• BIST 83.456
  • Altın 147,099
  • Dolar 3,7651
  • Euro 4,0462
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir -1 °C
  • Berlin -4 °C

Rüzgâr ve yelken

Ahmet Altan

Yeryüzünde rüzgâr olmasaydı, yelkenliler olmazdı.

Yeryüzünde değişim olmasaydı, politika olmazdı.

İkisi de varlıklarını, hızlarını, güçlerini, kendilerinden başka bir şeye borçludurlar.

İkisini de “başarılı” kılacak olan, yelkenlinin rüzgâra, politikacının değişime göstereceği uyumdur.

Ama bir yelkenli yarışında rüzgârı değil yelkenlileri izlersiniz, bir politik yarışta da değişime değil politikacılara bakarsınız, an gelir rüzgârı da değişimi de unutur kendinizi sadece seyrettiğinize kaptırırsınız.

Hiçbir yelkenli, rüzgârı kendisinin yarattığı gibi yanılgıya kapılmaz ama politikacılar bir zaman sonra biraz da seyircilerin alkışlarıyla değişimi kendilerinin yarattığını sanmaya başlarlar.

Yarattığını, kontrol edersin.

Politikacılar da değişimi yarattıklarına inanmaya başladıklarında, değişimi kontrol etmek, değişimin ritmini ayarlamak sevdasına düşerler.

Bu, ciddi ve tehlikeli bir hatadır.

Türkiye değişiyor, toplumsal yapısı sarsılıyor, sahte bir yapıyı ayakta tutan zorbalık kırılıyor, toplum devletten daha güçlü hale geliyor ve bu gücüyle devleti yeniden yoğurup ona yeni bir biçim veriyor.

Bu ülkeyi, toplumun bu büyük rüzgârı değiştiriyor.

Yaşadığımız toplumun rüzgârını yelkenlerimize doldurmamıza yardım eden, dümeni doğru tutan, yelkenleri elverişli açılara ayarlayan da sekiz yıldır iktidarda bulunan AKP ve Başbakan Erdoğan.

Çok tehlikelerden geçtik, çok badireler atlattık.

Zaman zaman ciddi sarsıntılar yaşasak da yelkenlimiz hep ilerledi.

Yıllarca hapsedildiğimiz sığ bir koydan şimdi açık denizlere açılmaya, uzun maceralara çıkmaya hazırlanıyoruz.

Erdoğan’ın söylemekten çok hoşlandığı gibi şimdi gerçek “ustalık” zamanı.

Eskiden uğraşmak zorunda kaldığımız sadece devlet ve onun zorbalığıydı.

Ama şimdi bütün toplumun yapısı yeniden karılıyor, talepler çeşitleniyor, keskinlikler artıyor, sürtüşmeler çoğalıyor.

Rüzgâr hızlanıyor.

Bu büyük dinamizm, bu güçlü rüzgâr, eğer doğru kullanılırsa bu yelkenliyi çok süratle götürecek.

Yelkeni nasıl kullanacağın çok önemli.

Bu, Türkiye’nin bugüne dek görmediği yeni bir rüzgâr, bütün şartlar değişik.

Tekneyi devirmemek için çok önemli kararlar vermek gerekiyor.

Kürt sorununu doğru biçimde çözmeyi başarabilirse örneğin, tekne çok hızlanacak, çözülemezse tekneyi parçalamak da var.

Muhafazakârların hak ettiği iktidarı onlara demokrasi içinde verebilirseniz, dünyayla ilişkiler kurmuş, zenginleşmiş, yeni ölçüler ve değerler edinmiş o ana omurga tekneyi güvenle taşıyacak ama muhafazakârların demokratik iktidarı yerine, “muhafazakârlığın” iktidarını tercih eder, diğer bütün değerleri dışlarsanız, tekne o ağırlıkla dibe çökecek.

Rüzgârın gücü, tekneyi hızla götürebileceği gibi yanlış bağlanmış bir yelken nedeniyle batırabilir de.

Biz bu seçime bu şartlarda giriyoruz.

Ama bu en hayati anda, benim görebildiğim AKP’nin rüzgârın gücünden, teknenin hızından korkup, aklını teknenin hedefinden ziyade “kaptanın” kimliğine takması ve açık denizlere çıkmak yerine, alıştığımız o eski sığ sulara dönmeyi aklından geçirmeye başlaması.

Sanki Erdoğan ve AKP, teknenin yelkenlerini dolduran ve onu ileriye doğru hızlandıran rüzgârı kontrol edebileceklerini sanmaya başladılar.

Eğer tekneyi rüzgâra karşı çevirir, onu yeniden sığ sulara döndürmek isterseniz, rüzgâr buna izin vermez.

Tekneyi devirir ama geri döndürmez.

Benim gibi birçok insan bunu sezdiği için “Rüzgârı denetlemeye, rüzgârı durdurmaya kalkma, beceremeyeceğin işle uğraşma, yelkenleri doğru ayarla” diye bağırıyor.

Bu rüzgâr durmaz çünkü, bu toplumun güçlü değişim talebi geri çekilmez.

Korkmaya, teknenin kaptanlığına aklını takıp onu daha rahat kullanmak için yavaşlatmaya kalkmanın bir sonucu olmaz.

Erdoğan da AKP de, değişimi kendilerinin yaratmadığını, değişimin onları yarattığını anlaması, bu gerçeği kabul etmesi ve yelkenleri doğru kullanması gerekiyor.

En hayati anda rüzgârla kavga etmeye, rüzgârı durdurmaya kalkarsa, kaybeden kaptan olur.

Tek istediğim kaptanın bunu anlaması ve bize boşa zaman kaybettirmemesi.

Kaptan kim olursa olsun bu rüzgâr dinmez.

Ve rüzgâr varsa, eninde sonunda gemiyi götürecek biri bulunur.

Yeter ki kaptanın hataları yüzünden tekneyi batırmayalım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89