• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

Silahlara konferansla veda

Kurtuluş Tayiz

İmralı’da MİT ve Öcalan arasında sağlanan mutabakata göre, silahlı güçlerin durumu son aşamada netleşecek. Ancak bu “son aşama” sanıldığı kadar uzun bir sürece yayılmamış; İmralı takvimine göre mayısta silahlı güçlerini Irak Kürdistanı’na çekecek olan örgüt, Erbil’de toplayacağı “ulusal konferans” ile silahlı mücadeleye veda kararı alacak ve bu kararını resmen duyuracak.

İmralı’da varılan anlaşmanın bugün daha başında sayılırız. Fakat “başlangıç” ile varılacak olan “sonuç” arasındaki mesafe çok kısa tutulmuş. Aslında plan üç ana aşamadan oluşuyor; (1) örgüt eylemsizlik ilan edip mayısta sınırötesine çekilmeye başlayacak. Bu aşamada askerî operasyonlar duracak, hükümet demokratik reformlara hız verecek; tutuklu KCK’lılardan şiddete bulaşmayanların serbest bırakılması sağlanacak, eve dönüşün yasal alt yapısı hazırlanacak. Örgüt silahlı güçlerinin büyük bir bölümünü sınırötesine çıkaracak.

“PKK” ismi tarihe karışacak

(2) Bu aşamada hükümet yeni anayasa çalışmalarını BDP’yle birlikte yapacak. Meclis’te kurulacak olan Hakikatleri Araştırma Komisyonu, devletin bölgede işlediği faili meçhul cinayetleri araştırıp aydınlatacak. PKK’nın yasal siyasete geçişini sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilecek. Bu gelişmelere karşılık örgüt, en geç temmuzda “ulusal konferansı” toplayacak. Burada silahlı mücadeleye son verme kararı alınacak. Konferansa Öcalan’ın hazırladığı, dünyadaki ve bölgedeki değişimleri değerlendiren ve Türk- Kürt ilişkilerini yeniden düzenlemeyi öngören “tarihî bildirisi” sunulacak. Kürt isyanını başlatan ve şu an KCK yapılanmasının temelini oluşturan PKK’nın ismi de tarihe karışacak. (3) Son aşama “barış” aşaması. Bu aşamada Kürt isyanınına son nokta konulacak. Eve dönüş tamamlanacak.

Genel hatlarıyla öngörülen bu takvimin hayata geçirilmesinde en büyük sorumluluk İmralı’da. Öcalan, adeta büyük bir liderlik testinden geçiyor. Öngörülen, daha doğrusu hızla hayata geçirilen bu yol haritasında en büyük sorumluluk Öcalan’ın. Gordion Düğümü’ne dönüşen PKK sorununu, yukarıda anlattığımız basitlikte çözebilmek büyük bir mucizeyi gerçekleştirmek anlamına geliyor.

Öcalan’ın kırmızıçizgisi

İşte bu mucizeyi gerçekleştirmeye soyunan Öcalan’ın öncelikli kırmızıçizgisi liderliğini tartıştırmamak. Bu yüzden tek başmüzakereci kendisi. Süreci tek başına yürütüyor. Bağımsız milletvekili Ahmet Türk ve BDP’li Ayla Akat aracılığıyla örgütten görüşlerini ve önerilerini istedi. Bu hafta sonu kendisine bu dönüşler yapılacak, cevaplar verilecek. O ise mektup aracılığıyla kendi nihai kararını açıklayıp uygulatacak. Bu kararını kimseye de tartıştırmayacak. Kandil, Avrupa ve BDP’yi elbette dikkate alacak. Öcalan’ın bu politik duyusu zaten fazlasıyla gelişmiş durumda. Ama kendisi Kandil, Avrupa ve BDP’ye öneri sunmayacak; talimat ve emir verecek. Buna direnç gösteren yapılar da hızla tasfiye edilecek.

Müzakereler başlamadı mı!

BDP ile Kandil’den yükselen “henüz müzakere aşamasına gelinmedi” açıklamasına bu gelişmelere bakılarak şöyle bir yanıt verilebilir: Müzakere aşaması çoktan bitmiş! Bugün İmralı’daki mutabakat artık hayata geçiriliyor. Geriye sadece uygulama aşamasını kolaylaştıracak görüşmeler olacak.

BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın Meclis’teki grup konuşmasında “posta güvercini değiliz” diyerek partisi adına ortaya koyduğu irade kuşkusuz önemli. Ancak BDP’nin bu barış sürecinde oynayacağı rolü, bugünkü çıkışlardan çok, geçmişteki pozisyonu belirleyecek. Yani savaşın bitirilmesine irade koyamayan BDP liderinin, barış sürecinde rol üstlenmesi haliyle biraz zor. Galiba hayat bizlere sadece ektiklerimizi biçme şansı veriyor, fazlasını değil.

“Endişeli modernler”den ihtiyatlı aydınlara

Aydınların bu sürece ilişkin, ihtiyatı elden bırakmayan tutumları bana “endişeli modernleri” hatırlatıyor. Bu ihtiyatlı tutum ilk bakışta çok aklı başında bir tavır olarak görünüyor. Ancak biraz üstü kazındığında bu “ihtiyat”ın altından kendini bu sürecin dışında hisseden aydınların “küskünlüğü” çıkıyor. Yeni İmralı sürecinin birdenbire, hızlı, sonuç alıcı şekilde ve daha önemlisi Erdoğan-Öcalan mutabakatıyla gelişmesini sanırım beklemiyorlardı. Bundan “habersiz” olmaları kendilerini “dışlanmış” hissetmelerine neden oluyor; bu yüzden de gelişmelere hâlâ şüpheyle yaklaşıyor ve “ihtiyatı” bir türlü elden bırakmıyorlar.

Oysa yeni İmralı süreci başdöndürücü bir hızla yol almaya devam ediyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89