• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 12 °C

Rojava’da hendek ya da fırsatlar kaçarken

Abdullah Kıran

Ortadoğu’da Kürt siyasi hareketi, ağırlıklı olarak üç siyasi partinin denetimindedir. Bunlar sırasıyla KPD, KYB ve PKK olarak bilinirler. Bu her üç partinin de Suriye’de “kardeş” partileri bulunmaktadır. PYD, PKK’ye yakın ve kardeş bir parti niteliğinde iken, Abdulhakim Bişar’ın başında bulunduğu Suriye Kürdistan’ı Demokrat Partisi (Al- Parti), Mesut Barzani’nin KDP’si tarafından desteklenmektedir. Suriye’de, KYB’nin desteklediği parti olarak da Hamid Derwiş yönetimindeki Suriye Kürt İlerici Demokrat Partisi ön plana çıkmaktadır. Bu arada her üç partinin de Suriye’de Kürt meselesinin çözümü için ayrı formüller geliştirdikleri görülmektedir. PKK, Kanton tarzı bir yönetim, KYB azınlıkların da hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı otonom bir çözüm planı üzerinde dururken, KDP, daha ileri bir çözüm olarak kabul edilen federal bir yönetim talep etmektedir.

Suriye krizi, Irak Kürdistan Bölge Hükümeti (KBH) için hem yeni fırsatlar hem kimi sorunları beraberinde getirdi. En önemli fırsat Suriye’nin Kürdistan bölgesinden çekilmesinin ardından, bölgedeki Kürtlerle daha yoğun ilişkiler geliştirme imkânıydı. Bu amaçla 26 Ekim 2011’de, KBH öncülüğünde, Suriye’deki Kürt siyasi partileri biraraya getirilerek Kürt Ulusal Konseyi (KUK) oluşturuldu. Irak Kürdistan’ının en temel siyasi aktörleri olarak bilinen KDP ve KYB, Suriye Kürtlerinin birliği için ortak bir çaba sergilediler. 2012’de Mesut Barzani, PYD ve KUK’un Kürt bölgesini ortak yönetmek amacıyla, Yüksek Kürt Konseyi çatısı altında biraraya gelmelerini savundu. Türkiye bu durumdan memnun değildi. Batılı ülkeler de KUK’ un Suriye muhalefetine katılmasından yanaydılar. Ancak Mesut Barzani, Suriye muhalefetinin Kürt ulusal haklarını tanımadan, Suriye Kürtlerinin muhalefeti desteklemesini istemiyordu.

KDP-PYD ÇEKİŞMESİ

Suriye krizi patlak verdiğinde KDP de kendisine yakın Suriye Kürt örgütlerine askerî ve siyasi eğitim vermeye başladı. Ekim 2012 itibariyle KDP’nin 1200 Suriye Kürt’ünü silahlı eğitimden geçirdiği ve bunların Suriye’ye geçmek için hazır bekledikleri konuşuluyordu. Ancak PYD, kendileri dışında herhangi bir grubun silahlı olarak bölgede bulunmasına müsaade etmedi. Mayıs 2013’te, SKDP’ye mensup 74 kişi, PYD güvenlik güçleri tarafından sınırda yakalanarak gözaltına alındı. PYD diğer partilerin de bölgede kendilerine rakip olacak bir silahlı güç oluşturma girişimlerine müsaade etmedi. Suriye Kürt Birlik Partisi’nin, Cezire vilayetinde silahlı milis gücü oluşturma çabası PYD tarafından engellendi. PYD, diğer rakip silahlı güçlerin bölgede bir iç savaşa sebep olabileceğini ileri sürerek, bölgenin meşru silahlı gücü olarak diğer güçlere müsaade etmeyeceğini söyledi. PYD, Rojava’da diğer güçlere müsaade etmezken, PDK de bu duruma misilleme olarak zaman zaman Sêmalkê sınır kapısını kapattı ve hatta 23 Ekim 2013’te Salih Müslim’in geçişine izin vermedi.

Irak Kürdistan Bölge Hükümeti’nin rahatsızlık duyduğu diğer bir konu da PYD’nin tek yanlı Kanton yönetimi ilan etmesiydi. Ancak nisan ayı başlarında gündeme oturan hendek kazma meselesi diğer konuları gölgede bırakmış durumdadır. Türkiye’nin Rojava sınırına yönelik tedbirleri artırmasının sebepleri belli; peki KBH’nin amacı ne? Barzani yönetimi, sınırda hendek kazmanın asıl amacının kaçak geçişleri ve teröristlerin geçişini engellemek olduğunu söylerken, PYD, hendekleri Rojava’yı tecrit etmenin bir planı olarak görüyor. Sadece Ağustos 2013’te, bir aylık bir zaman zarfında 30.000 Suriyeli Kürt, Irak Kürdistan bölgesine sığındı ve KHB tek bir Kürdü geri çevirmedi. Öyleyse bu neyin tecridi? Aslında hendek, PYD ve KDP arasındaki gerginliğin farklı bir şekilde yansımasından başka bir şey değil. Ancak asıl mesele Irak Kürdistan’ı bağımsızlığa doğru giderken, 4 Ekim 1992’de Kürdistan Federe Devleti’nin ilanın ardında olduğu şekilde, yine de facto bir “birakujî” ile karşılaşmama tedbiridir.

FIRSATLAR KAÇARKEN

Görülüyor ki PYD Rojava’da tek parti iktidarında ısrar etmektedir. Eğer PYD, diğer Kürt örgütleriyle barışıp onlarla ortak hareket etme imkânı elde etseydi, o zaman KBH’nin açık desteğini alıp Rojava’da, Kürtlerin siyasi talepleri konusunda çıtayı yükseltir, en azından bölgesel bir otonomi ya da federasyon talebinde bulunabilirdi.Ancak PYD, adeta “benim olsun küçük olsun” mantığıyla, ta başından beri diğer Kürt örgütlerinin bölgede siyasi faaliyet yapmalarına olanak tanımak istemedi ve sadece kendisini bölgenin yegâne meşru silahlı gücü olarak gördü. Salih Müslim “Rojava’da Irak Kürdistan’ına benzer yüzde 50-yüzde 50 şeklinde bir paylaşımı kabul etmek istemediklerini” söylüyor. Eğer PYD bölgenin tamamını öz gücüyle denetim altında tutabilseydi, bu anlamlı olabilirdi. Ancak PYD’nin kontrol ettiği bölgelerin coğrafi bütünlük teşkil etmedikleri açıktır. Zaten bölgede, üç farklı Kanton yönetimin ilan edilmesi bu sıkıntıdan ileri gelmektedir. Yarın Suriye veya Özgür Suriye Ordusu’nun, Rojava’da, Kürt coğrafyasının diğer parçalarında hâkimiyet kurması durumunda, coğrafi bütünlük teşkil etmeyen Kanton yönetimlerin ayakta kalması çok zor olacaktır.

Yine PYD diğer Kürt örgütleriyle anlaşmış olup KBH’nin de desteğini sağlasaydı, yaklaşık 900 km’lik sınırın tamamını değilse de, çok önemli bir kısmını kontrol edip denetim altına almak mümkün olurdu. Çünkü KBH, orta çapta bir devletin bütün imkânlarına sahip bir ülke olarak, Rojava’ya her açıdan lojistik destek sağlayabilir ve Suriye Kürtleri davasını, ilgili tüm uluslararası platformlara da taşıyabilirdi. KBH’nin Türkiye ve ABD ile olan ilişkileri, PYD’nin de uluslararası platformlarda meşru bir Kürt örgütü olarak tanınmasında olumlu bir rol oynardı.

PYD’nin Rojava’da “tek güç, tek iktidar” olma sevdasının şimdiye kadar Kürtler arasında bir kardeş kavgasına yol açmamış olmasında, başta Barzani olmak üzere, KBH’nin ciddi katkıları var. IKDP’nin 13. Kongresinde, “Kürtler arasında bir daha asla kardeş kavgası olmayacak” şeklinde beyanda bulunan Barzani’nin, özellikle bu konuda çok hassas olduğu bilinmektedir. Acaba Suriye’deki diğer Kürt örgütleri, Rojava’da “tek güç, tek iktidar” şiarıyla PYD’nin askerî ve siyasi faaliyetlerine engel olmaya kalksalardı, PYD, “kardeş kavgası” konusunda aynı hassasiyeti gösterir miydi?

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89