• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 13 °C

Sıkıntı kokusu...

Ali Bayramoğlu

Mevcut coğrafyası, mevcut toplumsal dokusu, eksik demokratik tarihiyle sıkıntı ve kriz Türkiye'nin adeta kaderidir.

An itibariyle baktığınız zaman üç büyük mesele karşımızda üst üste yığılmış duruyor.

Yanı başımızda bir dünya savaşı var. Uluslararası güçlerin, bölgesel kuvvetler, ülkeler ve hareketlerin, Suriye'nin etnik topluluklarının ayrı ayrı içinde olduğu ve herkesin kendi çıkarının peşinde çoklu, karmaşık ittifaklar kurduğu, çok yönlü, çok eksenli bir çatışma bu.

Dünya savaşı belki de doğru tabir değil.

Yeni bir dünya düzeni arayışının ilk adımlarından söz etmek daha yerinde olur. İran ve Rusya örneğinde olduğu gibi tehlikeli siyasi güç ve hegemonya arayışları bu gelişmelerin motor fonksiyonunu görüyor. Yaşanan, belki ve önemli ölçüde Türkiye'nin politikalarından bağımsız, ancak Türkiye'nin politikaları bu yeni arayışlara ayak uydurmak, sarsıntılarından korunmak, girdilerinden faydalanmak için önemli.

Kaldı ki sıcak etkiler her an hissediliyor. Gelişmelerin yakın ve açık etkileri, etkilerin ilk rüzgarı önce bizim yüzümüze vuruyor. Savaşın püskürttüğü 3 milyon civarında Suriyeli göçmen Türkiye'de yaşıyor. Bu sayı, bu sayının artma ihtimali kendi başına Türkiye için bir ulusal güvenlik ve siyasi meselesi halinde.

Bu aralar çok konuşulmasa da, Suriye'deki IŞİD Türkiye'yi de hedef alan, Türkiye bağlantısı yoğun ciddi bir tehdit. Suruç, Ankara, Sultanahmet saldırılarının yarattığı tablo da ortada.

Savaşın Türkiye açısından en önemli boyutu ise Kürt meselesi. Suriye'nin Kuzeyinde tüm sınır hattı boyunca uzanan bir alana PKK-PYD'nin yerleşme ve burayı sahiplenme politikası var.

Dahası var...

Bölgede farklı Kürt hareketleri devletleşme fikri dahil yeni bir yapılanma ve bu yapılanmadan pay alma peşinde koşuyorlar. 4 ülkedeki 28 milyon Kürt nüfusun çoğunluğunu barındıran Türkiye, bu açıdan yeni bir tasavvura açık değil. Gelişmeleri varoluşsal bir tehdit olarak kabul ediyor. Bu endişelerle de her geçen gün Suriye çatışmasının içine çekiliyor. Zira bu durum bizi farklı arayışları ve niyetleri olan güçlerle karşı karşıya getiriyor.

Türkiye'nin Kürt meselesi, önümüzdeki ikinci büyük ve büyüyen sorun. Her geçen gün Suriye'deki gelişmelere endeksli hale geliyor. Türkiye sınırları içinde, her geçen gün PKK'nın egemenlik arayışı ve alan genişletme politikası etrafında şekilleniyor. Kandil'in bu stratejisine karşılık sorunun çözümünde siyaset arayışı yerini asayiş tedbirlerine bırakıyor.

Bunun ülke iklimine, ekonomisine, imajına, demokrasisine etkisi olumsuz oluyor. Güneydoğu'da yaşananlar ortada...

Dokunulmazlık tartışmaları ortada...

Kamu otoritesi bir isyanı bastırmaya yoğunlaşmış durumda.

Türkiye ve Ortadoğu'da tüm yönleriyle Kürt meselesi, farklı siyasi partilerden askeri ve sivil bürokrasiye sistemin tüm aktörlerini asayişçi bir alarma geçirmiş ve birbirine yaklaştırmış durumda. Bu koşullarda Kürt meselesi ülkedeki temel çatışma eksenlerinden birisi olmaktan çıkıp, temel çatışma ekseni olmaya doğru ilerliyor ve bu çerçevede iç politika kadar dış ilişkileri kuşatıyor.

Bu sorunu aşmak ve kontrol altına almak şu anda sistemin en kritik konusu.

Üçüncü büyük mesele ise yarıda kalmış, belki tam başlamamış bir geçiş sorunu...

Türkiye'nin son 15 yıldır yaşadığı sosyolojik ve siyasi değişimi hala eski dönemin, eski rejimin anayasası, yönetim tarzı ve kadükleşmiş toplumsal sözleşmesi kuşatıyor.

Anayasal bir seferberlik bu kuşatmayı kırmak ve yerine Türkiye'nin dokusuna, ihtiyaçlarına uygun bir yapı oluşturmak için atılması gereken ilk adım.

Anayasa meselesi Kürt sorununa el atmak yeni bir vatandaşlık ve aidiyet tanımı yapabilmek için de önemli, siyasetin merkezini yeniden ve açık bir şekilde tanımlayabilmek için de...

Siyasetin ve ülke yönetiminin merkezinin açık ve tartışmasız biçimde Beştepe, cumhurbaşkanlığına kaydığı bir dönemdeyiz. Sadece bu fiili tablo bile anayasa meselesini elzem hale getiriyor.

Ancak ortada ne bir tartışma var, ne ciddi alternatifli bir hazırlık süreci...

Ama şu andaki hakim görüntü iktidar kavgası, daha doğrusu itişmesi ...

Türkiye bahara böyle giriyor.

Yaz aylarında muhtemelen bu sorunların zirve yaptığı bir ortamı soluyacağız...

Bunlar partilerin ve tarafların birbirine bağrışmasından daha önemli...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89