• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 12 °C

Rojava

Günay Aslan

Son zamanlarda bir yandan kendi hayatımı, diğer yandan Rojava’yı düşünüyorum.

İnsan hayata bir kez geliyor ve onu da koşullar ne olursa olsun dolu dolu yaşamak, her an’a çok şey sığdırmak; deneyim zenginliği kazanmak istiyor.

Ne var ki hayatın tek düze ve heyecansız yaşandığı yaşlı ve yorgun Avrupa kıtasında bunu yapmak; rutine bağlı yaşamaktan kurtulmak kolay olmuyor.

Gerçi, Kürt mücadelesinin olduğu her yerde hayat yoğun bir çalışma temposu içinde geçiyor fakat, bu kıtanın da özelliği bu; insan sürekli olarak hep aynı şeyleri yapmak durumunda kalıyor. Böylesi bir kısır döngü de hayata deneyim zenginliği kazanmak için gelen insanın ruhu yaralıyor.

Rojava’da ise ölüm kol geziyor. Bu yüzden oraya gidemiyor, bunun için dostları ikna edemiyorum. Oysa serde gazetecilik olunca insan ateşin uzağında değil, ortasında olmak istiyor.

Ancak gidemiyor, Kürtlerin ve bölge haklarını kaderini derinden etkileyen Rojava’yı uzaktan izlemekle yetiniyorum.

Gazeteci meslektaşlarım Berfin Hezil’le Seyit Evran’ın yazıları ve başarılı programlarıyla kendimi teselli etmeye çalışıyorum.

Rojava’nın önemini sadece Kürtlerin değil, bölgenin bütün ezilen haklarının da bir gün anlayacağına inanıyorum.

Bugün bu önemi anlamayan, anlamaya çalışmayan bazı Kürtler ve bölge halkları bir gün dönüp geriye baktıklarında Rojava’daki olağanüstü direnişin kaderlerini nasıl etkilediğini göreceklerdir. Ve belki bugünkü kayıtsızlıklarından ötürü pişmanlık da hissedeceklerdir.

Ortadoğu’nun yeniden düzenlemesi sürecinde ortaya çıkan Rojava etkeninin ve onun temsil ettiği ‘üçüncü yol’ alternatifinin kaderlerini nasıl değiştirdiğini görecek ve bugün destansı bir direniş sergileyen Kürtlerin hakkını belki yarın teslim edeceklerdir. Fakat artık hiçbir şey orada insanlık adına savaşan çıplak yürekli Kürt gençlerinin hayatlarını geri getirmeye yetmeyecektir.

Bugün orada yaşanan zorlu savaşlarda yitirdiğimiz ve yaslarını bile tutamadan toprağa verdiğimiz gençler güneşin doğuşu gibi batışını da bir daha göremeyecek, yollarını gözleyen ailelerine, arkadaşlarına ve sevdiklerine geri dönemeyeceklerdir.

Özgürlüğün ölümsüz ateşinde yanıp küle dönen bu gençlerin hayatları sayesinde ama, hem Kürt halkı hem de bölge halkları önemli kazanımlar elde edecektir.

Bu çok açık görülmektedir.

Bugün küresel ve bölgesel gericiliğin uğursuz planlarını boşa çıkaran, halklar adına alternatifi dayatan ve bölgenin umut kaynağı olan tek dinamik Rojava direnişidir.

Rojava’da kutlu bir rüzgar gibi esen kadınlı erkekli Kürt gençleri, dünyanın birçok ülkesinden gelmiş, birçok ulustan katil sürülerine geçit vermemiş, bölgenin kadim kimlikleri ve özgürlük umutları adına destansı bir direniş sergilemiş ve önemli zaferler elde etmiştir.

Çeşitli ülkelerin istihbarat örgütlerinin gönderdiği, pasaport, para, silah, mühimmat, hareket imkanı gibi lojistik destek verdiği bu çetelere Kürt gençleri savaş meydanında esaslı bir ders vermiş; bunlara ve efendilerine okkalı bir ‘dur’ çekmiştir.

Bölgenin zenginliği ele geçirmek amacıyla din ve mezhep savaşlarını kışkırtan; insanlığın ve uygarlığın beşiği olan bu çoğrafyayı ‘medeniyetin dışına’ atmaya çalışan küresel ve bölgesel gericilik Kürt duvarına çarpmış, Rojava’dan öteye geçmemiştir.

Kimsenin şüphesi olmasın Rojava’nın yükselişi devam edecektir.

Kürt gençleri Kürt halkını kendi ülkesinde söz ve karar sahibi yapacak olan kahramanlığı sürdürecek, çok uluslu katil sürülerinden oluşan lejyoner ordusuna (El Kaide) ve onun arkasındaki güçlere karşı yeni zaferler elde edecektir.

Rojava’daki savaş ölümü ölüm, yası yas olmaktan çıkarsa, Kürtler ölülerine ağlayacak ve yaslarını tutacak zaman bulamasalar da bu savaştan muzaffer döneceklerdir.

Kürt insanı şimdi ölümün yasını tutmak ve acısını paylaşmak yerine öksüz bir çocuk gibi boynunu bükmek, ıssız bir köşede, kimseye sezdirmeden acısını içine sessizce gömmek zorunda kalıyor ama, bunu karşılığında ise Ortadoğu’nun kalbinden özgür bir ülke yükseliyor.

Hakimiyet savaşının ortasında, iki ateşin arasında kalmış Rojava’da her gün dağlar gibi kocaman hayatlar devriliyor; her Allah’ın günü özgürlük yolunda birbiriyle tutkuyla yarışan gencecik hayatlar sona eriyor ve ölümden geriye yas yerine sadece suskun bir kahır kalıyor ancak, Kürt’te artık bu sayede dünyaya gururla bakabiliyor.

Kürt insanı sadakatle bağlı olduğu özgürlük mücadelesinde yas tutamamanın, susmanın ve içine atmanın acısını çoğaltacağını biliyor ve bile bile asil bir ağırbaşlılıkla acısını ağıt yakmadan, gözyaşı akıtmadan ve hıçkırıklara boğulmadan sessizce içine gömüyor.

Rojava, Kürt olmayanın; içi ülke ve özgürlük aşkıyla dolup taşmayanın kolay kolay anlayamayacağı; anlamakta zorlanacağı bir dönemden geçiyor. Zorbanın karşısında sarsılmadan dimdik duran Kürt gençleri sayesinde orada bir tarih yazılıyor.

Bize de direnişten özgürlüğe uzanan bu tarihe saygılı olmak ve savaşın yıkıntıları arasından alkışlarla yükselen bu yeni ülkeyi selamlamaya hazırlanmak kalıyor.

Özcesi; bugünlerde Rojava hem hüzün, hem heyecan hem de gurur veriyor.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89