• BIST 89.496
  • Altın 146,559
  • Dolar 3,6433
  • Euro 3,9136
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 12 °C

Seçim bitti, hadi Ortadoğu’ya...

Fehim Işık

Seçim bitti. Hilesi hurdasıyla, gizli-açık ittifaklarıyla, entrikalarıyla, kılıç çekilen balkon konuşmasıyla, Ağrı’sı, Ankara’sı, Ceylanpınar’ı ve bilumum diğer şaibeleriyle, velhasıl kelam medyasından sokağına her yönüyle bir seçim daha geride kaldı.

Biliyoruz ki her seçimden önce gündem sadece seçime kilitlenir. Seçimle yatılır, seçimle kalkılır...

Seçim bitince sıra asıl gündeme yeniden gelir.

Elbet, 2014 yerel seçiminde öncekilerden farklı yanlar vardı. Yerel seçim olmasına rağmen, yerelin neredeyse hiç konuşulmadığı bir seçim gündemiyle yoğruldu, son iki ayımız. Ama bir yönüyle omurgası yamukların rengini anlamamız açısından iyi de oldu.

Dünyasını AKP ile somutlaştırmışlar, “Her yol mubahtır” deyip sadece AKP karşıtlığı yaptılar. Bunlar arasında en soldan en sağa çok farklı kesimler vardı ama hepsinin ortak yanı sistemi allayıp pullamaları, AKP gidince her şey güllük gülistanlık olacakmış gibi davranmalarıydı.

Seçim bu kesimlerin hem rengini, hem de omurgalarındaki yamukluk oranını ortaya çıkardı.

Bunu tartışmayacağız.,,

Tabii tüm bunlar, “AKP mükemmeldir” anlamına da gelmez. Birileri hemen, “Biz demiyor muyduk Kürtler AKP’yi destekliyor” yalanına sarılmasınlar...

İşte tam da bunun için artık asıl gündeme dönmek, AKP’nin kendi iktidarını perçinlerken Türkiye’yi ve bilfiil Ortadoğu’yu nereye götürdüğünün resmini çekmek zamanıdır, diyoruz.

Seçimlerden önce ortaya saçılan son tape hâlâ konuşuluyor. Dışişlerindeki bir toplantıda kaydedilen tapede konuşulanları kimin kaydettiğini, kimin yaydığını bilmiyoruz. Bildiğimiz son üç günde ortaya saçılan bu tapenin yarattığı korkunun, seçimlerde daha çok AKP’nin işine yaradığı...

Bu bir yana...

Asıl önemli olan uzun zamandır konuşulan AKP’nin Ortadoğu ve Suriye politikasının, bu tape ile bir kez daha tescil edilmesidir. Tamamen provokasyonel operasyonlarla üretilmeye çalışılan Neo-Osmanlıcı politikanın bir kez daha tescil edildiği, kayıtlardı bunlar. Sonrasında gizli saklı olmayan “kayıtlar” yansıdı, kamuya...

En önemlilerinden biri Pulitzer Ödüllü Gazeteci Seymour Hersh’in iddiaları. Seymour Hers, “Kimyasal saldırı Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde MİT ve Jandarmanın desteğiyle El Nusra Cephesi tarafından gerçekleştirildi” iddiasını attı ortaya. Beyaz Saray yalanlasa bile sonuçta iddiayı ortaya atan gazeteci dünyanın yakından takip ettiği ve güvenilirliği konusunda ikirciksiz olduğu bir gazeteci olduğunda, “Durup düşünmek gerekir” diyenler çoğunlukta. Somut kanıtımız olmasa da yaşananların Seymour Hersh’i doğruladığını söyleyebiliriz.

***

Suriye’de bugün cirit atan güçlü örgütlerin önemli bir bölümü, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 martında en güçsüz olanlardı. El Nusra’nın hepi topu 40 kişilik bir grupla Rojava üzerinden Türkiye desteği ile Suriye’ye geçtiğini hatırlayın. Esad’a karşı Batı’nın ve Türkiye’nin gazına gelen eski Baas destekçisi aşiretlerle iş tutan El Nusra, önce Rojavalıların başına bela oldu. Yine Türkiye desteği ile kısa zamanda ciddi bir silahlı güce erişti. Irak İslam Devleti Örgütü ile birleştiği ve Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adını aldığı belirtilen El Nursa, bir kısım gücünü IŞİD’e kaptırsa da esasen kendini korudu. Bir dönem sonra, IŞİD’le çatışan örgütler listesine o da girdi.

Asıl gücünü Irak’taki deneyiminden ve militan gücünden alan IŞİD, bu sürede Suriye’de de güçlenerek büyüdü. O da açık demek gerekirse gücünü, Batı destekli muhalif silahlı güçlere karşı Esad rejiminin geliştirdiği usta manevralardan aldı. Bir diğer deyimle Esad rejimi, ağırlıkla muhaliflerle çatışan IŞİD’in önünü açmakta bir sakınca görmedi. Bu, direkt bir iş birliği midir? Sanmıyorum.

Muhalifleri zorda bırakacak, Batı’yı yeri geldiğinde Esad rejimini bile destekleyecek bir noktaya taşıyacak yegâne güç, Ortadoğu’daki en kanlı örgütlerden biri olan IŞİD’di ve Esad rejimi bunu başardı. IŞİD, neredeyse tüm tarafların zımni desteğini aldı. El Nusra Türkiye başta olmak üzere Katar ve Suudi’den açık destek aldı. Kabul etmek gerekir ki tüm bu politikaların mimarlarının bir kısmı da, Dışişleri tapesinin kahramanlarıdır.

***

Evet, asıl gündemimiz budur.

Buyurun gündemimize dönelim…

Rojava’da özgür bir nefes için direnen halkın nefesini kesmek isteyenlere karşı önümüze ne gibi bir politika koyduk, koymalıyız, ona bakalım… Suriye’yi toplu mezarlığa dönüştürmek isteyenlere karşı ne yapıyoruz, onu konuşalım…

Kürtler AKP’yi mi destekliyor, dediniz…

Ortadoğu’nun tüm bu cambaz oyunları içinde bir özgür nefes için direnen halka söyleyeceğiniz bu mu sadece?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89