• BIST 106.926
  • Altın 151,266
  • Dolar 3,6716
  • Euro 4,3392
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 10 °C

Rojava'da yaşananlar devrim değilse ne?

Fehim Işık

Bir süredir, Rojava’da yaşananların devrim olup olmadığı tartışılıyor. Grup Yorum üyelerinden birinin katıldığı bir panelde sorulan soru üzerine verdiği yanıt, tartışmayı alevlendirdi. Nedense 7 Haziran’da HDP’ye destek verme yerine AKP’yi geriletme adına CHP’ye destek vermeyi devrimci vazife gören bir kesim, Grup Yorum üyesinin sözlerine can simidi gibi sarılıp Rojava’da yaşananların niçin devrim olmadığını ispata soyundu.

Klasik devrim tanımı yapmaya, Marksizm’in ulusal sorunlara nasıl baktığını yeniden hatırlatmaya gerek yok. Rojava’da yaşananı devrim olarak değerlendirmeyenler, maşallah bu konuları hatmetmişler. Öyle ki bir adım daha ileri gidip “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” ilkesini bile rafa kaldırmışlar. Onlara göre “UKKTH ilkesi günümüzde emperyalizme hizmet eder noktaya gelmiş, bu nedenle rafa kaldırılması gerekiyor”muş.

Madem durum bu, biz de binlerce cana mal olan devrimci bir direniş sonrasında kendi sistemlerini oluşturmaya çabalayan Batı Kürdistanlıların neler yaptığını hatırlatarak yazıya devam edelim. Yani birilerinin “Devrim olarak görmüyoruz” dediği Rojava’da neler yaşandı, eskiden neydi, şimdi ne oldu, ona kısaca bakalım.

Rojava Anayasası olarak tabir edilen Toplumsal Sözleşme’nin kabulü ile 400 bini kimliksiz olan Kürtler, kimliklerine kavuştu. BAAS rejiminin Arap Kemeri politikası ile el koyduğu topraklar kamulaştırılmadı ama eski sahiplerine iade edildi. Bölgedeki tüm okullarda BAAS iktidarının yasakladığı Kürt dili ile eğitim resmileşti. BAAS döneminde yasaklı olan halkların dilleri bölgenin diğer resmi dilleri olarak kabul edildi. Her inanç ve azınlık, ötekileştirilen her kesimin hakkı Toplumsal Sözleşme ile güvence altına alındı. Rojava’daki her halk özgürce yönetime katıldı, sorumluluklar üstlendi, kendi geleceğini inşada söz sahibi oldu. Hatırlarsınız, 2012’nin başından itibaren bölgede oluşturulan halk meclisleri yönetimi devralmıştı. Şimdi ise en azından Cızire’de yapılan seçimlerle halk kendi yöneticilerini seçti. Kobani ve Efrin’de savaş koşulları buna izin vermediği için seçimler yapılamadı ama en uygun koşullarda seçimlerin orada da yapılacağı açıklandı. Daha da ötesi, devasa bir direnişle Rojava halkları topraklarına yönelen işgalcileri defetti, defediyor. Bir adım daha ötesi, Ortadoğu gibi kadının ikinci sınıf bile görülmediği bir coğrafyada kadın yaşamın her alanında direnerek kazandığı mevzilerde yaşamı yeniden dizayn etmeye, yaşamı yönetmeye başladı.

Elbet her şey toz pembe değil. İğne ile kuyu kazmaya çabalayan Batı Kürdistanlı halklar, inançlar, farklılıklar, ötekiler yürüyüşleri sırasında bir taraftan yeni yaşamı kuruyor, diğer taraftan bölgedeki ceberut devletlere, işgalci güçlere karşı direniyorlar. Böyle bir ortamda yanlış yapmamaları mümkün değil. Ama her şeye rağmen biliyoruz ki yaptıkları yanlışlar, hem bilinçli yapılmış yanlışlar değil, hem de bölgedeki işgalci devletlerin ve güçlerin bilerek ve isteyerek işledikleri suçlar ile kıyaslanamayacak kadar münferittir.

Hal böyle iken, sosyalist bir yönetim inşa edilmediği, özel mülkiyet kamulaştırılmadığı, proletarya diktatörlüğü ilan edilmediği, özellikle de Kobani direnişine havadan düzenlediği operasyonlar ile destek veren ABD ve diğer koalisyon güçlerine savaş açılmadığı için Rojava’da yaşananları devrim olarak görmüyorlar.

Neyse, kimseyi ikna etme niyetim olmadığı için uzatmama gerek yok. İsteyen Rojava’da yaşananları devrim olarak görmesin, isteyen “Devrimden Sonra” filmleri ile kendini avutsun; ama bunlar yine de unutmasınlar ki birileri binlerce cana da mal olsa kendi demokratik sistemlerini yaşama geçirmek, devrimci yürüyüşlerini nihai zafer ile taçlandırmak için bedel ödemeye devam ediyor, edecek...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89