• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -2 °C

Silah

Mümtaz er Türköne

Çözüm, büyük ölçüde gerçekçi olmaya bağlı. Silahlar ortalığı kan gölüne çevirirken barıştan söz etmek ile, silahlar sustuktan sonra kalıcı bir barış tesis etmek arasında dağlar kadar fark var. Bugün silahın yerini siyaset alıyor. 

Kurşun sıkanlar söz söyleyecekler. 30 yılın, adeta bir alışkanlığa dönüşmüş savaşı sona eriyor. Kurumlaşmış, yerleşmiş, kalıplaşmış bir savaş bu. Elinde silah dağda dolaşanları ikna etmek belki de işin en kolayı. Elindeki silahı bırakması karşılığında ona bir yol gösterilecek. Bu savaşın siyasetçileri, edebiyatçıları, bezirgânları, finansörleri ve bilumum nemalananları ne olacak? Onca yılın acıları, öfkeleri, nefretleri, yeminleri de... 

Barış geliyor. Karşılıklı olarak iki tarafın kontrollü olarak yürüttükleri temaslar, atılan geri adımlar ve dikkatle oluşturulan iyimser hava Türkiye’de iki baharın birlikte yaşanacağını haber veriyor. Diyebilirsiniz ki aslolan barış halidir; insanların savaşı sürdürmeleri için sürekli çaba göstermeleri gerekir. Hayır öyle değil. Barış için gerekli çaba, 29 yılda rutine binmiş bir savaş halini sürdürmekten daha zor. Kaf dağının ardında duran barışa ulaşmak için aşılması gereken çok engel var. Yolumuzu kesmiş bekleyen canavarlar, tuzaklar, dondurucu soğuklar, uçurumlar ve belalar. Çok uzun bir yolu dikkatle aşmanız gerekiyor. Ve daha işin başındayız. Elimizde sadece, bu sefer barış için kararlı görünen bir PKK var. Devlet, kontrollü ve temkinli bir şekilde atılan iyi niyet adımlarına karşılık veriyor. Tuzakları, engelleri aşmaya çalışıyor. PKK-BDP cephesi ise kendi diplomasisini, zorlandığında germeden, geri adımlar atarak yürütüyor. 

Önemli olan hükümetin tavrı değil. Hepimiz, 75 milyonluk koca bir ülkeyi temsil eden bir devletin, kendisine başkaldıranlarla hangi şartlarda barış yapacağını beş aşağı beş yukarı biliyoruz. Tamamı bu devletin yaşaması ve halkını da barış içinde tutması için gerekli kırmızı çizgilerin oluşturduğu sınırlar bunlar. Hiçbir hükümet gelecek nesillere hesabını veremeyeceği tavizleri veremez. Hak ve adalet duygunuzu, bu tür işler için bulunmuş evrensel çözümlerin üzerine yerleştirdiğiniz zaman bulunacak çözüm de beş aşağı beş yukarı belli. 

Öngörülemeyecek ve bu yüzden de güvenilmeyecek olanlar elinde silah bulunduranlar ve silahtan nemalananlar. Hükümet, hukukun üzerine siyaset inşa ederek çözüm bulacak; PKK ise silahın üzerine siyaset inşa ederek kendisi için hukuk tesis etmeye çalışıyor. Üstelik yıllardır devam eden ve kazananı olmayan bir savaş sona eriyor. Savaşı sona erdirmek PKK’nın silahtan vazgeçmesi ile mümkün olacak. Hükümet de PKK’ya bu şartlarda bir hukuk bahşedecek. Ve bütün bu süreç boyunca soracağımız soru, PKK’nın silahın sağladığı avantajlardan nasıl vazgeçeceği olacak. 

Kızılderili çizgi romanlarıyla büyüyen bir nesil olarak, barışın gelişini savaş baltalarının toprağa gömülmesi ve barış çubuğunun tüttürülmesi olarak görme hatasına düşebiliriz. Silah dediğiniz uygun bir yere depolanıyor. Örgüt isterse masrafsız terör eylemleri ile savaş haline dönmek pek zor olmuyor. Bütün mesele silahın cazibesinde düğümleniyor. Şiddeti siyasetin teminatı ve bir hak arama yöntemi olarak gördüğünüz sürece, silah her zaman ya müzakere masasının altında, ya da birilerinin zihninde-rüyalarında var olmaya devam edecek. Arkada silahla sağlanmış ve silahla birlikte terk edilecek dehşetengiz çıkarlar duracak. Sürecin PKK’nın silah bırakması olarak tarifi doğru bir tanımlama; bu durum karşımıza çıkacak engellerin tabiatını da gösteriyor. PKK silahtan ve sağladığı avantajlardan nasıl vazgeçecek? PKK’yı silahtan vazgeçirecek güç, bu silahı bıraktırmak için müzakere yürüten hükümet değil; PKK’nın bu silahları kendileri adına kullandığını iddia ettiği Kürt kamuoyu. Bu yüzden barışın inşasını bu kamuoyundan gelen tepkiler üzerinden takip edeceğiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89