• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 3 °C

Seni unutursam kalbim kurusun!...

Selma Irmak

“Özgür basın susturulamaz” şiarıyla Özgür Gündem ailesine bir ses de Diyarbakır Cezaevi’nden katalım istedik. Bundan böyle her perşembe kadının dilinden, kadının kaleminden dökülenlerle bu köşe de buluşacağız...

“Dört tarafı hüzünle çevrili bir adada olan Kürdistan”ın kabuk bağlamayan en derin yarası Botan’dır. Ama o kadar vakur o kadar ağır başlı taşır ki yarasını, o dik başlı asaletinden siz, ağır ağır kanayan yarayı göremezsiniz. Zaten Botan’ı böyle hedef haline getiren de onun teslim alınamaz vakarı değilmidir? İşte ben bu coğrafyanın eli kelepçeli mahpusuyum. O nedenle ilk yazımı müsadenizle Botan halkına, Botan’ın gözleri yıldızlara asılı çocuklarına, Roboski’li annelere ithaf etmek istiyorum.

Seni unutursam kalbim kurusun...

Seni unutursam dilim damağıma yapışsın Roboski!..

O uğursuz gecenin 28 Aralık 2011 tarihinin üzerinden kaç yıldızlı gece, kaç güneşli gün geçti bilemiyorum, zamanın sayılara indirgenemediği zamanlar vardır bence. İşte böylesi uzun bir zaman geçti. Ama Halepçe gibi, Zilan gibi, Koçgiri, Dersim gibi uzun bir suskunlukla geçti. Dünya her zamanki gibi kör, lal, sağır bize, Laç deresi kan rengi akarken nasıl sessizse, Roboski’de çocuklarımızın paramparça bedenleri katırla taşınırken de öyle sessizdi dünya... Çünkü Kürt ise ölen, katline ferman vardır mutlaka.

Ah, dört duvar arasında olup, yüreği delerek geçen acılara bir ağıt bile yakamamak, gözyaşlarını içine akıtmak, irin toplayan bir yara gibi acıtır insanı. Halkımızla aramızda beton duvarlar örenler bu paslı acıları reva gördüler bize. Ama bilsinler ki, amaç pes ettirmek, yıldırmaksa eğer; asla pes etmeyeceğiz! Alacağımız var, özgürlük adına. Kardeşlik eşitlik adına. Yaşam adına alacağımız var. Ve Cudi kadar büyük, Dicle kadar tükenmez umudumuz, mücadele azmimiz var.

Acılarımızı ve Roboski’yi unutmayacağız, unutturmayacağız, susturulan her acımız adına bu kez suskunluğa izin vermeyeceğiz.

Evet, Roboski için geliştirilen bir çaba, unutturulmasını engellemek için atılan her adım kutsaldır, anlamlıdır, önemlidir. Çünkü Roboski’de bir anlamda insanlığımız test ediliyor. Çaba sahibi herkesin yarın adına umutlarımızı da yeşerttiğini söylemek istiyorum. “Roboski için adalet istiyorum insiyatifi” başta olmak üzere bu konuda kamuoyunda duyarlılık yaratan ve sürekliliğin sağlanması için çabalayan herkesin devletin katliamın üstünü örtme çabasını engellediğini, örtüyü çekiştirdiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Ancak bu çabanın, 34 insanın göz göre göre katliamına, 10 ayı aşkın bir süredir neredeyse hiçbir şey yapmadan seyirci kalan, oyalayarak olayın unutulmasını bekleyen güçleri engellemeye yetmeyeceği açıktır” Bir işin çözülmesini istemiyorsanız, “komisyonlara devredin” sözü tekrarlanagelir. Hele bu komisyon çıplak kralın terzileri gibi hayali bir kumaş dokuyorsa biz olayın açığa çıkarılmasını daha çok bekleriz. O nedenle daha organizeli ve etkin bir çalışmaya ihtiyaç olduğu kanısındayım. Toplum vicdanının sesi olarak Roboski’yi sürekli gündemde tutarak, unutturma çabası da olanlara kabus olmak kadar profesyonel hukuki bir mücadele yürütmek de önemlidir. Bu konuda ulusal ve uluslararası hukuku işletmek, etkin bir hak mücadelesini yürütmek olayın aydınlatılmasını zorunlu kılacaktır. Bu konuda en ufak bir çaba harcayanın ne tür baskılarla karşılaştığını yaşayarak görüyoruz. Bu, bütün zamanlar ve dönemlerde hep böyle olmamış mıdır? Egemen güçler suç işlemiştir, bu suçu örtbas etmek için daha büyük suçlar işletmiştir. Bu böyle süre gitmiştir. Ama bir gerçek var, suçların karanlıkta saklanabildiğine hiç rastlanmamıştır.

Demem o ki, ‘Mazlum’lar, zalimler kadar cesur olursa, zulüm devam edemez.

Acılı annelere verilecek en güzel cevap çocuklarının katillerinin yargılanıp, cezalandırılması olacaktır.

Roboski’nin aydınlatılması faili meçhullerin, asit kuyularının, yıllarca yaşadığımız ağır insan hakları ihlallerinin de aydınlatılmasının yolu açılacaktır.

Bozulan adalet terazisinin Fırat’ın doğusunda doğan çocukları daha fazla vurmaması için hepimize büyük rol, görev düşmektedir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89