• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 12 °C

Rojava-Hewler geriliminin perde arkası

Yusuf Karataş

Geçtiğimiz hafta Kürdistan Federe Bölgesi’nden Rojava’ya giren 74 el Parti (Suriye Kürdistan Demokrat Partisi) üyesi, Halk Savunma Birlikleri (YPG) tarafından gözaltına alınmıştı. YPG, gözaltına alınanların Kürdistan Federe Bölgesi’nde askeri eğitim alıp Rojava’da ikinci bir ordu kurmaya çalıştıkları gerekçesiyle sorgulandığını açıklarken, bu gözaltılara sert tepki gösteren Barzani de, PYD’yi işaret ederek ‘Hewler Anlaşması’nın ihlal edildiğini söyledi. Ardından Rojava’yla sınır kapısını kapattı. Gözaltına alınanlar serbest bırakılmasına rağmen Rojava-Hewler gerilimi devam ediyor. Kürtler arasında birlik tartışmalarının en fazla yapıldığı bir dönemde yaşanan bu gerilimin nedenlerini anlamak için perde arkasındaki gelişmelere bakmak gerekiyor.

Hatırlanacağı gibi Suriye’de Kürtler, 2012 temmuzunda Kobani’den başlayarak Rojava’da yönetimi ele geçirmişti. Bu sürecin PKK ile aynı çizgide bulunan PYD’nin öncülüğünde gerçekleşmesi, halk içinde etkileri sınırlı olan ve Barzani’yle yakın ilişkileri bulunan ENSK’yi (Suriye Kürt Ulusal Konseyi) rahatsız etmişti. Ancak ardından Rojava’daki Kürt partileri arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için Barzani’nin girişimiyle ENSK ile PYD Hewler’de Kürt Yüksek Konseyini oluşturmuştu. Hewler Anlaşmasına göre, Kürt Yüksek Konseyinde her iki güç eşit oranda temsil edilecek ve kararlar ortak alınıp uygulanacaktı. Ancak Kürt Yüksek Konseyini oluşturan güçlerin bölgesel gelişmeler karşısında farklı tutumlar geliştirmeleri yapılan anlaşmaya rağmen ortak çalışma zemininin oluşmasını önemli oranda engelledi. Maliki ile çatışma halinde olan Barzani, Türkiye ile siyasi ve ekonomik olarak giderek yakınlaşıyordu. Aynı süreçte Türkiye, Suriye’de Barzani’ye yakın Kürt partileri ile ilişkilerini de geliştirdi. Oysa PYD, Rojava’da yönetimi ele aldıktan sonra Türkiye’nin hedefi haline gelmişti. Bu dönemde Barzani, Türkiye’nin de baskısıyla PYD’nin gücünü kırmaya yönelik girişimlere öncülük etti. Bu amaçla Hewler’de hem ENSK’ye bağlı partilerin, hem de ABD, Türkiye, İsrail istihbaratlarını katıldığı gizli toplantılar yapıldığı ortaya çıktı. Ancak hem bu girişimler, hem de Türkiye’nin yönlendirdiği ÖSO çetelerinin Ceylanpınar üzerinden Serêkaniyê’ye yönelik saldırıları başarısızlıkla sonuçlandı. Bu süreçte önceleri PYD’nin askeri kolu olarak görülen YPG de Kürt Yüksek Konseyinin askeri gücü haline geldi. 

PYD-BARZANİ GERİLİMİ 

Son aylarda Türkiye’de AKP Hükümetinin İmralı’da Öcalan’la görüşme sürecini başlatması, Türkiye’yle yakın ilişkileri bulunan Barzani’nin, PKK-PYD’yle arasındaki anlaşmazlık ve gerilimi azaltacağı beklentisini yaratmıştı. Ancak PYD’nin ikinci bir ordu oluşturularak Kürtler arasında çatışma zemininin geliştirildiği iddiasını gündeme getirdiği ve Barzani’nin de PYD’yi diğer Kürt partileri üzerinde baskı kurmakla suçladığı son olay, durumun böyle olmadığını gösterdi. 

BARZANİ GÜCÜNÜ KORUMAK İSTİYOR 

Öncelikle PKK, uzun bir süreden beri Barzani’nin bütün Kürtlerin liderliği iddiası önündeki en önemli engel durumundaydı. 2009’dan beri tartışılan Kürt Ulusal Konferansının bu iki güç arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı toplanamadığı biliniyor. Şimdi Barzani, kendi güç ve etkisini korumak için PKK’nin yanına PYD’nin de eklenmesinin önüne geçmeye ve Suriye’nin en önemli petrol rezervlerinin bulunduğu Rojava’da kendisine yakın güçleri etkin kılmaya çalışıyor.

İkinci olarak, bir süreden beri PKK-PYD’nin Güney Kürdistan’da Talabani’nin YNK’si ve Goran Hareketi ile yakın ilişkiler geliştirmesi, Barzani’nin KDP’sini rahatsız ediyor. Bu ilişkiler, özellikle Sonbahar’da Federal Kürdistan’da seçimler yapılacağı düşünüldüğünde, KDP’ye karşı ciddi bir alternatifin oluşturulmasının önünü açabilir.

Yine bu güçlerin Suriye üzerinden yaşanan Bölgesel kamplaşmada farklı tutumlar takınmaları -son olayda PYD’nin el Parti’yi Türkiye ile ve el Parti’nin de PYD’yi Suriye rejimi ile iş birliği yapmakla suçlamaları- aralarındaki sorunların önemli oranda bölgesel gelişmelerle iç içe geçtiğini ve çözümünün de bu gelişmelerin seyrine bağlı olduğunu gösteriyor. 

GERİLİM KAZANIMLARI TEHDİT EDİYOR 

Görüldüğü gibi Kürtler, coğrafyaları emperyalistler tarafından parçalandıktan yüz yıl sonra yeniden bölgenin önemli bir gücü olarak tarih sahnesine çıkmış olsalar da aralarındaki sorunların çözümü öyle kolay görünmüyor. Ve nedeni ne olursa olsun, yaşanan bu gerilim ve anlaşmazlıkların her şeyden önce Kürtlerin kazanımlarını tehdit ettiğini söylemek gerekiyor.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89