• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 26 °C

Resmen dalga geçiyorlar

Yavuz Baydar

Davutoğlu hükümeti, ‘çözüm süreci’ masasına geri dönmek ve anayasa konusunda mutabakat sağlamak istiyormuş. 

Heyecanlanmalı mıyız? 

Tabii ki hayır. 

Ortada, bir ‘orta oyunu’ dışında ne somut bir belirti var, ne de umut veren bir görüntü. 

Washington’da yapılan SETA toplantısında Bakan Mehmet Şimşek’i ve bazı AKP yandaşı yazarları dinlemeye gelen ABD’li ne yetkili olmuş ne de ciddi bir Türkiye gözlemcisi. 

Kendi kendilerine konuşmuşlar. 

Geçenlerde Diyarbakır’ı ziyaret eden Barış İsteyenler Grubu’nun Davutoğlu’yla yaptığı görüşmeden, ‘Hükümet yeniden barış masasına dönmek istiyor’ mealinde izlenim çıkmış. 

Anlıyoruz ki, ‘süreç’ hafiften hafiften ‘AKP’ye yakın Kürtler’ ile başlayacakmış. 

Öcalan devrede olmayacakmış. 

Ama hükümet bu ‘yazboz tahtası’ adlı orta oyunuyla aklımızla alay etmekte kararlı. 

‘Türk tipi başkanlık’ dışında gözü başka hiçbir şey görmeyen bir ‘üst akıl’, MHP’yle fiili ittifakı inşa ederken, halk da inanacak ki, çözüm süreci, bu saatten sonra, beyefendinin başkanlık rüyalarını yerle bir etmek üzere yeniden başlayacak. 

Dalga geçiyorlar. 

Öbür yandan, Davutoğlu, partisinden herkesin sadece ‘başkanlık’ olarak anladığı bir teklifi ‘anayasa’ ambalajı içinde diğer üç partiye pazarlamak niyetinde. 

Amaç, anayasanın, üzerinde uzlaşılmış 60 maddesinin içine ‘olmazsa olmaz’ tarzında bir başkanlık sistemine geçiş maddesini monte ederek, at pazarlığı ve gerekirse kılıfına uydurulmuş bir katakulliyle partilerden en az birine kabul ettirmek. 

AKP kulislerinden sızan bilgiye göre tüm dert, bu maddenin anayasa ambalajı içine nasıl enjekte edileceği. 

Dünkü habere göre, “Başkanlık sistemini ve parlamenter sistemi öngören iki ayrı metin hazırlayalım. Halkın karşısına iki metinle çıkalım. Hangisine oy verilirse onunla yola devam edelim önerisi götürelim” teklifi tedavüle sokulmuş. 

Bu olursa, önceden uzlaşılmış 60 maddenin parlamenter sistemi güçlendiren yaklaşık 35 maddesi tam bir çelişki doğurup yeni bir hukuk kaosu üretecek, daha oralara gelmiş değiliz. 

Bu arada, Meclis Başkanı İsmail Kahraman dün konuşmuş: 

“Hepimiz istikrarlı, hakları hürriyetleri tanımış uyum içinde bir Türkiye istiyoruz. Başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı başkanlık sistemi var. Hepsinde esas, kuvvetler ayrılığıdır. Kuvvetler ayrılığına dayalı bir sistem olması benim tercihimdir.” 

Ülkede kuvvetler ayrılığı tarumar olmuş iken ve sebebinin mevcut iktidarın devamının sağlanması olduğu artık herkes tarafından bilinir iken, bunları duyuyoruz. 

CHP’li Levent Gök dün diyordu ki: 

“Kuvvetler ayrılığının temel prensibi yürütme erkinin gücünün denetlenmesi, şeffaf olması, iktidarın hesap verebilir olmasıdır. Ama şu anda en ağır yolsuzluk dosyaları bile Meclis’te kapatılmak suretiyle örtbas edilmeye çalışılıyor.” 

Hukuk ve yargı yerle bir. 

Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk, dünkü yazısında Prof. Sedat Laçiner’in gözaltı sürecinde bir spor salonuna tıkılmış insanların içler acısı haline dair gözlemlerini hatırlatıp, Türkiye’nin tüm yargıç ve savcılarına sesleniyordu: 

‘Dehşete düştüm. Her şeyden önce insan olmaktan utandım. Sonra da bu yapılanların tersini anlattığım öğrencilerimden, en acısı ve korkuncu da hukukçu olmaktan utandım. İlk kez ülkemdeki adalet, yargı anlayışından tiksinti duydum.” 

Hukuk düzenini, kuvvetler ayrılığını lime lime etmiş olan bu hükümetin, ayarları dibe vurduracak bir başkanlık düzeni dayatması dışında ülkeye ne vermesini bekliyorsunuz ki? 

Heyecana gerek yok. 

Kaygılanın yeter.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89