• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 40 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 31 °C
  • Berlin 24 °C

Rojava, Avrupa’da ‘diplomatik’ ağını genişletiyor

Fehim Taştekin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunca zamandır “PYD ve YPG terör örgütüdür, DAİŞ’ten (İslam Devleti) daha tehlikelidir” diye bas bas bağırdıktan sonra Avrupa Parlamentosu’nun koridorlarında YPG’nin bayraklarına rastlasa “Brüksel’e daha da gelmem” diyebilir! 2009’da dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “One Minute” diye çıkıştıktan sonra “Davos benim içim bitmiştir, bir daha gelmem” dediği gibi. Suriye’nin kuzeyinde ‘demokratik federasyon’ inşa etme yolunda ilerleyen Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Rojava’nın silahlı gücü Halk Savunma Birlikleri (YPG) Avrupa’da artan oranda meşruiyet zemini buluyor. Avrupa Parlamentosu’nda parlamenterlere ayrılmış odaların kapı ve duvarlarındaki YPG bayrakları Ankara’nın yüksek perdeden yaptığı itirazın duvara çarptığının küçük bir göstergesi.

Türkiye’nin oldukça sert tirat ve uyarılarına rağmen Rojava’nın siyasi ve askeri aktörleri Avrupa’nın farklı yerlerinde temsilcilik açmayı başardı. YPG’nin kadın kolu Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) komutanı Nesrin Abdullah ile PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah’ın 8 Şubat 2015’te Elysee Sarayı’nda Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande tarafından ağırlanması Kürtler için bir dönüm noktasıydı.

NATO, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’na ev sahipliği yapan Brüksel’de aktif bir diplomasi yürüten Suriyeli Kürtler, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’dan sonra İsveç’in başkenti Stockholm’de de temsilcilik açtı. Sırada Danimarka’nın başkenti Kopenhag var.

Bir taraftan Rusların diğer taraftan Batılıların yakın planda tuttuğu Suriyeli Kürtler ilk diplomatik zaferi 10 Şubat 2016’da Moskova’da açtıkları temsilcilikle elde emişti. Moskova’daki temsilcilik PYD değil Rojava yönetimi adına açılmıştı. Bu da Moskova’nın özerk yönetimi fiilen tanıması olarak görüldü.

Erdoğan’ın ise Moskova’da açılan temsilciliğe tepkisi sert olmuştu: "Şimdi PYD'ye destek olan ülkelere sesleniyorum. Çıkar çatışmasına girerseniz bunlar gelir aynı DAEŞ gibi canlı bomba eylemi yapar. Şimdi buradan Rusya'yı uyarıyorum. Sanıyorlar ki PYD'ye biz ofis açtık bize bir şey yapmazlar. Aldanıyorlar. Rusya'da da eylem yaparlar."

Erdoğan başka bir vesileyle ise Batı’yı şöyle uyarmıştı: “Batılı dostlarımıza tekrar seslenmek istiyorum. PYD ve YPG birer terör örgütüdür. Bu terör örgütlerinin bu tür bir yapılanmaya gitmesine vesile olanları tarih affetmeyecektir.”

Bu uyarılar fayda etmedi. YPG-YPJ 3 Nisan 2016’da Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da temsilcilik açtı. Açılışa Kobani Kantonu Dış İlişkiler Heyeti Başkanı İdris Nassan, Cezire Kantonu Dış İlişkiler Heyeti Başkanı Abdulkerim Ömer ve YPJ Komutanı Nesrin Abdullah’ın yanı sıra Çek hükümetinden temsilciler katıldı. Savaşın ortasında doğmuş silahlı bir örgütün AB’de temsilcilik açıyor olması bir ilk.

Prag temsilciliğini YPJ’den İman Derviş ile PYD’den Şervan Hasan yönetiyor. Al-Monitor’a konuşan Şervan Hasan temsilciliğin siyasi tanıma anlamına geldiğini belirtti.

Hasan “Neden Prag?” sorusuna da şu yanıtı verdi: “Temsilciliği sadece Çek Cumhuriyeti değil bütün Avrupa için açtık. Temsilciliği burada açmamızın nedeni Prag, Nesrin Abdullah’ın ilk ziyaret ettiği yerdi. Savunma Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yapmıştı. Ayrıca tarihinde farklı güçlerin egemenliği altında yaşamış olan Çekler Kürtlerin durumunu anlayabilen bir Avrupa topluluğu. Bizim demokratik ve insan haklarına saygılı bir yönetim inşa etme çabamıza da ilgi duyuyorlar. Avrupa ile ortak değerleri paylaşıyoruz. Ayrıca İslam Devleti (İD) ile mücadelemiz büyük takdir topluyor. Herkes artık şunun farkında: İD sadece Orta Doğu değil Avrupa’yı da tehdit ediyor. Bu yüzden YPG ve YPJ’ye ilgi büyük. Avrupalılar radikal İslamcılarla mücadelemize hak veriyor. Yine Çek Cumhuriyeti Arap dünyasıyla yakın ilişkilere sahip, bölgedeki gelişmeleri yakından izliyorlar ve bizi tanıyorlar.”

Hasan Çek Cumhuriyeti’nden askeri ya da mali destek alıp almadıkları konusunda “Bazı bakanlıklarla temaslarımız var. Ancak silah ya da parasal yardım almış değiliz. Kürt halkı olarak teröristlere karşı savaşıyoruz. Sahada Amerika ile birlikte çalışıyoruz. Bu mücadeleyi sürdürmek için stratejik ortaklıklara ihtiyacımız var. Avrupa’da yürüttüğümüz çalışma ortaklıklar tesis etmeye yönelik. Buradaki asıl görevimiz diplomatik temaslar kurmak ve stratejik dostluklar tesis etmek” dedi.

Kürtler bu tür çalışmaları yürütürken özellikle bölgede etnik ve dini grupların birlikte barış içinde yaşayabilecekleri bir model sunduklarının altını çiziyor. Orta Doğu cehenneminden gelen bu insanların Batı başkentlerinde kadına yüzde 40 kota tanıyan kanton sistemlerini anlatırken gördükleri ilgi kayda değer.

Prag’taki bu adımı 18 Nisan’da Stockholm takip etti. İsveç’in başkentindeki temsilcilik de parti adına değil Rojava yönetimini temsilen açıldı. Açılışa Nesrin Abdullah, Abdülkerim Ömer, Rojava yönetimlerinin Avrupa temsilcisi Sinem Muhammed ve PYD’nin İsveç temsilcisi Şiar Ali’nin yanı sıra Süryani toplumunun temsilcilerinden Bessam İshak da katıldı. İsveçli bir bakan ve bazı parlamenterler de açılışta hazır bulundu.

Prag’da Savunma Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yapmış olan Nesrin Abdullah Stockholm’de de İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist ile bir araya geldi.

PYD’nin Avrupa temsilcisi Zuhat Kobani Al-Monitor’a Avrupa’da atılan adımlarla ilgili şu bilgileri verdi: “İsveç’te açılan temsilcilik Rojava’yı temsil ediyor, PYD’yi değil. Kantonlarla ilişkiler bu temsilcilik üzerinden yürütülecek. Kopenhag’da da bir temsilcilik açacağız. Siyaseten Danimarka hükümetinin desteğini almış durumdayız. Şu anda temsilcilik için uygun bir mekân arıyoruz. Mekânı bulunca resmi açılışı yapacağız. Ayrıca Paris ve Berlin’de de temsilcilik açmaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Paris’te bir yer ayarladık. Avrupa’da resmi statü olarak tanınmış değiliz ama fiili bir tanıma söz konusu. Bu temsilcilikler, PYD’nin şimdiye kadar geliştirdiği diplomatik ilişkileri yeni bir aşamaya taşıyacak. Hükümetler adına bazı çalışmalar yürütülecek. Avrupalılar ofis açmamıza izin veriyor çünkü Rojava’da verdiğimiz mücadeleye yönelik siyasi dayanışma gereği duyuyorlar. Bu vesileyle İD ile mücadeleyi, demokratik özerkliği, demokratik federalizmi anlatıyoruz, Avrupalılar bizim meselelerimize yavaş yavaş aşinalık kazanıyor. Avrupalı hükümetlerden yardım alma peşinde değiliz. Amacımız statüyü adım adım garantiye alma ve meşrulaştırmaktır. Bu temsilcilikler kanton yönetimlerinin Avrupa’daki kurumlarla ilişkilerini geliştirecek ve enformasyon çalışmaları yürütecek.”

Geçmişte PKK’nin televizyon kanallarına yayın imkânı vererek Türkiye’yi epeyce kızdırmış olan Danimarka Ankara’yı tekrar öfkelendirmeyi göze almış gözüküyor.

Danimarka Dışişleri Bakanı Kristian Jensen, “PYD terörist bir örgüt değildir, PKK’den farklıdır” diyen selefi Martin Lidegaard’dan farklı olarak “PKK ile YPG arasında farklılık kurmam çok zor" ifadelerini kullanarak Türk kamuoyundan alkış almıştı.

Jensen’in Ekim 2015’te YPG’yi destekleme seçeneğini dışlayan bu tutumuna rağmen Avrupa’daki İD saldırılarının ardından Rojava’ya yaklaşımın değiştiği görülüyor. Danimarka hükümeti geçen ay İD ile mücadele için F-16 uçakları ve 400 askerle uluslararası koalisyona katılmaya hazır olduklarını duyurmuştu. Hatta Danimarka’nın YPG’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri’ne Amerikalılar gibi askeri katkı sunabileceği de konuşuluyor.

Ankara PYD ve YPG’nin Batı’da meşruiyet kazanmasını önlemek için bu iki örgütün PKK’nin uzantısı olduğu, sıkıştıkları an terör eylemlerine başvuracağı, rejim adına hareket ettiği, gücü silah zoruyla gasp ettiği ve Türkmenler ile Araplara karşı etnik temizlik yaptığı argümanlarını kullanıyor. Ancak bu yaklaşım sonuç vermediği gibi ters etki yapıyor: YPG, “İD ile mücadele eden örgüt” olarak yükselirken Erdoğan’ın “DAEŞ, bizim için nasıl bir terör örgütü ise, PYD, YPG de terör örgütüdür” diye tekrar ettiği sözler Türkiye’nin yakasına ‘İD destekçisi’ etiketinin yapışmasına neden oluyor. Tabii, Erdoğan geçmişte Med TV ve Nuçe TV’ye çalışma izni verdiği için rahatlıkla “terör destekçisi ülke” olarak mahkûm edebildiği Danimarka gibi ülkelerin PYD ve YPG’ye alan açmasını da seçmenine anlatmakta güçlük çekmeyebilir. Bu adımlar muhtemelen “Türkiye’nin iyiliğini istemeyen güçlerin provokasyonu” olarak damgalanacak ve ‘Hükümet nerede hata yapıyor?’ diye soran çıkmayacak. (Al monitör)

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89