• BIST 97.926
  • Altın 144,080
  • Dolar 3,5648
  • Euro 3,9975
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 15 °C

Şah Fırat Harekâtı

Doğu Ergil

Geçen sabah uyandık ve öğrendik ki ordumuz Suriye’ye girmiş. Süleyman Şah Türbesi ve saygı karakolu boşaltılmış. Orada mahsur kalan askerlerimiz salimen çıkarılmış ve türbe, onu yıkmakla tehdit eden IŞİD’in eline geçmeden tahrip edilmiş.
 
Tartışmaların sığlığı
 
Medyada bir tantana bir tantana… “Vatan toprağı terk edilmiş, vay efendim nasıl yapılırmış?” Biz Türkler eğer 17 devlet kurmuşsak, muhtelif vatanlarımız olmuş ve devletler yıkılınca onları yitirmişiz demektir.
Vatan; üzerinde yaşama, üreme ve üretme şartları sağlanan ve korunan bir toprak parçasıdır. Bu şartlar ortadan kalkınca oradan çıkılır. Bu durum tarihimiz boyunca pek çok kez tekrarlanmıştır.

Musul’daki konsolosluk binamız da vatan toprağıydı. Ama durumu iyi değerlendirip zamanında tahliye etmemek nedeniyle başkonsolosumuz ve erkânı aylarca acımasız bir terör örgütünün esiri oldu.

Eğer türbe zamanında boşaltılmasaydı aynı şey olurdu ve zamanında gerekli tedbiri almayan hükümet ölümcül bir yara alırdı. Askerini koruyamayan TSK da ciddi anlamda mahcup olurdu.

İnsan, topraktan daha değerlidir. Toprağı vatan yapan insandır. İnsanımızın kurtarılması doğru bir karardır. Bu kararı ihanet veya vatanı satmak gibi değerlendirmek en hafifiyle ucuz kahramanlıktır.

Türbe ve karakolun yıkıldığı söyleniyor. Acı bir durum ama sapasağlam duran ve adının önünde “saygı” olan bir külliyenin üzerinde IŞİD bayrağı dalgalansaydı daha mı az üzülecektik? Kısaca, bu da doğru bir karardır. Tarihte düşmanın eline geçmesi mukadder koca şehirlerin sahiplerince yakılması çokça görülmüştür. Sonra onlar yeniden yapılmıştır.

Duyumlara göre gerek tahliye, gerekse yıkım kararını TSK hükümete telkin etmiştir. Kutlarım. Yerinde, zamanında ve iyi icra edilmiş kararlardır bunlar.
 
Yeni gelişmeler
 
Esir edilen Musul konsolosluk erkânı hiç konuşmadı. Hatta “Bize iyi muamele edildi” dediler. Ne olduysa harekâttan bir iki gün önce başta başkonsolos, kimi memurlar, IŞİD’in onları nasıl prangaya vurduğunu, diz çöktürdüğünü ve kötü muamele ettiğini anlatmaya başladılar. Hani “Bayram yok, seyran yok, eniştem beni niye öptü” misali… Bunun bir şeyin habercisi olacağı belliydi.

İki şey oldu: Önce Türkiye, ABD ile Özgür Suriye Ordusu mensuplarını eğitme ve donatma konusunda anlaştı. Daha çok Amerikalılar dillendirse de bunlar IŞİD’de karşı savaşmak için hazırlanacaklar. Türkiye’nin bu örgüt ve benzerlerine artık Beşşar Esed hükümetini devirmesi karşılığında yardım etmesi dönemi kapanıyor. Gönülsüz kabullenilse de bu yeni durum IŞİD’in artık bir düşman güç olarak kodlanmasını gerektiriyor.

Bu tavır değişikliğini zorlayan iki gerçek var. İlki bu örgüte şimdiye dek gösterilen hoşgörünün Türkiye’yi uluslararası camiada çok yalnızlaştırması. Manevra alanının kalmaması.

İkincisi, IŞİD gerek Türkiye içinde gerekse dışında ciddi bir tehdit olmaya başladı. Bu konuda haber alma birimlerinin ürkütücü ve sağlam bilgileri, hükümeti meselenin hafife alınmaması konusunda ikna etmiş görünüyor.

Öyle tahmin ediyorum ki kendisi bir güvenlik konusuna dönüşen İç Güvenlik Yasası’nın Meclis’ten zorla geçirilmek istenmesi sadece baraj altı kalması olası HDP yandaşlarının tepkilerini bastırmak değil, ülke içinde örgütlenmiş olanlara ilaveten Suriye ve Irak’tan gelecek IŞİD militanlarının eylemlerini engellemeye yönelik.

Özetle, dış siyaset öncelikleri değişiyor. Artık IŞİD Türkiye’nin düşmanı. Eğer öyleyse yeni müttefiklerin arasına topraklarından geçerken onayı alınan PYD ve adı konmasa da güney bölgelerimizin güvenliği konusunda sessizce işbirliği yapılacak olan Şam.

“Ne oldum değil ne olacağım de” atasözü boşuna söylenmemiş!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89