• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin 1 °C

Seçim öncesi mühendislikler mi?

Ali Bulaç

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin'e giderken şöyle demişti: “Çözüm süreci Mart'ta başbakan olarak partimin başındaydım.

Maalesef karşılığını bulmadı. Ve daha sonra yapılan genel seçimlere geldiğimizde bu işin ciddi manada hasar gördüğünü gördük.” Bunu teyiden Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan da, seçim sırasında Selahattin Demirtaş'ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözlerini Erdoğan'a yönelik ‘tahrik' olarak nitelendirdi. Akdoğan, HDP'nin Erdoğan'ı eleştirmekle çözüm sürecini havaya uçurduğunu söyledi.

Bu sözlerden neyi anlamak gerektiğini bilemiyoruz. Her şeyin birbirine karıştığı böylesi ortamda kötü niyetli insanlar, Sayın Erdoğan'ın 7 Haziran öncesinde “400 milletvekilini verin, bu iş güzellikle çözülsün” demesinden bile olmadık anlamlar çıkarabilir hale geldi. Komplo teorileri havada uçuşuyor. Her komploya itibar etmemeli.

Ancak tabii olmayan şeyler de yok değil. Mesela IŞİD neden Suruç katliamını yapsın? PKK neden şimdi teröre başladı? Olan masum polislere, askerlere, gençlere ve halka oluyor. Terör ve çatışmadan en büyük kazancı AK Parti, en büyük zararı HDP ve Selahattin Demirtaş mı görüyor? Öyle ise PKK'nın HDP'nin aleyhine, AK Parti'nin lehine mi çalıştığını düşüneceğiz? Terör ve iç savaş tehlikesinin halkı güçlü kamu otoritesinin yanına ittiği bir gerçek. Nitekim S Bilişim Danışmanlık'ın yer verdiği bir araştırma “Türkiye'de şiddetin arttığı dönemlerde AK Parti'nin desteğini artırıp iktidarı güçlendirdiğini” ortaya koyuyor.

Ana soru şu: Terör ve operasyonların erken seçimle ilgisi var mı? Var olduğuna ilişkin elimizde somut delil yok. “Erken seçim”i 7 Haziran seçimlerinden farklı kılacak olan tek faktör var, o da ülkenin son derece ciddi bir güvenlik sorunu yaşaması olacak. Seçim sihirbazları devletin bir anda IŞİD, PKK ve DHKP-C örgütlerine karşı başlattığı operasyonların aranan güvenlik krizini doğuracağını hesaplayabilirler. Her Allah'ın günü şehit cenazeleri geldikçe öfke kabarır, nefret yanardağı patlama noktasına gelir. Toplum daha etkin, daha sert otorite aramaya başlar. Ancak dozu kaçtığında terörün artması ve iç savaş tehlikesinin belirmesi sivil otoriteyi yetersiz kılabilir, bir bakmışsınız AK Parti'yi de bertaraf etmeye azmetmiş başka güçler Türkiye'yi –Allah muhafaza- Mısır'a çevirir. O zaman kimse terör ve iç çatışmadan medet ummasın!

AK Parti, HDP ve özellikle Demirtaş'ı hedef tahtasına koymuş. HDP,  Kürt seçmenden ve genel Türkiye kamuoyundan yüzde 13,1 oy alarak 80 sandalyeye sahip oldu. Dahası zeki, mizah ve espri yeteneği olan, entelektüel birikimli, Türkiye toplumuyla iletişim kurabilen, Kürt siyasetini demokratikleştirme kabiliyetine sahip Demirtaş, yepyeni bir karizma olarak ortaya çıktı. AK Parti, Demirtaş'ı itibarsızlaştırmak istiyor. Nitekim “örtülü erken seçim” startı veren Beşir Atalay, yüzde 60'lık bloku dağıttıklarını, psikolojik üstünlüğü elde ettiklerini ve seçim çalışmalarının üslubu sertleştirme ve HDP'yi bitirme planı üzerine kurulduğunu belirtiyor.

Demirtaş, Kürt siyasetinin Erdoğan'a rakip çıkardığı etkili figür olarak beliriyor. 10 Ağustos ve 7 Haziran seçimleri Demirtaş'ın başarısının tesadüfi olmadığını; terör ve çatışma olmaması halinde Türkiye'nin “bir Kürt başbakan”la tanışabileceği umudunu veriyor. Bu AK Parti ve MHP kadar PKK'yı da rahatsız ediyor. Demirtaş ve kanuni siyaset yolunu seçen HDP, sosyal barışımız için şanstırlar. 1984'ten beri çatışma var; ne PKK yok oldu ne devlet dize geldi. Kan dökmenin faydası yok, sonu da yok. İlk defa Kürt siyaseti ciddi manada demokratik mücadeleye yöneldi, kabul de gördü. Fakat ne olduysa oldu, maalesef Türkiye bir kere daha 1990'ların “derin devlet yapıları”nın kontrolüne girdi, bu yapılar –PKK ve KCK ile el ele vererek- ülkeyi çatışma ortamına sürüklüyorlar. Her zamankinden daha çok provokasyonlara açık hale gelen ülkemizde “dış güçler” de bizi bölgesel bir savaşa sürüklemek üzere kolları sıvamış bulunuyorlar. IŞİD ve Nusra'ya karşı operasyon düzenlemek Suriye konusunda ikinci büyük hesap hatası olur.

Aklımızı başımıza alalım. Hiçbir iktidar, şahıs, parti, örgüt, lider, cemaat veya siyasi hesap iç barışımızdan daha değerli değildir. Hepimizin ayrı ayrı görüşleri, idealleri var, bu meşrudur. Türkiye bir Suriye, bir Mısır olursa herkesin canı yanar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89