibi, çok yönlü ve de her yönlü bireylerden oluşmuş örgüt, toplumsal adaleti ve eşitliği sağlamada başarılı olur. Öne konulan görevleri ve onun için kullanılan araçları her an eleştirel bir tarzda değerlendirmek gerekir. Bu nedenle Sayın Öcalan’ın söyleyişiyle “demokratik özerkliğe” ancak bu nitelikleri kazanan bir toplumla ulaşılabilir.

Genel doğruların ötesinde, Kürt halkı, önümüzdeki seçim sürecinde hem klasik anlamdaki yerel yönetimlerin uygulamalarına dikkat çekmeli hem de demokratik özerkliği kurmak için Dicle ve Fırat nehirlerinin coşkusuna kavuşmak ve de Van Gölü’nün kaldırma gücüne ulaşmak zorundadır.

Şimdi daha açık konuşabiliriz: “Demokratik özerkliği biz kuracağız” sözünün pratik olarak ne anlam taşıdığı ortaya çıkmıştır. Parti ile halk ilişkisinin kurumsallaşması, örgüt içi demokrasinin güçlenmesi ilkesinin yaşamla buluşması ertelenmez bir görev almıştır. Kürt Özgürlük Hareketi’nin katkısı, objektif gözlemleri ve eleştirisi toplumsal üretimin ve “demokratik demokrasi” için gerekli olan adımların atılmasında mihenk taşı olacaktır. Rekabet yoğun, rakipler sinsi ve büyük olanaklara sahip ve de”ulufe” dağıtmada bonkör durumdadırlar.

Bizim neyimiz var? Şimdi titiz davranma dönemidir. Şeffaf ve yürekli olma zamanı çoktan gelmiştir. Bal tutanların parmaklarına bakmak, adil bir gelecek için zorunluluktur. Sadece teminatlarla iş yürümez. Güven veren işleri bitirmek için, inanç, yetenek ve olanak gereklidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89