• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 3 °C

Sandık, dünyanın sonu değil

Nuriye Akman

Seçime bir gün kaldı. Hepimizin kafasında HDP barajı aşacak mı aşmayacak mı sorusu. HDP’yi her halûkârda Meclis’te görmek isteyenlerdenim.

Oyun dışında kalmasıyla karşılaşacağımız dev problemlerle uğraşmaktansa, siyasi mücadelelerini Parlamento çatısı altında yapmaları hepimizin yararına olur. Bazıları HDP bu başarıyı gösterirse barış süreci biter düşüncesinde. Halbuki kesintiye uğrayan müzakerelerin garanti altına alınması biraz da tarafların eşit orandaki gücüne bağlı.

Şu ana kadar “barış bize yarasın, onlara yaramasın” mantığıyla hareket edildiği için fazla mesafe alınamadı. Bunda her iki tarafın da payı oldu. Şimdi seçimle birlikte toplumla yenilenen kontrat belirleyecek her şeyi. Geçmişteki seyir gibi bir adım ileri gidip sonra “Vazgeçtik, bu kadar tavizi veremeyiz” diye mızıkçı çocuklar gibi iki adım geri çekilinmemesi, savaş seçeneğinin ağza bile alınmaması için HDP’nin grubunu Diyarbakır yerine Ankara’da kurması şart.

AKP bu seçime barış ruhunu ayakta tutacak bir söylemle girerse kaybedeceğini varsaydı. Eğer son üç seçim döneminde isteseydi kaldırabileceği yüzde 10 engeli şimdi ayaklarına çelme takarsa bu adil bir sonuç olur. Yasaklar eninde sonunda onu savunanı vurur. Böyle bir durumda AKP-MHP koalisyonunun kaçınılmazlığını kaydediyor bazı yorumcular. Bu, onlara göre tek mümkün senaryo. MHP’nin süreç karşıtlığı malum. İki parti ülkeyi yönetme konusunda anlaşırlarsa demokratik süreç baltalanacak ve bunun sorumlusu barajı aşan HDP olacak!

HDP’nin Meclis dışında kalması barışa nasıl hizmet edecek, bunu hesaplayan yok. Meclis içindeyken yeterli bulmadıkları hangi anlaşmaya dışarıda kalınca razı olacaklar ki? PKK’nın silah bırakmasını tek parti iktidarınızda sağlayamadınız, bu şartlarda nasıl becereceksiniz? Devletler, örgütlere göre daha büyüktür ama bundan fayda sağlamanın yolu karşı tarafı ikna becerisinden geçer. Akıllı ve basiretli olma görevi büyüğe düşer, küçüğe değil. Aksi takdirde burnunuzun dikine hep aynı yöne giderseniz en başa dönersiniz. Bir şeyde aşırıya kaçarsanız o aşırılıkta boğulursunuz.

AKP, ustalık döneminde çözemediği sorunun tüm sorumluluğunu karşı tarafa yıkarak kurtulamaz. Eğer HDP barajı geçemezse “Keşke vaktiyle daha esnek olsaydım” diye pişmanlık duyacağı ama tabii bunu deklare etmeyeceği kesin. HDP barajı geçer de sandıktan koalisyon çıkarsa karalar bağlamamız gerekmiyor. Hayat zıtların birliği ilkesine göre işliyor. İki şey birbirinden ne kadar uzağa giderse birbirlerine o kadar yaklaşıyorlar. Madem bu kadar ayrıştık, kutuplaştık, birbirimizi hırpaladık, kader herkesi orta noktaya çekip kavga eden çocuklarını barıştırmaya çalışan ebeveynler gibi “hadi bakalım çocuklar el sıkışıp barışın” diyecek bize. Bu müşfik sesi duyarız duymayız ayrı mesele.

Koalisyonların hükümet işlerini yavaşlatma gibi bir dezavantaj potansiyeli var doğru ama belki de fazla hızlı gitmişizdir, adımlarımızı biraz düşünerek atmamız, ortağımızı saygıyla yönetme zahmetinde bulunmamız gerekiyordur. Tek parti iktidarı sanki istikrarın garantisi miydi? Olmadığını gördük işte. Sınırsız sorumsuz güç, bütün dengeleri bozmadı mı?

Seçim nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, herkese düşen görevler var. Mesela medya “tokat gibi yanıt” benzeri başlıklardan kaçınmalı. Ne kadar meraklıyız öyle birilerinin sözleriyle birilerini dövmeye… Liderlerin de artık eleştirilere tepki verirken seçici olması, siyasi kişiliği olmayan işadamlarını, spiker, yazar, çizer, artist, şarkıcı takımını, öğrenci, öğretmen, doktor, esnaf vs. gibi sıradan yurttaşları muhatap almaması, gazetecilere zulüm yapmaması gerekiyor.

Seçime girerken şu anki iktidarın kazanımlarını kaybetme korkusu duyması ne kadar saçma. İki nedenle. Bir; zaten görevleri millete hizmetkârlıktı. Bir şey kazanıldıysa millet kazandı. İki; aslında kimse hiçbir şeyin sahibi olamayacağı için kaybetmek de söz konusu değil. Oyumuzu verirken “kendimi hayatın bilge döngüsüne bırakıyorum” demek en iyisi. Dünya her an yıkılıyor ve bir sonraki an yeniden kuruluyor…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89