• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 0 °C

Sessiz kuyuların çığlığı...

Reyhan Yalçındağ

Derelerden kan attığı, kayalara çarpan bebek cesetlerinin uçurumlardan aşağı yuvarlandığı, kulakları sağır eden insan çığlıklarının bu dünyada kimse tarafından duyulmadığı bir yerdir…

İnsanların kendi dillerinde ıslık çalmalarının bile işkence nedeni sayıldığı, isyan önderlerinin son isteklerine rağmen kendi evlatlarının kendilerinden önce darağacına asıldığı kadim coğrafya.

Dün İHD’liler, bu defa da Kerboran’a defnetti 13 yaşındaki Seyhan Doğan’ın kemiklerini. Hem de 1995’de askerlerce gözaltına alındıktan sonra bir daha izine rastlanılmamasının ardından bu büyük acıya dayanamayan anne-babasının vasiyeti de yerine getirildi. Nasıl mı? “Günün birinde Seyhanımızın kemiklerine rastlarsanız, mutlaka bizi aynı mezara gömün, belki o zaman içimizdeki bu yangın bir nebze olsun söner” dediler. Her biri yattıkları topraklardan alınıp, tam 18 yıl sonra Seyhan’a kavuştular.

Seyhan’ın ve binlerce Kürdün katilleri hala ortalıkta iken, birileri kalkıp da demez mi ki, “ne yani, ensenize bir kurşun yemediğinize şükredin. 1990’larda öldürülüyordunuz, şimdi hiç değilse cezaevine atılıyorsunuz!” Seyhan’ın katilleri ne kadar suçluysa, devlet elindeki tüm bilgi ve belgelere rağmen hala bu katiller sürüsünü “adalet” önüne çıkartmıyorsa aynı oranda suçludur. Halefle seleflerin bu coğrafyaya yaklaşımı hep gayet bildik ve tanıdıktır; değişen sadece ve sadece yöntemlerdeki sinsilik ve çeşitliliktir! Kürdün, Ermeninin, kadının, sosyalistin, Alevinin, Süryaninin; kısacası “devletten” olmayanın her çeşit usulle ekarte edilmesi! Seyhan’ın ve birlikte katledilen çocuk ve gençlerin çığlığı ve laneti, o yattıkları kuyulardan doğru hep katillerinin üzerinde olsun! O çığlık ki tam 18 yıldır sessizdi; bugün günışığına çıktı ve her daim insan avcılarının kulağında olsun!

Yine Kerboran’dan sadece 15 Km uzaklıktaki Midyat Ağır Ceza Mahkemesinde geçirdim aynı günümün bir bölümünü. Devletin şefkatli kolları ve denetimi altındaki bir erkek çocuk öğrenci yurdundaki tecavüz dosyasının 5. duruşmasında bir daha insanlık kustu mahkeme salonunun orta yerine bence. Duruşmadan çıkar çıkmaz oradaki sivil polislerin denetimindeki “sanık yakınlarınca” sözlü ve fiili saldırıya uğrayan yine bizler olduk. Hem de nasıl, bu defa ülkemizin ismine hakaretler yağdırılarak!

Bir insanlık suçunu işleyen, çocuklarımıza tecavüzü reva gören fail yakınları söyleyecek bir şey bulamamış olacaklar ki, bu defa da “burası Kürdistan değil, Kürdistan değil!” diye saldırdılar. Bununla da kalmayıp, bizzat sözde salonun güvenliğini sağlayan sivil polislerce, tecavüz mağduru çocuğa gözümüzün önünde saldırdılar! Bu nasıl aşağılık bir bakış açısıdır, bu nasıl bir insanlıktan çıkma halidir! Sadece bu değil; aynı dakikalarda bu defa Mardin Cezaevi’nin önünde iki kadınla üç çocuğu, başka bir ailenin yine “erkek”leri tarafından silahlarla taranarak öldürülüyordu!

Gerçekte öldürülen sadece kadın ve çocuklarımız değil; topyekün bizi biz eden, insan eden tüm değerlerimizdi aslında. Bilge Köyünde 44 canın vahşice katledilmesinin tüm zeminini yaratan aynı devlet aklı ve koruculuk gerçeği olduktan sonra, bunun farklı tezahürlerini yaşayacağımız belliydi. İşte yine Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nde bu defa 20 yaşındayken amcası tarafından öldürülen Leyla Kadırğa için bulunacağız.

O halde bir daha söyleyim; yazımın başında söylediğim gibi: evet burası Kürdistan’dır. Neolitik çağın beşiği, 33 medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihi topraklardır. Bir yanı Rojava’dır, bir yanı yangın ve devrim yeridir. Deminden beri söylediklerim de zaten bu coğrafyanın üzerinde estirilen türlü çeşit “kadalardan, belalardandır”. Tecavüzcü de, Leyla’yı katleden de, N.Ç.’lerin hayatını karartan da, kadınları yanındaki çocuklarıyla birlikte katledenler de asıl defolup gidecek ya da tarihin çöp sepetine atılacaktır.

Bu da bizim ahdımız olsun!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89