• BIST 89.385
  • Altın 145,846
  • Dolar 3,6324
  • Euro 3,8967
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 16 °C

Savaş gibi bilanço

Reyhan Yalçındağ

Kuzey Kürdistan’da sadece bir ay içinde arazi anlaşmazlığı, vb nedenlerle ölen insan sayısı 27. Öldürülenlerin arasında bebekler, çocuklar ve kadınlar da var. Bulanık’dan Siverek’e, Bismil’den Hazro’ya, Diyarbakır’dan Lice’ye kadar nerdeyse hemen her gün Kürtlerin birbirlerini öldürmesine tanıklık edildi. Bu, öylesine bir “haber” olarak ele alınıp atlanabilecek bir konu asla değil. Üzerinde ciddi durulması gereken ve de tüm sonuçlarıyla irdelenmesi gereken toplumsal bir vaka.

Dün, Özgür Gündem Gazetesindeki köşesinde konuyla ilgili yazan Delil Karakoçan’ın tespitlerine katılmamak mümkün değil. Gerçekten de artık bir “sınıf” haline dönüşmüş siyaset, seçim, oy gibi stratejik olmayan gerekçelerle olaya yaklaşmamalı; yerel gerici feodal aşiretçilik tarzına karşı devrimci bir tutum almalıdır.

Kadına yönelik şiddet, çocuk gelinler trajedisi, berdel gibi toplumsal travmalarda da imzası olan bu zihniyet, bugünlerde tekrar “arazi/mal anlaşmazlığı” gibi gerekçelerle hortlatılmış bulunuyor. Lice’de iki aile arasında süren ve karşılıklı 9 kişinin yaşamına mal olan olayla ilgili arazilerin geçtiğimiz aylarda gerçekleşen kadastro çalışmaları sonrasında, aslında bilinçli olarak esas mal sahiplerinin isimlerine kaydedilmediği; bunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Kadastro Komisyonlarınca kendilerine sunulan binlerce tapuya, veraset ve intikal vergi kayıtlarına, Destekleme Payları belgelerine rağmen başkalarının isimlerine kaydedildiği de açığa çıkmış ve somutlaşmış bilgiler arasında.

Benzer bir durum, adına “Terörle Mücadeleden Zarar Görenlerin Zararlarının Giderilmesine Yönelik Yasa” denilen 5233 Sayılı Yasanın uygulanmasında da sıkça yaşandı. 1990’lı yıllardaki savaş uygulamalarından biri olarak köylerin yakılması ve zorla boşaltılmasından sonra, gerçek bir tazmin asla gerçekleşmediği gibi, bazı “uyanık” işbirlikçi aşiret üyelerinin, muhtarların, vb. daha fazla pay almak uğruna diğer köylülerin zararlarını gizlediği de bir gerçek. Defalarca söyledim; yeri gelmişken bir kez daha söyleyeyim:

5233 Sayılı Yasa, asla ve asla bir tazmin yasası olmayıp; köylerin yakılmasıyla ilgili insanlık suçları sırf uluslararası arenada artık dava konusu olmasın diye çıkartılmış bir yasadır. O dönem için (2004) yapılması gereken, yasanın bu eksikliklerle kabul edilmesinin önüne geçmek ve de ulusalüstü insan hakları belgelerine uygun bir yasanın çıkmasını sağlamak idi. Ancak insan hakları savunucularına kulak verilmeyerek, bin türlü eksikle dolu bu yasanın uygulanmasına en fazla da bazı Kürt hukukçular öncülük etti. Esas yangın devam ettiği halde, yangından mal kaçırır gibi hızlı şekilde Valilik Komisyonlarının rakamlarına imza atıldı. İşte bugün son günlerde yaşanan öldürme vakalarıyla bu süreçler birbirleriyle ilintili süreçlerdir. Bazı köylülerin zararlarının çok uzağında yapılan uyduruk ödemeler karşısında, yerel devlet otoritesiyle arasını iyi tutanlara yapılan yüksek rakamlı ödemeler, ciddi sıkıntılara yol açmıştır. Bu sorunların görmezden gelinmesi yerine, popülizm yapmak yerine; beslendiğimiz damarın öğretisiyle sorunların üzerine gidilmesi lazımdır. Nedir bu damar?

Popülizm yerine halkla birlikte politika üretmek, bazı sosyal gerçekliklerin üzerini kapatmak yerine adil bir yaklaşım sergilemektir. Söylemci tutumlar yerine, sadece bir mitingde, toplantıda mikrofon tutarak üstenci bir tutum sergilenerek toplumun devrimci dönüşümü de sağlanmaz, bu “iç” sorunlar da çözülmez. Dediğim gibi, beslendiğimiz kaynak bellidir ve ona uyduğumuz sürece hem yol göstericidir ve hem de tüm bu toplumsal sorunların çözülmesine gerekçedir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89