• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 1 °C

Reformlar hızlandırılmalı

Hüseyin Yayman

AK PARTİ NE YAPMALI (2)
Dünkü yazıda AK Parti’nin nerede hata yaptığını analiz etmeye çalışmıştık. Özetle, anayasa referandumundan sonra yaşanan problemlerin temelinde ‘Yeni Türkiye’nin inşa krizinin’ yattığını söylemiştik. AK Parti, ‘eski siyasetin’ partisi olarak iktidara geldi ve sistemi restore etti. Partinin ana misyonu eski düzeni tasfiye edip, tarihsel rolünü tamamlamaktı. Partinin misyonu bittiğinde yerine yeni düzeni inşa edecek yeni bir siyaset gelecekti.

Geçen on iki yılda AK Parti bu tarihsel rolünü başarıyla tamamladı. Ancak tarihsel bir hüküm olarak ‘yeni düzeni kurma’ misyonu da AK Parti’ye verildi. AK Parti iktidarı döneminde pek çok alanda majör düzenlemeler yapıldı. Başta imar, bayındırlık, kalkınma olmak üzere ülkenin toplam imajı değiştirildi. Ancak aynı parti bayındırlık alanındaki başarısını politik alana transfer edemedi.

- AK Parti’nin yeni ajandasında ne var? Her ne kadar parti çevrelerinde bu eleştirilere ikna edici cevaplar verilse de yeni anayasa, siyasi partiler, seçim yasası, AB süreci dâhil olmak üzere pek çok alanda süreklilik içinde bir değişim stratejisi benimsendi. Özal’ın başlattığı glasnost ve perestroyka hızlandırılmak yerine bunlar zamana yayılarak ve toplumsal ikna süreçleri gözetilerek ilerlendi.

Tayyip Erdoğan, bazı aydınların ve entelektüellerin radikal ve maksimalist reform taleplerine zamana yayılmış bir takvimle cevap verdi. Böyle olunca liberal aydınlarla parti arasındaki makas açılmaya başladı. Bu koalisyonun bozulması aritmetik olarak partiyi etkilemese de uluslararası imajına hasar verdi. Peki AK Parti bundan sonra ne yapmalı?

- AB süreci hızlandırılmalı: Partinin içine girdiği politik miyopi ve bunun sonucunda yaşanan içe kapanma AB sürecinin tavsamasına neden oluyor. AB’nin Türkiye’ye karşı çifte standartlı tavrı bilinmekle birlikte siyasal/yönetsel reformları zamana bırakmak uzun vadede iktidarın aleyhine işledi. AB ve Kürt barışının Başbakan Erdoğan’ın uluslararası bir lider olarak görülmesine yol açan iki stratejik kart olduğunun parti çevresinde algılanması gerekiyor.

- Reformların kurumsallaşması sağlanmalı: AK Parti pek çok alanda tarihi düzenlemeler yaptı. Ancak bir süre sonra devlet hastalığına tutuldu ve kişiye bağlı yönetim tuzağına düştü. Siyasette lider eksenli yürüyen sistem, bürokraside de kişilerle kaim hâle geldi. Normal şartlarda yönetsel ve siyasal reformların kalıcı olabilmesi için kurumsallaşması gerekiyordu.

- Metal yorgunluğuna son verilmeli: On iki yıllık iktidar ciddi bir metal yorgunluğuna yol açmış durumda. Parti tabanındaki özgüvenin ve demokrasi bilincinin zaman zaman yönetimde olmadığı görülüyor. Bu bağlamda üç dönem kuralının devam etmesi ve partinin yeniden yapılandırılmasına hız verilmesi gerekiyor. Beşir Atalay hoca önderliğinde bu konuda kapalı devre bir çalışmanın yapıldığı iddia edilse de henüz deklare edilmiş bir yeni bir proje bulunmuyor.

- Çözüm süreci hızlandırılmalı: Son dönemde yaşanan sorunların bir nedeninin de çözüm süreci olduğu anlaşılıyor. Çözüm süreci, henüz siyasi elitler ve kanaat önderleri tarafından tam olarak kavranamayan bir süreç. Yüz yıllık sorun çözülüp demokrasi ortak keseninde yeni bir Türk-Kürt ittifakı sağlandığında sadece ülkedeki düzen değil, Orta Doğu’daki haritalar değişecek. Tam da bu noktada haritaların değişmesi olasılığının bazı başkentlerde endişe yarattığı ve hükümete karşı ciddi bir dezenformasyona girişildiği görülüyor.

- AK Parti yeni anayasa yapabilir mi: Bu sorunun aslı siviller yeni anayasa yapabilir mi şeklinde olmalıdır. Çünkü 1982 anayasası yapıldıktan sonra başlayan yeni anayasa talebinin üzerinden otuz yıl geçmesine rağmen hâlâ yeni anayasa yapılamadı. Politik olarak ne pahasına olursa olsun sivil, demokratik yeni bir anayasa yapamamak yeni krizlere davetiye çıkarmak anlamına geliyor.

- Eski kavram setiyle, yeni düzenin inşası: Yaşanan krizin sebeplerinden biri de eski düzenin kavram setiyle, yeni Türkiye’nin inşası sorunu oldu. Eski rejimin pratiklerinden mağdur olmuş bir hareketin paradoksal olarak aynı aygıtları kullanmaya başlaması Gezi başta olmak üzere pek çok alanda AK Parti algısının değişmesine yol açtı.

- Yeni siyaset, yeni söylem, yeni kadro, yeni parti: Geçen on iki yıl AK Parti’nin rakibinin de, alternatifinin de yine AK Parti olduğunu gösterdi. Bu bağlamda politik risk katsayısının arttığı bir dönemde AK Parti’nin yeni bir politik ajandayla ülkeyi 2023’e taşıması gerekiyor. Aksi takdirde hikâyesi eskiyen AK Parti, politik misyonunu tamamlamış olarak tarihteki yerini almış olacak. Son tahlilde AK Parti’nin kalkınma meselesini öncelediği kadar, siyasal reformlara hız vermesi ve demokratik standartları yükseltmesi gerekiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89