• BIST 89.385
  • Altın 145,846
  • Dolar 3,6324
  • Euro 3,8967
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 16 °C

Roboskî Katliamı örtbas edilemeyecek

Muzaffer Ayata

Roboskî Katliamı’nın aydınlatılması için başta aileleri ve demokrasi güçleri yoğun bir çaba sergilediler. Ancak hükümet kanadı ve onların basını ise olabildiği kadar zamana yaymaya ve unutturmaya çalıştılar. Sonunda istedikleri oldu. Askeri savcılık olayda herhangi bir suç ve suçlu bulmadıklarını ve ‘kaçınılmaz bir hata’ olarak değerlendirdiklerini açıkladılar.

İşin esası şuydu; ortada bilinmez bir durum yoktu. Çünkü savaş uçaklarını kaldırma ve bombalama emri vermek herhangi bir askerin ve subayın kendi başına yapabileceği bir iş değildi. Hangi uçak saat kaçta kalkmış, kim kaldırmış, kim emri vermiş her şey bilinir.

Herşey böyle ayan beyan bilinir ve ortadayken neden hükümet sorumluluğu üstlenip ölenlerin ailelerinden ve toplumdan bir özür dilemedi? Neden Erdoğan gösterdikleri hassasiyet ve başarılar için genelkurmayı ve askerleri kutladı?

İşin aslına gelirsek, fazla eğip bükmeden konuşursak açık olan şey Kürdistan’da sömürge hukukunun işlevini sürdürmekte olduğudur. Hüseyin Çelik hükümet adına yaptığı ilk açıklamada “operasyon kazası” dedi. Şimdi askeri savcılık da “kaçınılmaz kaza” diyor. Daha ilk tepkiler ve açıklamalarda olayın kapatılacağı, Kürtler öldüğü için “olur böyle vakalar” deyip geçileceği belliydi.

Özellikle Başbakan Erdoğan olayın gündeme gelmesine çok sinir oluyordu. Katliamı sahiplenenleri ve takipçisi olanlara kızıp suçluyordu. Olayın kapatılmayacağını, beklemek gerektiğini söyleyip duruyordu. Bu kafa değil miydi, Van Özalp’ta otuzüç köylüyü kurşuna dizip katliamı yapan Mustafa Muğlalı’nın adını kışlaya veren?

Çok sade ve insani bir soru soralım. Aynı şekilde bombalanlar arasında Erdoğan’ın kendi oğlu olsaydı onun ve Emine hanımın tepkisi şimdikinin aynısı olacak mıydı? Yandaş medyaları aynı biçimde seyretmekle yetinecek miydi?

Sömürge hukuku çok kaba biçimde işliyor ama Türk egemenleri ve uzantıları, medyası bunu hiç yokmuş gibi yapmayı çok iyi beceriyorlar. O çocukların ve gençlerin cenazelerini bir hatırlayın. Devlet yetkilileri bir kaç helikopter ve ambulans gönderip o cesetleri toplamadı. Köylüler, akrabaları gidip hayvanlara yükleyip getirdiler.

AKP’nin iktidarı hedeflediğini ve devlete yerleşmek için uzun yıllar uğraş verdiğini yazıp durduk. Demokratik ilkeyi esas almayanların sonunda iktidara teslim olacakları açıktı. AKP’nin geldiği yer tam da burasıdır.

Son haftalarda olanlara bakalım, içlerinde bakan çocuklarının da olduğu hükümete yakın çevreler gözaltına alınıp çalıp çırpmakla suçlandıklarında Erdoğan kıyameti kopardı. “Bu hükümete yönelik bir komplodur” dedi. Ardından yüzlerce polis şefinin yerleri değiştirildi. Savcılar yürüttükleri soruşturmalardan alındılar. Yargıyla yoğun polemik ve tartışmalara, yeni düzenlemelere gittiler. Erdoğan neden bu kadar sert tepki veriyor? Çünkü ucu kendisine ve iktidarına dokunuyor. Ancak otuzdört köylü Roboskî’de katledildiğinde böyle bir sorunu yoktu.

Kürdistan’da sömürge hukuku geçerli, dedik. Bunu Türk basının geneline bakarak da rahatlıkla anlayabiliriz. Milliyetçi ve militarist çevreler kesinlikle Kürtlerin ölümlerinden rahatsızlık duymazlar. İslami ve liberal geçinen, sağ ve muhafazakar kesim de özünde aynı yaklaşıma sahipler. Belki yaklaşım ve ifadede daha dikkatlı bir dil kullanırlar. Ama Kürtler yüzünden iktidarı ve devleti yıpratacak davranışlardan uzak durulmasını olağan görür ve bunu savunurlar.

Türk egemenleri böyle de onların şemsiyesi altına girmiş Kürtlerde durum farklı mı? Başta Galip Ensarioğlu olmak üzere Kürt olduklarını söyleyenler bile ikballerini tehlikeye atmaz, insani ve demokratik bir duruş sergilemezler. Roboskî Katliamı’nın örtbas edilmesine tepki olarak AKP’deki Kürtler istifa etseydi ne Kürtler bu kadar kolay öldürülebilir ne de katliamların üstü örtülebilinirdi. Roboskî’yi Kürt halkı unutmayacak ve unutulmasına izin vermeyecektir. Kim ne yaparsa yapsın Kürtler örgütlü direnişleriyle mevcut sömürge hukukunu da aşacaklardır. Herkes gibi eşit, özgür ve yaşam hakkına sahip olduklarını savunacaklardır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89