• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 36 °C
  • Berlin 22 °C

Şemdinli’den bugüne: Sarıkaya’nın itirafları...

Ali Bayramoğlu

Askeri alana ilişkin düzenlemeler ve muhtemel sonuçlarını tartışmayı bir gün erteleyip, Ferhat Sarıkaya'nın itiraflarına değinmekte yarar var.

Şemdinli olayları 2005'in Kasım'ında, AK Parti iktidarının 3. yılında yaşandı. Şemdinli'de bir kitabevi bombalanmış, 1 kişi ölmüş, 3 kişi yaralanmış, kaçan ve halk tarafından yakalanınca asker oldukları anlaşılan kişilere suçüstü yapılmıştı. Yakalananlara ait araçtan 3 kalaşnikof, 10 şarjör, bomba malzemesi, polis ve asker teçhizatı, saldırı planları çıkmıştı. “JİTEM'e suçüstü yaptık” diyordu Şemdinli ahalisi. Bir süre sonra dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'ın, yakalanan askerlerden Ali Kaya'yla ilgili olarak “tanırım iyi çocuktur” demesi tartışmaları ileri bir boyuta taşıyacaktı...

Şemdinli'nin ilk perdesi böyle yaşandı.

Mart 2006'da ise ikinci perde açıldı.

Ferhat Sarıkaya isimli bir savcı, 7 Mart 2006 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı tarafından suç duyurusuyla karşılanan bir iddianameyle ortaya çıktı. Ordu şemasına ve emir-komuta zincirine dayanarak, Şemdinli olayında Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'ı hedefe koyan bu iddianame sığ ve hukuk mantığından uzaktı.

10 yıl önce, 8 Mart 2006'da (“Krizin diğer yüzü”) şunları yazmıştım:

“İddianamenin Org. Büyükanıt'a ilişkin bölümünün bir kısmı kanaatlerden, şahit bile olmayan üçüncü şahıs ifadelerinden oluşuyor. Diğer kısmı ise adeta bir siyasi analiz makalesi ya da köşe yazısı gibi (...) İnsan anlamakta zorlanıyor, hukuk her şeyden önce usule ve kanıta dayanır, yorum, siyasi tahlil ve duyum üzerine oturmaz. Bu ülke bu tür çok iddianameye tanık oldu (...) Bu iddianameler, Türk hukuk tarihine yüz kızartıcı siyasi vesikalar olarak geçecektir.”

Bugün Sarıkaya'nın itiraflarından, bu skandalın arkasında da Gülencilerin olduğu anlaşılıyor.

Bu itiraflar Gülen cemaatinin devlet içinde varlık ve eylemlerinin, gerek zamana yayılma gerek niyet açısından AK Parti'yle mücadele ve siyasi iktidarı devirme hedefinin ötesinde, ne denli derin bir niyet ve organizasyona sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Ayrıca, Gülen cemaatinin tasfiye, yıkma, bozma hedefli yargı hamlelerinde nasıl hareket ettiğini gösteriyor: Açık suç dosyalarına unsurlar eklemek, onları kullanarak, arkasına saklanarak hedef şaşırmak ve yok etmek...

Şemdinli hadisesinden açık örnek var mı?

İddianame çıplak bir “Gülen gerçeği”...

Ancak Şemdinli olayları da bir “resmi eylem gerçeği”...

8 Mart 2006 tarihli o yazıda bu durumu şöyle dile getirmiştim:

“Şemdinli olaylarıyla ilgili bulgular, iddianamenin Büyükanıt kısmının baskısı ve gölgesi altında kalmıştır. Başka bir ifadeyle Büyükanıt'la ilgili iddiaların içerik açısından hafifliği ve biçim açısından keyfiliği diğer iddia ve bulguları da öyleymiş gibi bir görüntüye kavuşturmuştur. JİTEM, Cem Ersever, Ali Kaya ve arkadaşlarının faaliyetleri, bunların askeri birimlerle organik ilişkisi (...) bir siyasi kurgu araçları görüntüsü kazanmıştır... İki yön birbirine karışmıştır... Büyükanıt'la ilgili suçlamalar ile Şemdinli meselesini birbirinden ayrı değerlendirmeyi bilmek gerekir...”

Bugün de benzer bir durumla karşı karşıya değil miyiz?

Doğruları arar, siyasi tavır alır ve analiz yaparken toptancı davranmaya devam ediyoruz. “Tek doğru” ya da “tek yanlış” mantığını sürdürüyoruz. Cemaatin el attığı her dosyayı ak görüyoruz. Ergenekon, Balyoz gibi dosyaların suç oluşturan yönleri ile bu davaların cemaat tarafından kirletilmesi ve kullanılması halini, darbeye soyunan kimi askerleri ile cemaatin hedefi olan mağdur sanıklarını birbirine karıştırıyoruz.

Ne var ki, hiçbir şey sadece aklar ve karalardan oluşmuyor.

Bugün başta ulusalcı kesim olmak üzere mutlak aklama ve karalama çabalarının, küçük hesaplaşma arayışlarının karşılığı yok.

Tarih böyle yazılmıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89