• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 12 °C

Rojava yiğidi şu 683 idamı nasıl değerlendiriyor?

Ahmet Kekeç

Hasan Cemal Rojava’dan döndü mü?

Her arızayı Erdoğan’a bağlama işgüzarlığının sonucu olarak “kısa erimli seyahatler” yapıyordu ya...

Dağa çıkmıştı hani... “Bu Erdoğan var ya, sizi satacak” demişti.

Kendince “çözüm sürecini” itibarsızlaştırmaya çalışmıştı.

Sonra Rojava’dan ses verdi.

Meğer Suriye Kürtleri de iflah olmaz bir Erdoğan saplantısı içindeymiş... Bütün o IŞİD rezilliklerinin sebebi Erdoğan’mış... Aslında Erdoğan olmasaymış Suriye Kürtleri çoktan özgürlüğüne kavuşurmuş...

Demek ki Rojavalıların “Suriye vatandaşı” sayılmamalarının tek sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti hükümeti: Erdoğan yüzünden kimlik alamıyorlar. Erdoğan yüzünden mülk edinemiyorlar. Erdoğan yüzünden ülke içinde rahatça seyahat edemiyorlar.

Bütün bunları Hasan Cemal’den öğrendik.

Motamot böyle demiyordu tabii ama seriye bağladığı Rojava yazılarının toplamından çıkan sonuç buydu...

Rojava mesaisi bittiyse, bir başka zorlu ve “bereketli” mesaiye davet ediyorum onu...

Mısır’a gitsin... İncelemeler yapsın... Mursi’ye ait yeni hatalar tespit etsin...

Mısır’da olağandışı gelişmeler yaşanıyor şu sıralar... “Halk isyanıyla” kurulmuş devrim hükümetinin mahkemeleri, ilk batında 529 darbe karşıtının idamına hükmetmişti.

Mahkeme el yükseltti...

Dün itibariyle bu rakam 1212’ye çıktı... Yani, 529 kişilik ilk kafileye 683 kişi daha eklendi.

İdam cezasına çarptırılanlar, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın üyeleri... Bugüne kadar hiç şiddet eylemi içinde yer almamış ama istikbalde şiddete bulaşmasından korkulan bir teşkilat... Zaman gazetesinde yazan sağcı bir muhterem, Mısır’da darbe olurken, “İhvan şiddeti” gibilerden bir şeyler geveliyordu ama asıl problem, dediğim gibi, teşkilatın şiddete bulaşma ihtimaliydi... Bir ihtimali cezalandıran, daha doğrusu ihtimale dayalı olarak kan dökenlerin uyguladığı şiddet ise, ilginçtir, hem Batı’dan, hem de o sağcı muhteremlerden destek görüyordu.

Batı, Mısır’daki darbeye “darbe” demedi.

Diyemedi.

Darbeye direnenleri ise, ya görmedi, ya da “terörist” ilan etti.

Batı darbeye “darbe” demiyorsa, Doğu’daki mümessillerin de dememesi gerekiyordu.

Nitekim demediler.

Mesela liberallerimiz ve “demokratlığı” kimselere bırakmayan Beyaz Türk’lerimiz hiç oralara girmediler. Mısır’da olup bitenlerin sorumluluğunu henüz seçilmiş “yetkisiz ve parlamentosuz” (daha doğrusu parlamentosu feshedilmiş) Cumhurbaşkanı’na yıktılar.

Binlerce darbe karşıtının kurşunlandığı nümayişleri ise soğukkanlı bir sessizlikle geçiştirdiler.

Muhalefetimiz daha “ileri” bir icraat sergiledi: Darbe hükümetine iyi niyet heyeti gönderdi.

Hasan Cemal gidemedi ama “Gezi”nin kahraman ismi Can Dündar (“Taksim’de çocu ğumu kaybettim” demiş, yalanı ortaya çıktığı halde arsızca provokasyonlarını sürdürmüştü hani) bizzat Mısır’a gidip olay yeri incelemesi yaptı ve suçlunun İhvan olduğunu tespit etti.

Darbenin hemen ertesinde Hürriyet gazetesinin yazdığı “Sisi güzellemesini” hatırlaya caksınız: “Dindardır, duygusaldır, karısı peçelidir, karizmatiktir, beş vakit namaz kılar, şiir yazar...”

Şunu demek istiyorlardı: “İslamofobik darbe yap, karın isterse peçeli olsun.”

Hasan Cemal ağabeyimiz bütün bir darbe sürecini, “Mursi’nin hatalarını” sıralayarak geçirmişti.

Rojava’dan döndüyse, hayrına şu 683 idamı da bir değerlendirsin...

Mursi nerede hata yaptı, iyice öğrenelim.

  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89