• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 23 °C

Rojava gerçekliği, PKK ve IŞİD

Fehim Işık

“Arap Baharı”nın Suriye’ye taşınmasından yani 2011 yılından bu yana Ortadoğu eski Ortadoğu değil. Dengeler değişti, bazı siyasal yapıların, özellikle de PKK ve IŞİD’in etkileri farklılaştı. Aktör olarak görülmeyen, görülmek istenmeyen bu yapılar bedeli ağır da olsa aktörlüklerini ilan ettiler. Kabul etmek gerekir ki PKK ve IŞİD, diğer bölgesel ve uluslar arası güçlerin yanı sıra Ortadoğu dengelerinin artık yadsınamaz aktörleridir.

Yapı demekteki kastım, bunların klasik örgüt olarak görülmemeleri gerektiğindendir. Her biri kendi ekseninde örgüt ötesine taşınan iki devletimsi yapıdan söz ediyoruz.

Elbet IŞİD ile PKK’nin gelişimi aynı seyri izlemedi.

IŞİD’i geliştiren ve kısa sürede büyüten etken konjonktürdür. PKK’yi ise kitlelerin desteği bugünkü konumuna taşımıştır.

Esad karşıtlığını kan davasına çevirip bu da yetmez gibi “Kürt anasını görmesin” anlayışını esas alıp önüne gelen her örgüte sarılan Türkiye; kendi cephesinden Sünni iktidar alanının genişlemesini bir güvence gören Suudi Arabistan ve Katar gibi devletler IŞİD’in büyümesine en ciddi katkıyı sağlayanlardır. Yine Irak’ın eski başbakanı Nuri Maliki’nin Bassızlaştırma politikasını giderek Sünnisizleştirmeye dönüştürmesi, yeni bir Saddam olma yolunda ilerlemesi de IŞİD’in ekmeğine yağ sürmüştür. Dünyanın lanetleyeceği açık olan IŞİD gibi katil bir örgütü kendi diktatoryal rejiminin geleceği için demokratik bir muhalefetten daha yararlı olacağını gören Esad da, IŞİD’in büyüme ve gelişmesine zımnen de olsa destek sunmuştur.

Suriye krizi sonrası İran’ın üstlendiği rolü de hatırlatmakta yarar var.

İran, tersinden bir etki ile Suriye’nin ayakta durmasına destek verdi. 10 Haziran sonrasında IŞİD’in Bağdat’a ilerlemesini durdurmak için Nuri Maliki’ye son ana kadar kol kanat gerdi.

İran’ın Besiç Ordusu adını verdiği gönüllü sivillerden oluşan dış operasyonel gücü, krizin başından beri Suriye’de muhaliflere karşı savaşmaktadır. Hakeza Lübnan Hizbullahı’da İran’ın desteği ve onayıyla Esad rejimine destek vermeyi, Suriye adına cephede savaşmayı sürdürüyor. Kabul etmek gerekir ki İran’ın Besiç Ordusu ile Lübnan Hizbullahı devreye girmemiş olsaydı, bugün Hama ve Humus kentlerinin, Halep’in önemli bir bölümü Suriye muhalefetinin denetiminde olurdu ki bu durum hem Suriye rejimini, hem de İran’ı zorlardı.

ABD ve Batı devletleri de dâhil birçok güç, kendi cephesinden dolaylı ya da direkt IŞİD’in gelişimine kâh izleyici olarak, kâh fiili destek sunarak katkı sundu; kendisini tehdit edecek noktaya gelinceye kadar da IŞİD’e dokunmamaya özen gösterdi. IŞİD ise tüm bunlardan yararlandı ve nihayetinde kanlı bir örgütten kanlı bir devlete dönüşünü ilan etti.

Artık ceberutluğu, katilliği dünya tarafından da görülen ve tescil edilen IŞİD, kendisine destek versin vermesin herkese dokunuyor, herkesi tehdit ediyor. Öyle olmasaydı İran ile Batı uzlaşma arayışına girmez, Esad IŞİD’e karşı ortak hareket etmek için Batı’ya çağrıda bulunmazdı.

PKK, IŞİD’in tam tersi bir seyir izledi. Deyim yerindeyse herkes IŞİD’e dolaylı ya da direkt katkı sunarken, PKK engellemelere, saldırgan politikalara rağmen kitlelerin desteği ve gelişmeleri önceden görmesiyle Ortadoğu’nun yadsınamaz aktörü olduğunu gösterdi.

Türkiye içerde PKK lideri ile görüşürken Rojava’da PYD üzerinden teorisi pratize edilen PKK’yi bitirmek için elinden geleni ardına koymadı. KDP ile geliştirdiği stratejik ortaklığın sunduğu olanakları sonuna kadar kullandı, Kürtlerin birlik arayışlarına her aşamada sekte vurdu. Önce El Nusra’yı, ardından ise IŞİD’i dört bir yandan Rojava’nın üzerine saldı.

IŞİD’in Musul işgalinin bir milat olduğunu daha önce yazmıştık. Şengal saldırısı ise IŞİD’in en azından Irak’taki defterinin kapanmasının miladıdır. IŞİD’in Irak’ta giderek zayıflayacağı, bundan sonrasında ise ağırlıkla Suriye’ye çekileceğini görmekte yarar var.

IŞİD Suriye’de Rojava’ya ve rejim güçlerine saldırırken geçmişteki desteği almasa bile Şengal’deki tepkiye benzer bir tepki ile karşılaşmayabilir.

Bu nedenle Rojava, IŞİD saldırıları karşısında bir müddet zorlanabilir. Hatta Afrin’e yönelecek bir IŞİD, Şengal benzeri kitlesel göçlere ve katliamlara da neden olabilir. Ama şurası da açık ki tamamen imha dışında –ki bu mümkün değil– hiçbir durum Ortadoğu’daki Rojava ve PKK gerçekliği defterini kapatamaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89