• BIST 96.808
  • Altın 144,462
  • Dolar 3,5651
  • Euro 4,0065
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 23 °C

Şeytan Efendi

Yavuz Delal

“Hiç çökmeyecek egemenlik” özlemi hatırına, insana, hakikati tersinden gösterdiği günden beri kovulmuştur Hakk olan huzurdan Şeytan! 

Evrensel egemenlik adına hakikatin tersinden gösterilmesi; eşyanın tabiatına, doğal akışa ve gelişmeye, kevnî ayetlere; veyahut tek ve sonsuz yüceliğe sahip olan Allah’ın kodladığı ilahi ve fıtri haklara aykırılıktır. 

Allah’ın sünnetine aykırılık günah ve haramdır. 

Günaha ve harama karşı meydan okuyan düşünüş ve davranışlar yalnızca cüretkâr bir patolojidir. En büyük günahkâr patolojik insan tipi, kevnî ayetlere meydan okumayı vahyî ayetleri ters-düz ederek gerçekleştiren “Hoca Efendi”lerdir. 

“O”nlar sosyal doğaya aykırılığı öğretir. Onların öğretisi sosyal dokuyu alt-üst etmektir. Hakk’ı bildikleri halde Hakk olandan sıyrılıp yüzlerini yere saplamışlardır. O yer, “büyük devlet” kâbusundan başkası değildir; “hiç çökmeyecek egemenlik”! 

Yani Şeytan’ın Adem’e önerdiği ödül; karşılığında cenneti bedel vereceği “hiç çökmeyecek egemenlik”!

Vahyî ve kevnî ayetlerle hemhal olduğu halde Allah’ın ayetlerini bir kenara itip yüzünü “büyük devlet” özlemine çevirdiği ve bu arzusunu gerçekleştirmek için vahyî ve kevnî ayetleri tersinden işlediği ve dolayısıyla en büyük günahkâr patolojik insan tipi olduğu ve işte bu yüzden Şeytan’ın da yareni olduğu için, Allah, “Hoca Efendi” tiplerini, her halükârda dilini sarkıtıp hırlayan köpek’e benzetir; “meseluhû kemeseli’l-kelb”. 

En büyük günahkâr patolojik insan tipi olan “Hoca Efendi”lerin yeri, gönüllerin sultanı olmak değil, tımarhanelerin en derin dehlizleridir. En büyük günahkâr olan “Hoca Efendi”ler insanlıktan mümkün olan, hatta olmayan, en uzak yerlere hapsedilmelidir; tâ ki, hastalığın esiri olmasın diğer insanlar! 

Onlar, aslında “Şeytan Efendi” oldukları halde, onlara karşı çıkanlara Şeytan derler. 

Şeytan’a tabi olmuş “Hoca Efendi”lerin vaaz-u nasihati en büyük toplumsal ahlaksızlık gerekçesidir gerçekte. Onların ahlakı toplumsal çöküntüdür. Zaten çöküntü toplumlara ahlakçı kesilir “Hoca Efendi”ler. 

“O”nlar vaaz ederken, nasihatleri toplumun ırzına geçmektedir. Toplumlar ırzlarını korumak için ilkin en büyük günahkâr insan tipi olan “Hoca Efendi”lerden kendilerini koruma altına almalıdır. Bunun da en doğru yolu “Hoca Efendi”leri tımarhaneye kapamaktır. 

İblis secde etmediği zaman Âdem’e, Şeytan olarak kovuldu; ama onu Şeytan yapan temel yasa, hakikati tüm çıplaklığıyla bildiği halde secde etmemesiydi. Allah’ın vahyî ve kevnî ayetlerinin tek hakikat olduğunu bilmesiydi “Hoca Efendi”ler, çöküntü toplumu da onlara kanaat önderi demeyecekti. Bildikleri hakikati tersinden, yani amuda kaldırıp sundukları içindir ki toplum çöküntüden çıkmıyor. En büyük çöküntüyü en büyük “Hoca Efendi”nin peşinden giden toplumun yaşıyor olması, Şeytan’ın Efendi’liğine yeter kanıtıdır. 

Şeytan, “Hoca Efendi”leri “büyük devlet” ödülüyle aldatmıştır; ve Allah Şeytan’ı kovduğu gibi, toplum da “Hoca Efendi”leri kovmalıdır huzurundan. Yoksa Âdem’in indirildiği gibi, çöküntü toplumu da indirilecektir cennetinden. 

“Hoca Efendi”ler; çöküntü halkı, hem madden ve hem de manen koruma altına almışlardır; halkın korunması, bağışlayıcılık gerektirdiğinden, “Hoca Efendi”lerin her türlü suçtan korunması da şarttır. Yani halkı koruyanların koruma altına alınması halk adına elzem olandır. “Hoca Efendi”lerin korunmasının en sabit yolu da, onları her türlü pislikten müstağni kılacak kutsallık kisvesidir! Artık onlar ilahi bir nosyona ve çok geçmeden ilahi bir töze sahiptir. “Hoca Efendi”ler her türlü pisliği işlerler, ama onların pislik olduğu, kıt aklıyla halka görünse de, görünüş gerçek değildir: Hikmet, öğretilir ki; halk görmez, duymaz ve konuşmaz ise hakikat zarar görmez. Şeytan’la ilişki kurmuş olan “Hoca Efendi”ler, ilişkiyi tanrıyla gizemli birliktelik biçimiyle kanıksatmıştır. 

İkna olmak ile kanmak arasında bulunması icap eden koca fark, aklın devre dışı bırakılıp yerine salt ahlakın konmasıyla yitip gitmiştir. En büyük günahkârların en büyük üstadı olan en büyük “Hoca Efendi”, çöküntülü bir topluma muhtaçtır ki aklın boş verilip ahlakın etkin olması ve en büyük ahlakiyatçı olan kendi otoritesi emniyete alınsın. Toplumların kendi ahlaklarını, kendi erdemlerini, kendi yaşamlarından kazıyarak çıkarmalarına engel olurlar ki,  toplum sürekli ahlaka ve dolayısıyla “Hoca Efendi”lere muhtaç olsun. Çünkü ahlak “Hoca Efendi”lerin tekelindedir. Salt ahlaktır esas olan; yani Allah (cc) deyince tüyleri diken diken olmaktan, Muhammed (as) deyince yerinden zıplamaktan daha fazla bir şey değildir ahlak! 

“Şeytan Efendi”nin, Allah deyince ağlayan gözlerinden parlayan ışığın ne tür bir karanlık olduğunu “büyük devlet”inin bölünebilme korkusunu yaşadığı her an ağlayan gözlerindeki parıltıdan anlayabilirsiniz. Allah deyince hissettiği bütün lahutiliği asıl “büyük devlet” deyince yaşamaktadır “Şeytan Efendi”! 

Bunlarla aynı havayı solumak doğru dürüst insan olmaya engel olur. Şeytan’ın artıklarından daha fazla bir şey değiller çünkü. Yaşam düşmanıdırlar! “Büyük devlet” ütopyaları başkaları için yalnızca bir kâbustur. Sıra “büyük devlet”e gelince tapındıkları salt ahlak bile feda edilir; salt ahlak putunu “büyük devlet” kâbusu için yerler. 

“Hoca Efendi”ler kutsaldır; tarihleri, vatanları, kültürleri ve toplumları da kutsaldır. Azıcık aklı olan bütün dünya insanı ise, kutsallıkla çöküntülüğün perdelendiğini bilir. 

Ve öğretmiştir “Şeytan Efendi”, “Hoca Efendi”leriniz olmazsa Allah “mağdur olur”(?)! 

Allah’ı “koruduklarına” kandırabildiklerine göre, “Hoca Efendi”ler, insanlık için en büyük tehlikedirler. Kâbus ütopyalarıyla beraber bir an önce tımarhaneye kapatılmaları; aklı, vahyî ve kevnî ayetlerin hizmetine koyabilmek için elzemdir. 

Ve Allah’ı “korumaya” cüret eden “Hoca Efendi”ler, halkı korumaya cüret eden ölümsüz önderler gibi en büyük “Şeytan Efendi”lerdir. 

Ve insanlık için bunları tımarhaneye kapatmaktan daha önemli bir iş yoktur. 

Çünkü “ölümsüz” önderlerin ölümlüleri “Şeytan Efendi”lerdir. 

Ölümsüz önderler gibi, ölümlü “Şeytan Efendi”ler de insanlığı kirletmiştir.

Örnek, bunlar için yaşamak ve ölmektir! 

(Ve kendisine mesajlarımızı lütfettiğimiz halde onları bir kenara atan kimsenin başına gelecek olanı anlat onlara: Şeytan yetişip yakalar onu ve o da, başka niceleri gibi, vahim bir sapışla sapıp gider. Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Böyle birinin durumu (kışkırtılan) bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanlamaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler. 7/175, 176. İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, “İnandık” derler. Baş başa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: “Allah'ın size açtığını, Rabbiniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?” 2/76. Ama şeytan ona vesvese verip: “Âdem!” dedi, “ister misin sana ebediyet (ölümsüzlük) ağacını, zamanın geçmesiyle zeval bulmayan bir devlet ve saltanatı göstereyim?” 20/120.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89