• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 10 °C

Rojava'nın siyasal yapısı...

Amed Dicle

Osman Sebri 1990 yılında Şam'da hasta yatağında ziyaretine gelen misafirini ayakta karşılamak istedi.

85 yaşındaydı, yürüyecek durumda değildi.

Abdullah Öcalan eğildi, sarılarak kendisini selamladı.

Osman Sebri, amcasıyla Şêx Said isyanında tutuklanan, serbest bırakıldıktan sonra 1928 yılında tekrar tutuklanan ve 1929 Türk devletinin baskıları sonucu Suriye'ye göç etmek durumunda kalan yüzlerce Kürt gencinin önde gelenlerindendi.

Suriye'ye gittiğinde, Kürt aydınlarının 1927'de Beyrut'ta kurduğu Xoybun örgütüne üye olur.

1925'ten 90'lara kadarki Kürd tarihinin canlı tanığı olan Kürdlerin Apê Osmanı ve Öcalan bu konu üzerine saatlerce sohbet ederler.

Sohbetin bir anında gözlerinden yaşlar akar.

Ve Öcalan'a şunları söyler;

'Bizim hayallerimizi gerçekleştiriyorsunuz. Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar gururlu olmadım. Artık Kürdistan’ı özgürleştirecek bir örgüt var.'

Öcalan'da aynı düşünceleri dile getirip, 'sizin yolunuzu takip ediyoruz, bu defa başaracağız' der.

Osman Sebri bu görüşmeden üç yıl sonra 88 yaşında vefat etti.

Şimdi Bir yanında benzer bir hayat hikayesi olan Batmanlı Mele Evdılahê Timokî; diğer yanında ise çağdaş Kürt hareketinin öncülerinden Rustem Cudi'nin mezarının bulunduğu Dirbesiyê'ye bağlı Berkevir köyü mezarlığında yatıyor. Mezarlıkta büyük bir Kesk, Sor, Zer bayrağı dalgalanıyor.

***

Osman Sebrî ve Hemîdê Hecî Derwêş önderliğinde Rojava'da ilk Kürt partisi Guney Kürdistan'daki KDP'den etkilenerek ve onun devamı olarak 1957 yılında Suriye Demokrat Kurd Partisi; El Parti adı ile kuruldu.

Suriye'de siyasal kargaşa ve dönüşümün yaşandığı o dönemde illegal faaliyet yürütmek zorunda kalan El Parti 1966 Yılında Güney Kürdistan'da yaşanan siyasal kutuplaşmanın sonucunda Celal Talabani, Mele Mustafa Barzani'den ayrılıp YNK'yi kurunca bu durum Rojava'yı da doğrudan etkiledi. Kendisine yakın duran Hemidê Hecî Derwêş'de Suriye El Parti'den ayrılıp Partiya Pêşverû'yu kurdu. Hala partinin lideri ve vaktinin büyük kısmını Süleymaniye'de geçiriyor.

Osman Sebri de partinin ulusal çizgisini yetersiz bulup ayrıldı. Toplumsal ve yazım çalışmalarına yöneldi. Ardından onlarca edebi ve siyasi eser bıraktı.

Suriye Kürt Demokrat Partisi yani El Parti Barzani ailesine yakın çizgisinden hiç taviz vermeden yoluna devam etti. Partinin liderliğini şimdi Abdulhakim Beşar yürütüyor.

Güney Kürdistan devrimi 1975'te Cezayir Anlaşması ile büyük darbe alınca Rojava'daki siyasal yapılarda da kırılma yaşandı. Bağdat hükümeti durumdan faydalanarak Salahê Bedrê liderliğinde bir partinin kurulması için harekete geçti. O dönem Lübnan'da Yasar Arafat ve Bağdat'ta Saddam Hüseyin'le sürekli görüşmeler halinde olan Bedrê, Partiya Yekgirtina Gel (Halkın Birliği partisini) kurdu.

'Güney Kürdistan'ın ikinci bir İsrail yapılmak istendiğini' belirtip Barzani ailesi aleyhine her türlü hakareti yapan Salahê Bedrê; 1995'te partinin liderliğinden ayrılıp yaklaşık 10 yıl Mesut Barzani'nin danışmanlığını yaptı. Barzani ile ilişkileri danışmanlık görevi bittikten sonra da hiç 'bozulmadı' ve tüm siyasi çalışmalarını bu defa PKK aleyhtarlığı üzerine kurdu.

Bedro parti başkanlığından ayrılıp Barzani'nin danışmanlığını yapmaya başlayınca partinin başına çok yakın dostu Mustafa Cumo getirildi. Partinin ismi de Azadi olarak değiştirildi. Çok geçmeden iç çelişkiler boy gösterdi ve Mustafa Ose liderliğinden bir grup bu partiden ayrıldı. Bu grup da 2000'li yıllarda başka bir Azadi partisi kurdu.

Bu nedenledir ki şimdi Rojava'da iki Azadi partisi var ve ikisi de KDP'ye yakın. Ancak KDP'nin ordaki temel muhatabı El Parti. 1990'ların başında Nasreddin İbrahim ve arkadaşları bu partiden ayrılarak Kürd Demokrat Partisi’ni kurdu. Bu iç çelişkiler daha çok Güney Kürdistan'dan yapılan para yardımlarının paylaşımından kaynaklanıyordu.

PKK hareketinin Rojava ve Suriye genelinde taban bulmasıyla 1990'larda artık Rojava'da üç siyasal çizgi belirgin bir duruma gelmişti. KDP, PKK ve YNK. Öcalan, Barzani ve Talabani aralıklarla görüşüp ulusal çerçeveyi tartışıyorlardı.

Bu yıllarda başka partiler de kuruldu. Yekiti partisi her üç çizgiden ayrı kuruluşunu ilan etti. Liderliğini İsmail Hemê yapıyordu. Daha sonra İbrahim Bıro ve arkadaşları bu partiden ayrılıp başka bir Yekiti kurdular.

Mevcut durumda Sol Parti, liberal oluşumlar ve diğer gruplardan ayrılan başka partiler de var.

2011 yılında Suriye'de devrim süreci başladığında Kürtler de harekete geçti ve Encûmena Niştimanî ya Kurdên Surî yani Suriye Kürt Ulusal Meclisini kurdu.

KDP ve YNK çizgisinde siyaset yapan ve ismini yukarda yazdığımız partilerin de içinde bulunduğu 16 siyasal yapı bu meclisin çatısı altında birleşti.

Bunların arasında sadece PYD yoktu..

PYD ve ROJAVA HALK MECLİSİ

Abdullah Öcalan Temmuz 1979'da Suruç'tan Kobanê'ye geçti. Kendisinin anlatımıyla sınırı çok iyi bilen civar köylerdeki kaçakçıların yardımıyla sınırı geçtiğinde nöbetçi Türk askeri, 'hemşerim çabuk çabuk' demişti.

Geçtiğimiz yıl o bölgeye gidip o dönemi hatırlayanlarla konuştuk.

Öcalan ile aynı yaşta olan bir amca anlatıyor.

'Başkan APO, ya evde kendisine verilen odada, ya da şuradaki ağacın gölgesinde oturup kitap okuyordu. Biz onu firari bir talebe olarak biliyorduk. Başkan olduğunu bilmiyorduk. Ancak bize önemli biri olduğu söylenmişti. Bir gün gençler olarak kağıt oynuyorduk. Bizi izlemeye geldi. Bizimle oynamasını istedik, kırmadı. Baktık iyi bilmiyor ona küçük bir hile yaptık. Sonraki günlerde kayboldu. 1984'te başkan olduğunu öğrendik. 1988'de Kobanê'den 100 kişilik bir grup Başkan ile görüşmek için Bekaa'ya gitti. Ben de seçildim. Konuklarını bir meydanda selamladı, biz de sırayla elini sıkıyorduk. Aramızda daha 10 kişi vardı uzaktan ismimle hitap ederek gülümsedi, gel gel dedi. Beni hatırladı, kucakladı. Bana, 'kağıt oynadığımızda bana hile yaptınız ama sizi utandırmak istemedim' dedi. Daha sonra bir kaç defa daha görüştük. Hiçbir şeyi unutmuyordu. Halkla çok güçlü bir vefa ilişkisi vardı. Hayattaki tek beklentim onu bir daha görmek.'

Abdullah Öcalan 20 yıl bu topraklarda kaldı. Her kent, kasaba ve köyden insanlarla sürekli ve sistematik olarak görüştü.

PKK kaynaklarına göre, 1984'ten 2012'ye kadar Rojavalı 5 bin kadın ve erkek Kürdistan'ın değişik yerlerinde gerilla saflarında yaşamını yitirdi. Ama PKK hiçbir zaman Suriye'de açık ve rahat çalışma yapmadı-yapamadı. Öcalan Suriye'den ayrıldığında neredeyse PKK'ye selam veren herkes baskı cenderesine alındı. O tarihten bu güne kadar onlarca PKK militanı Türkiye'ye teslim edildi.

Ancak PKK bu topraklarda güçlü bir miras bırakmıştı. Çok derin bir manevi ilişki kurulmuştu. PKK yoktu ama onun çizgisi, ruhu vardı ve hala da var. PYD ve PKK'ye mesafeli olan hatta başka partilerin üyesi olan Rojavalılar bile evlerine Öcalan'ın fotoğrafını asmışlardı.

PYD bu zemin üzerinden kendisini şekillendirdi ve 2003 yılında kuruluşunu ilan etti. Diğer partiler gibi illegal faaliyet gösterdi. Birçok yöneticisi tutuklandı, infaz edildi. Mart 2004 Qamışlo serhıldanına öncülük ederek kendisini kanıtladı.

PYD, PKK olmadı ama PKK'nin ve Öcalan'ın 20 yıllık emeğinin manevi temsilcisi olarak Rojava'da neredeyse her eve girebildi.

2011 yılında devrim süreci başladığında Rojava'da bunu göğüsleyebilecek en güçlü yapıların başında geliyordu.

***

Diğer birçok parti, 'bekleyelim, görelim; ya da Suriye muhalefetinin bir parçası olalım' derken, PYD, 'biz kendi bölgemizi örgütleyelim, koruyalım, muhalefet halkımızın haklarını tanırsa destek sunalım' diyerek, ne rejimden, nede muhalefetten yana tavır aldı.

Yönünü Rojava'nın sokaklarına çevirdi.

Ancak halk devrimini bir partinin tek başına karşılaması güç bir mesele. Bu ihtiyacı karşılamak temelinde Rojava Demokratik Halk Meclisi Kuruldu. Meclisin yönetimi seçimlerle belirlendi. Kadın Hareketi Yekitiya Star, Demokratik Toplum Hareketi-Tev-Dem, Gençlik örgütleri, meslek kuruluşları, öğrenci örgütleri mecliste temsilini buldu. PYD de meclisin içinde yer aldı.

Böylece Rojava'da tüm örgüt ve partileri temsilen iki çatı örgüt oluştu;

KDP, YNK ve diğer partilerin içinde olduğu 16 partiden oluşan ENKS-Suriye Ulusal Cephesi ve Rojava Halk meclisi. Her iki meclis Temmuz 2012 tarihinde bir araya gelerek Yüksek Kürd Konseyini kurdul.

10 üyeden oluşan Konsey'de her iki meclisi temsilen 5'er üye var. Halk Meclisi eşbaşkanları ve PYD Eşbaşkanı da konsey üyesi.

Kürt Yüksek Konseyi, Rojava'da büyük bir sinerji yakaladı. Ancak çalışmaları istenilen düzeyde olamadı. Diğer partiler iç sorunlarla uğraşırken halk meclisi bünyesindeki oluşumlar devrime öncülük yaptı. Bu durum PYD adıyla sembolleşti.

PARTİLER ARASINDA TEMEL FARKLAR

PYD'nin halk nazarında itibar görmesinin en temel nedenlerinden biri Öcalan'ın siyasal çizgisini esas almasıdır. Devrim süreci başladığında birçok parti PYD ile gücü oranında mücadele sahasında kaldı. KDP'ye yakın partilerin tutumu bu süreçte hayal kırıklığı yarattı. Sözle eylem birliği veya tersi halk tarafında rahatlıkla görüldü.

Yanısıra; PYD toplum odaklı bir çalışma yürüttü. Örneğin, diğer partilerin hiç birinde bir kadını yönetim kademesinde görmek mümkün değil. Yaş ortalaması 40'ın üzerinde. PYD'de eşbaşkanlık sistemi bir formalite olarak kalmadı yüzde 40'lık kadın kotasıyla toplum içinde büyük bir destek buldu.

Bir çok parti lideri Hewler'e gidip kalırken PYD yöneticileri daha fazla sahaya indi. Diğerleri çocuklarını dışarı göndermeye çalışırken PYD'liler çocuklarıyla mevzi kazdı. Halk kimin nereden ne yaptığını gördü. Bunlardan biri de PYD kurucularından olan ve sürekli rejim ile muhaliflerin hedefinde bulunan İsa Hıso'ydu. Geçtiğimiz günlerde Qamışo'da bombalı bir saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

KDP çizgisindeki Guney Kürdistan medyası ve Türk medyası da dolaylı olarak PYD'ye destek sundu. Şöyleki;

PYD aleyhine yapılan tüm propagandanlar bu partiye puan olarak geri döndü. Çünkü bu tür yayınlarda durum 'siyah' gösterilirken Rojava'da yaşayan insanlar durumun tam tersi olduğunu görüyorlardı. PYD, aleyhine yapılan bu propagandaların amaçlarını iyi anlatarak kavrattı.

Ve kitle tababını ikiye katladı. Bugün Rojava'da PYD'nin siyasi çizgisini beğenmeyenler bile ona güvenip saygı gösteriyorlar.

PYD kadro yapısı ve imkanlarıyla tek başına devrimi yürütecek durumda değildi. Bu sebeple Halk Meclisinin örgütlendirilmesi stratejik önemde bir kazanım oldu. Ancak zaman zaman acele etmesi, kimi yerlerde sekter tutumları kendisine yönelik eleştirilere yol açtı. Birçok parti bekleyelim görelim diyerek PYD'nin yıpranacağını hesapladı ancak tüm eksikliklerine rağmen bu olmadı. Zaten son kongresinden sonra açıklanan deklerasyonda kendisinden kaynaklı hatalardan dolayı özeleştiri de verdi. Halka; açık platformlarda sorunları, görüş ve eleştirileri dinleyerek farkını göstermeye çalıştı.

Abdullah Öcalan, Rojava'da sadece PYD veya Kürtlerin değil tüm toplumsal ve siyasal yapıların içinde ifadesini bulacağı bir oluşumun kurulmasını ve merkezinin Qamışlo'da olmasını son görüşmelerinde önerdi.

PYD bu görüşleri formule edip diğer partilere sundu. Ve neticede her iki meclis geçen hafta bir araya gelerek Rojava'nın geleceği konusunda tarihi bir anlaşmaya vardılar. Kendi aralarında bir komite kurup seçim hazırlıkları yapacaklar. Oluşturulacak Rojava meclisi herkesin bağlayan yasalar çıkaracak. Meclis kendi içinde geçici yönetim oluşturacak.

ENKS geçtiğimiz hafta Kürtlerin temel haklarını tanımaları şartıyla Suriye Ulusal Koalisyonuna katılma başvurusu yaptı. Koalisyon yetkililerin açıklaması ile talepler birbirine zıt. Ancak nihai karar önümüzdeki hafta alınacak.

Rojava'daki her iki meclis yetkiliri bu durumun geçici yönetim oluşturmak için yapılan planlamayı etkilemeyeceğini belirtiyorlar. Ancak çok sancısı olacağı kesin. Çünkü Rojava halkı partilerin toplumsal talepler ekseninde bir araya gelmesini için basınç uyguluyor.

Ancak artık Rojava devrimi PYD'yi veya herhangi bir meclisi aşmış bulunmaktadır. Buna ayak bağı olan Azadi gibi partiler halk tarafından protesto ediliyor. PYD ve YNK'ye yakın duran partiler ile diğer bazı küçük partiler daha yakın duruyor. KDP'ye yakın partiler daha çok Güney Kürdistan modelini empoze etmeye çalışıyor. Yani, iki büyük gücün bir araya gelmesi ve yönetimi paylaşmasını istiyorlar. Bu siyasi eğilim dışarda da destek buluyor. Ancak Rojava'da toplumsal bir destek bulamıyor.

Guney Kürdistan Rojava'ya model olabilir mi?

Yoksa Rojava tüm Kürdistan’a mı model oluyor?

Bunu da başka bir yazıda irdeleyeceğiz.

ANF

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89