• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 27 °C
  • Berlin 19 °C

Rojava: İslam Emirliği’ne destek mi yoksa Demokratik Özerklik mi, macera

Fehim Işık

Son günlerde Serêkaniyê’de başlayan ve giderek diğer bölgelere de yansıyan çatışmalar nedeniyle Rojava bir kez daha Türkiye’nin gündemine girdi.

Geçtiğimiz Mart ayında YPG ile çatışan El Nusra Cephesi, yoğun çatışmalar sonrasında Serêkaniyê’de sınır bölgesine çekilmek ve YPG ile ateşkes imzalamak zorunda kalmıştı. YPG, Türkiye destekli El Nusra ile yaşanacak çatışmaların uzun sürmesinin lehine olmadığını daha o zaman görmüş, ayrıca sınır bölgelerine yerleşecek YPG güçlerinin Türk askerleri ile karşı karşıya gelme olasılığının yüksek olması nedeniyle, El Nusra’nın sınır hattında kalmasına göz yumuştu.

Türk basınında El Nusra ve diğer El Kaideci örgütlerle tekrar başlayan son çatışmalardan önce yaşanan tartışmalardan biri de, PYD’nin  Rojava Devrimi’nin 1. yılında Demokratik Özerkliği fiilen ilan edeceği üzerineydi.

Türk basınının Kürt Yüksek Konseyi’ni görmezden gelerek tüm her şeyi “PKK’nin Suriye kolu PYD” kavramıyla dillendirdiği bir dönemde Türkiye’yi yönetenler de boş durmuyor, senaryo üzerine senaryo üretiyorlardı. Üretilen ve basına yansıyan senaryolardan biri de sıkışan Esad’ın Kürtlere özerklik vereceği şeklindeydi.

Bir diğer tartışılmayan konuyu ise biz biliyoruz: El Kaideci örgütler son birkaç aydır Suriye’de kendi denetimlerindeki alanlarda bir İslam Emirliği ilan etme kararı vermişlerdi.

El Kaideci örgütler açısından yaşanan bir başka durum daha vardı: İslam Emirliği ilan etme hazırlığında olan radikal İslamcı örgütleri bir araya getirme girişimleri yoğun bir şekilde sürüyordu. Irak İslam Devleti adlı El Kide’nin Irak kolunun başkanı bir açıklama yaparak El Nusra’nın kendilerine bağlı olduğunu söylemiş ve Suriye’de Zevahiri’ye biat eden El Kaideci örgütlerin Irak ve Levand İslam Devleti adı altında birleşeceklerini bildirmişti. Bu çabalar sonrasında bir Irak ve Levand İslam Devleti örgütü oluşturuldu ama El Nusra’dan ayrılan bir grup bu örgüte katılırken, El Nusra bu örgütün dışında kaldı.

Esad rejimine bağlı güçlerin Lübnan Hizbullahı’ndan aldığı destekle giderek kaybettiği şehirleri ele geçirmeye başlaması, Halep’e doğru ilerlemesi; El Nusra, Bilad El Şam, Ehrar El Şam gibi El Kaideci örgütleri Halep ile Serêkaniyê arasındaki bölgelere geri çekilmek zorunda bırakmıştı. Bu örgütlerin ciddi anlamda kullanabileceği en önemli geçiş noktası ise Serêkaniyê hattındaki sınır bölgesiydi. Türkiye’nin, en hafif deyimiyle göz yumması, ama esasen ciddi lojistik ve askeri desteğini alan El Kaideci güçler bu temelde Serêkaniyê ve civarındaki yerleşim yerlerinde Şeriat hükümlerini uygulamaya başladı.

Kürtler bu konuda deneyimliydi. Benzer taktikleri 1993-1994 yılında Güney Kürdistan’da uygulayan örgütlerin ne yaptıklarını biliyordu. İran desteği ile Halepçe kentine yerleşen radikal İslamcı Ensar El İslam örgütü neredeyse 2004 yılına kadar bu bölgede katı şeri hükümleri uygulayarak bir İslam Emirliği kurduğunu ilan etmişti. Halepçe gibi yaralı bir kenti bu güçler bir kez daha yaralamıştı. Radikal İslamcıları Halepçe’den çıkarmak sanıldığı gibi de kolay olmamıştı.

El Nusra, bu kez Türkiye’nin desteği ile aynı yöntemi Serêkaniyê, Til Ebyed ve ele geçirebildiği diğer tüm bölgelerde uygulama niyetindeydi. Zaten kendi denetimindeki bölgelerde şeri hükümleri uygulamaya başlamıştı bile.

Radikal İslami cephede bu gelişmeler yaşanırken Kürt Yüksek Konseyi de özgürleşen Rojava’nın halk desteğine dayalı yönetimini oluşturmak için yerel seçimlerin yapılmasını tartışıyordu. Hazırlık aşamasında yaşanan sorunların aşılması durumunda önce Geçici Yönetim oluşturulacak, akabinde yerel yönetimlerdeki siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamı yönetmek üzere yerel yöneticiler halk oylaması ile seçilecekti.

Türkiye hükümeti bu girişimi “maceracı” olarak ilan etti ve önünü kesmek için kendine yakın basını tetikledi. Hala anti-Kürt refleksi anlayışından sıyrılamayan hükümet, Kürt Yüksek Konseyi’nin veya PYD’nin yönetimindeki demokratik bir bölge yerine El Kaideci örgütlerin ilan edeceği bir İslam Emirliği ile komşu olmayı daha güvenli buluyor olacak ki okun sivri ucunu hep Kürtlere yöneltti.

Kürt Yüksek Konseyi’ne bağlı olduğunu açıkça ifade eden YPG, radikal İslamcı örgütlerin tehditlerine sessiz kalmayacağını ve provokasyonlarını görmezden gelmeyeceğini söyledi. El Nusra ve Bilad El Şam’a bağlı militanlar YPJ (Kadın Savunma Birlikleri) güçlerine saldırınca da anında karşılık verdi.

Bu çatışmalar sonrasında El Kaideci gruplar Serêkaniyê’den temizlenirken sınırı ele geçiren YPG güçleri sınır denetimini kısa sürede sivil güçlere bıraktı.

El Kaideci gruplarla çatışmalar yer yer devam ediyor.

Tüm bunlar nereye varır?

Çok açıktır ki Kürtler kendi iradelerinin tanınacağı güne kadar direnişlerini sürdürürler. Güney Kürdistan’da yaşananlardan ders çıkarmayan, hala anti-Kürt refleksi ile hareket edenler ise ne yaparlarsa yapsınlar çizilen her kırmızı çizgiyi kendi elleriyle kaldırmak zorunda kalırlar.

Esas olan El Kaideci çetelerle gelecek tasavvuru yapmak değil, Arapların, Hıristiyanların, Ermenilerin, Nusayrilerin, velhasıl-i kelam Suriye’deki tüm halkların ve inançların, siyasi iradeleriyle açıktan ve aleni görüşmeler yaparak onlarla birlikte bir gelecek tasavvuru yapmaktır.

Rojava Kürtlerinin siyasi iradesi ise Kürt Yüksek Konseyi’dir. Bu konsey içindeki en etkin siyasal yapı da PYD’dir. Kürtlerin bu iradesinin karşısına kafa, kol kesen çeteleri oturtmak ateşle oynamaktır.

Eğer bir macera var ise bu Rojava Kürtlerinin Demokratik Özerkliği ilan etmesi değil, El Kaideci çetelere verilen destektir... (Evrensel)

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89